“Yenilenebilir Kaynaklarla Geleceğimize Büyük Bir Yatırım Yapacağız”

TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven: “Enerjide bir kaynak çeşitliliği olması gerektiğini düşünüyoruz. Rüzgar, güneş, su hepsini değerlendirmeliyiz. Daha temiz ve çevreci olan yenilenebilir kaynaklara yöneldiğimizde, geleceğimize büyük bir yatırım yapmış olacağız.”

ae_ruzgar_serdar_atasevenYenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgar enerjisi en tanımlanmış, hedefleri belirlenmiş alanlardan biri olarak göze çarpıyor. 2023 yılı için belirlenen 20 bin megawatt’lık kurulum gücü de rüzgar enerjisinin önemini canlı tutuyor. Biz de Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli, şu andaki durumu ve gelişmeler konusunda Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Mustafa Serdar Ataseven’le görüştük.

Türkiye’nin enerji politikasında,  rüzgar enerjisine verilen önem, konum ve değer konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Rüzgar enerjisinde 2005’e kadar çok kayda değer bir gelişme olmamıştır. Son dört yıldır, yılda 500 megawatt rüzgar santralini işletmeye alıyoruz. Ülkemiz için sevindirici bir aşama olsa da yeterli değildir. Çünkü, 2023 yılı rüzgar enerjisi hedefimiz 20 bin megawatt. Bu hedefe ulaşmak için, her yıl 2 bin megawatt santrali işletmeye almamız gerekiyor. Gerek son yapılan mevzuat değişiklikleri gerekse yenilenebilir enerji sektörüne yönelik düzenlenen organizasyonlardan, verilen teşviklerden enerji sektöründe sürdürülebilir bir politika olduğu gözlenmektedir. Potansiyelimiz var, kaynaklar var, yatırımcı isteği var, tedarikçi var, finansman kaynağı var. Ekonomik göstergeler yatırım yapılabilir bir ülke olduğumuzu belirtiyor. Sadece politikacıların stratejik kararlarına ihtiyacımız var.

Türkiye’nin cari açık vermesindeki en önemli unsur olan doğal gaz enerjisi ithalatına alternatif olarak başta rüzgar enerjisi olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi ve konumu nedir?

Türkiye elektrik enerjisi kaynağı açısından potansiyeli yüksek bir ülkedir. Fakat bu potansiyeli yeteri kadar kullanamıyoruz. Yenilenebilir enerjide, 2005 yılından sonra dikkat çekici politikalar oluşturulduğunu görüyoruz. Günümüzde bu konu daha önemli hale geldi. Avrupa ve Amerika yenilenebilir kaynaklara büyük bir hızla yöneldi. Her ülke kendi kaynaklarından daha fazla yararlanmanın yollarını arıyor. Bizim de bu konuya önem vermemiz lazım. Doğal kaynaklarımızdan elde edilen enerjiyi daha fazla kullanmalıyız. Yetmediği takdirde diğer kaynaklara yönelmeliyiz. Enerjide bir kaynak çeşitliliği olması gerektiğini düşünüyoruz. Rüzgar, güneş, su hepsini değerlendirmeliyiz. Daha temiz ve çevreci olan yenilenebilir kaynaklara yöneldiğimizde, geleceğimize büyük bir yatırım yapmış olacağız.

Rüzgar enerjisi alanıyla ilgili olarak, Türkiye’de  daha önce yaşanan yatırımlar konusundaki sıkıntılar ve mevzuat değişiklikleriyle mağdur olan kişi ve kurumlara yönelik görüşünüzü öğrenebilir miyiz?

Geçmiş dönemdeki mevzuat değişikliklerinden dolayı, mağdur olan firmalar olduğunu sanmıyorum. Ama genel anlamda rüzgar yatırımcısının mağduriyet yaşadığını söyleyebiliriz.  Özellikle, gün öncesi piyasalara tabi tutulması sıkıntı yaratıyor. Rüzgarı bir gün öncesinden saat 11’e kadar tahmin ederek bildirim yapmak oldukça zor. Bu nedenle, firmaların ya portföy  oluşturması, ya da ikili anlaşmalarla ürettiği elektriği satması lazım. Aksi takdirde,  piyasanın altında olan garanti fiyattan yararlanmak zorunda kalır. Bu da pek tercih edilen bir durum değildir.

Rüzgar enerjisine yönelik Devlet tarafından uygulanan teşvik ve desteklerin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Sizce nasıl bir mekanizma geliştirilmelidir?

Rüzgar enerjisinde yatırımcıya destek vermek için hükümet tarafından sunulan birçok teşvik vardır. Mesela 7.3 dolar centten 10 yıl boyunca alım garantisi vardır. Yatırımcı, ormandan veya hazineden kiralayacağı kiralama bedellerinin yüzde 85’inden muaf tutulur. EPDK tarafından verilen lisans bedellerinin sadece  yüzde 1’i alınmaktadır. Yatırım teşvik belgesi alındığında KDV muafiyeti sağlanmaktadır. Ayrıca, ülkemiz gümrük birliğine üye olduğu için gümrük vergisi alınmamaktadır. Garanti alım fiyatını düşük buluyoruz. Bunun 10 dolar/cent’e çekilmesi yatırımcıyı rahatlatacak ve sektörü canlandıracaktır.

Özel sektörün şu an için rüzgar enerjisi yatırımlarına bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?  Rüzgar enerjisi piyasasının tam anlamıyla oluştuğundan söz edebilir miyiz?  

Yatırımcı, aşılmasını beklediği bazı sıkıntıları olsa da rüzgar sektöründe gelecek gördüğü için yatırımlarına devam ediyor. Rüzgar enerjisi piyasası henüz tam oturmadı. Geçmiş yıllarla kıyasladığımızda, çok yol kat etti ama yapılması gereken daha çok iş var. Mevzuatlarla ilgili bazı düzenlemeler yapılırsa, eminiz ki yatırımlar hız kazanarak süratle çoğalır.

Rüzgar enerjisi alanında yabancı şirketlerin ilgi ve yaklaşımları ile yatırım yapma koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu an, Avrupa’nın karasal en büyük rüzgar pazarı konumundayız. Avrupa’da doymuş bir pazar var. Yatırımcı yeni pazarlar arıyor ve bizim konumumuz, rüzgar verimimiz, ekonomik koşullarımız yatırım yapmak için uygun. Bu nedenle, yabancı şirketlerin ülkemize yaklaşımları son derece pozitif. Şu an, hem Avrupa hem de Orta Asya’daki yatırımcı ülkemizin rüzgarı ile yakından ilgileniyor. Hatta Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği Haziran sayısında, sadece Türkiye’yi anlatan bir dergi hazırlıyor.

Türkiye’de rüzgar sektöründeki birçok yatırım, yabancı ortaklı olarak ilerliyor. Bunlar sevindirici. Avrupa’daki proje geri dönüş süreleri 18-20 yıl civarında. Buna karşılık, Türkiye’de 10-12 yıl arasında geri dönüş alabiliyorsunuz. Elektrik alım fiyatı Avrupa’ya göre düşük olmasına rağmen geri dönüşlerdeki kısa süre yatırımcıya cazip geliyor. Belirsizlik yok, yatırım yapma koşullarımız çok açık. Bu da yatırımcıya güven veriyor.

Başta rüzgar enerjisi olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik nasıl bir politika geliştirilmelidir?

Aslında, genel çerçeveden bakıldığında, politikalar belirlenmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan elektrik piyasası kanunu ile aksaklıkların giderilmesi ile ilgili ciddi çalışmalar yapıldı. Ama önümüzdeki hedeflere baktığımızda, bunları yeterli bulmuyoruz. Eğer her yıl 500 MW rüzgar bize yeter diyorsak, yeni politikalara ve çarelere gerek yok diyebiliriz. Ama 2023 yılı hedefine ulaşmak istiyorsak, birtakım politikalarımızda yatırımcı yönünde iyileştirmeler yapmamız gerekiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen yatırımcıyı ciddi anlamda destekleyen kanunlarla hareket etmemiz gerekiyor.

Söz konusu politika doğrultusunda oluşturulacak uygulamalar neler olmalıdır?

Mesela Almanya geçiş döneminde şöyle bir strateji izlemiş. Başlangıçta geliştirmek istediği teknolojiye büyük destekler sağlamış. Yüksek fiyat verip, Ar-Ge çalışmalarına destek olmuş. Sektör belli bir noktaya geldiğinde verdiği desteği azaltmış. Biz de böyle bir strateji izleyebiliriz. Belki ilk başta maliyetli olsa da, sektörün hızla ilerlemesi ve 10 yıl sonraki dış borcun azaltılması açısından karlı bile görülebilir.

TÜREB’în faaliyetleri ve amaçlarının, rüzgar enerjisi geliştirilmesi ve büyütülmesi yönünden taşıdığı önemden söz eder misiniz?

TÜREB (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) rüzgar enerjisi ile ilgili bilimsel, teknik ve uygulamalı araştırmaları takip etmek, rüzgar enerji kaynağının kullanımını yaygınlaştırmak için faaliyetlerde bulunmak amacıyla kurulan bir sivil toplum örgütüdür. Enerji Bakanlığı ile koordineli olarak Türkiye Rüzgar Enerjisi potansiyelinin ülke ekonomisine kazandırılması doğrultusunda önemli çalışmalarda bulunmaktadır. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği’nin resmi Türkiye şubesidir. Faaliyetlerini hem yurtiçinde, hem yurtdışında sürdürüyor.  Yatırımcılara ve sektör oyuncularına yol göstermek üzere araştırmalar yapmak, sektörü bir araya getirecek ve sorunlarına çözüm olabilecek toplantılar düzenlemek, bilgi artırımı ve paylaşımlar için teknik geziler düzenlemek, sektör çalışanlarına ilgili konularda eğitimler vermek, yol gösterici dokümanlar hazırlamak gibi faaliyetleri var. Bir taraftan sektör oyuncularını bilgilendirip sorunlarını çözmek için kamu ile bir köprü oluşturma vazifesi görürken, diğer yandan halkın rüzgar enerjisi konusunda bilinçlenmesi için sosyal sorumluluk projeleri ve bilgilendirici çalışmalar yürütüyor.

TÜREB olarak, rüzgar enerjisi alanına yönelik politikaların oluşumundaki katkınızdan söz eder misiniz?

Rüzgara ilişkin sektör toplantılar, kongreler ve çalıştaylar düzenliyoruz. Buralarda ortaya çıkan sonuçları, sorunları, yatırımcı taleplerini bizzat kamu sektöründen gelen yetkililere iletiyoruz. Hatta çoğu zaman, kamu tarafı da bu toplantılarımıza iştirak ediyor. Sorunları birebir dinliyor, Bakanlığın düzenlediği toplantılarda rüzgar sektöründeki firmaları temsilen bulunuyoruz. Üyelerimizin karşılaştıkları sorunları ve daha verimli çalışma platformları yaratmaları için gerekli olan koşulları iletmek için bir köprü vazifesi görüyoruz.

Önümüzdeki 10 yıl için TÜREB’in hedef ve amaçlarından söz eder misiniz?

Talep gören bir pazar oluşturmayı hedefliyoruz. Rüzgara yatırım yapmak isteyen gerçek yatırımcıları bulup çıkararak, onlara yol göstermek amacındayız. Bunun için çeşitli toplantılar, fuarlar, kongreler düzenleyerek sektör oyuncularını yabancı yatırımcılar ile bir araya getirmeye, bilgilendirmeye çalışıyoruz. Diğer yandan, sektördeki kalifiye eleman ihtiyacına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. 5-6 yıl sonra gençlerin bu sektöre girmelerini sağlamak için planlarımız var.

Önümüzdeki dönemde başlayacağımız üç önemli proje hedefimiz var. Şu an, Avrupa Birliğindeki hibe projelerine katılıyoruz. Bunları arttırarak hibe kredilerinden rüzgara katkı sağlamayı hedefliyoruz.

Üniversitelerde rüzgar günleri projesi yapmayı hedefliyoruz. Konuyla ilgili sponsor arayışı içindeyiz. İki uzman arkadaşımızı istihdam edeceğiz. Ülkemizdeki 180’in üzerindeki üniversitede üç yıl içinde rüzgarımızı ve istihdam fırsatlarını gençlere anlatmaya çalışacağız. Meslek seçimlerinde rüzgar sektörüne öncelik vermelerini ve işin geleceğinin açık olacağını fark etmelerini istiyoruz. Daha sonra da lise ve orta öğretim de bilgilendirici programlar planlıyoruz.

Türkiye’nin beş noktasında “Rüzgar Enerjisi Eğitim Merkezleri” oluşturmayı düşünüyoruz. Türbin modelleri üzerinde bakım-onarım, montaj gibi eğitimleri içeren merkezler kuracağız. Öncelikle bir merkez ile başlayıp sonrasında çoğaltılacak bir model planlıyoruz. Henüz projelendirme safhasında olan bu çalışmamıza, Ekonomi, Milli Eğitim ve Enerji Bakanlıklarımız nezdinde girişimlerde bulunarak destek isteyeceğiz. Sektörde yabancı dili, teknik bilgi ve becerisi olan teknik elemanlara ve bakım onarım konusunda uzmanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Hayata geçirmeyi planladığımız bu proje ile sektörün istediği özelliklere cevap verecek personel sağlamak mümkün olacaktır.

Kısacası, 10 yıl sonraki 20 bin megawatt hedefine ulaşmak için, gerekli şartların üreticiler, yatırımcılar için sağlanmış olmasına çalışıyoruz.

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

Sektörel Röportajlar

Türkiye’de Yeni Bir Sektör Oluşuyor

Tekno Ray Solar Satış ve Pazarlama Müdürü Mehmet Özenbaş: “Elektrik Piyasasında Lisansız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik’in çıkmasıyla sektörün hareketlenmeye başladığı görülüyor. Bu gelişmeler ışığında, Türkiye’de yeni bir sektör oluşuyor. Kısa

Sektörel Röportajlar

“Güneşten Elektrik Üreten Yatırımcıları RENSEF 2014’e Bekliyoruz”

Agoras Fuarcılık Genel Müdürü Mehmet Dükkancı: “Bildiğiniz gibi özellikle Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın teşvikiyle kurulmuş 850’ye yakın 5 yıldızlı otel ve tatil köyü otel var. Bunların aralarında güneşten elektrik

RÖPORTAJLAR

ICCI 2014 Fuarı Sektöre Ne Getirecek?

ICCI 2014 Fuarı öncesinde sektör temsilcilerinin nabzını tuttuk. Sektörün ortak görüşü, ICCI 2014 Fuarı’nın enerji sektörüyle birlikte büyümeyi ve gelişmeyi sürdürdüğü yönünde. ICCI 2014 Fuarı, Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının atağa