Rüzgar, Hidroelektrik Enerjiden Sonra, En Çok İlgi Çeken Yenilenebilir Enerjidir

Rüzgar, Hidroelektrik Enerjiden Sonra, En Çok İlgi Çeken Yenilenebilir Enerjidir

“Diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kıyaslandığında rüzgar hidroelektrik enerjiden sonra ülkemizde en yoğun ilgi çeken yenilenebilir enerji alanıdır. 2007 yılında gerçekleşen 78.000 Megawatt’lık olağanüstü katılımlı lisans başvuru sürecinden beri takip edildiği üzere rüzgar sektörü yatırımcıların yoğun ilgisini çekmekte, sektörde önemli lisans ve proje satın almaları gerçekleşmektedir.”

aeTürkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Erden’le TÜREB’in faaliyetleri, rüzgar enerjisinin dünyada ve Türkiye’deki yeri ve konumu, enerji sektöründeki gelişmeler, üretimde yenilenebilir enerji payının 2023 vizyonu doğrultusunda geliştirilebilmesi için alınacak önlemler ve özelleştirme süreçleri konularında görüştük.

Enerji sektörü içerisinde Türkiye ve Dünya’da rüzgar enerjisinin yeri ve konumu nedir?

48.000 megawatt civarında tekno-ekonomik potansiyeli olduğu tahmin edilen ülkemizin 2023 yılında 20.000 megawatt rüzgar kurulu gücüne ulaşmak gibi iddialı bir hedefi bulunmaktadır. Ülkemizde rüzgar enerjisi alanındaki yatırımlar özellikle son 5-6 yıllık dönemde önem kazanmış ve önceki dönemlerle kıyaslandığında oldukça hızlanmıştır. 2006 yılına kadar ancak 51 megawatt’a ulaşan toplam rüzgar kurulu gücümüz takip eden yıllarda hızlı bir şekilde artmış ve 2013 yılı sonu itibariyle 3.000 megawatt sınırına ulaşmıştır. Son 5 yılda da istikrarlı biçimde yıllık ortalama 500 megawatt’lık kuruluma ulaşılmış ve rüzgar sektörü bu hızla büyümesine devam etmiştir. TÜREB olarak mevcut ivme ile önümüzdeki 10 yıl içerisinde 20 gigawatt hedefine ulaşılmasını pek mümkün görmemekle beraber rüzgar bağlantı kapasitesinin yükseltilmesi, lisans verilecek projelerin sayısının arttırılması, yatırım süreçlerini uzatan bürokratik prosedürlerin azaltılması ve proje geliştirme kalitesinin artması gibi gelişmelerle bu hedefe yaklaşılması mümkün olabilecektir. Bu bağlamda, geçtiğimiz yıl Nisan ayı içerisinde gerçekleşen Elektrik Piyasası Kanun değişikliği ve Kasım ayında yayınlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’ni önemli fırsatlar olarak görüyoruz. Ayrıca bu yeni kanun ve yönetmeliğe istinaden TEİAŞ tarafından açıklanan 3.000 megawatt’lık yeni bağlantı kapasitesi de 20.000 megawatt’lık hedefe yaklaşabilmek adına ilk önemli adım olarak değerlendirilebilir. Fakat yine de bu iddialı hedefe yakınlaşabilmek amacıyla gelecek dönemdeki adımların da iddialı biçimde atılmaya devam etmesi ve sektörün önünün açılarak süreçleri yavaşlatan sıkıntıların bertaraf edilmesi şarttır.

Rüzgar enerjisi, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla hangi açılardan farklılaşıyor? 

Diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kıyaslandığında rüzgar hidroelektrik enerjiden sonra ülkemizde en yoğun ilgi çeken yenilenebilir enerji alanıdır. 2007 yılında gerçekleşen 78.000 Megawatt’lık olağanüstü katılımlı lisans başvuru sürecinden beri takip edildiği üzere rüzgar sektörü yatırımcıların yoğun ilgisini çekmekte, sektörde önemli lisans ve proje satın almaları gerçekleşmektedir. Ayrıca 78.000 megawatt’lık proje başvurusu ile ilgili olarak 2011 yılı boyunca gerçekleşen TEİAŞ katkı payı ihalelerinde verilen astronomik rakamlar da sektörel ilginin ve maalesef hesapsızlığın boyutunu da göstermektedir. Bu yoğun ilgiye rağmen lisansların yatırıma dönüşü hem yatırım süreçlerindeki çeşitli bürokratik problemler hem de bir kısım projelerin yetkin ellerde geliştirilmemesinden dolayı beklenenden yavaş gerçekleşmektedir. TÜREB olarak sektörel problemlerin en aza indirilebilmesi amacıyla sektörün tüm paydaşları ve kamu tarafıyla çalışmalar yapılmakta ve çözüm bulunması amacıyla öneriler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmalar üst seviye katılımlı çeşitli sektör toplantıları, yıllık düzenlediğimiz Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi, çalıştaylar ve çeşitli kurumlarla sürekli birlikte çalışan çalışma grupları kapsamında yürütülmektedir.

Ülkemizde bu gelişmeler olurken dünya çapında rüzgar enerjisi yatırımları oldukça hızlı biçimde artmaktadır. 2013 yılı içerisinde dünya ölçeğinde toplam kurulu güç 300.000 megawatt’ı aşarken, Avrupa’nın toplam kurulu gücü de 121.500 megawatt’a ulaşmıştır. ABD, Çin, Brezilya, Avustralya gibi ülkelerde yatırımlar bu ülkelerin yatırım destek politikalarının da desteğiyle hızlı biçimde artarken Avrupa’daki yatırımlar bölgesel ekonomik şartların da etkisiyle hızını azaltmakla beraber bölgede 11.000 megawatt ek kurulum yapılabilmiştir.

Avrupa Birliği’nin rüzgar enerjisine yönelik politika ve stratejilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Avrupa Birliği geçtiğimiz yıl sonlarında 2030 Enerji Hedefleri’ni açıklamış ve burada 2020’deki yüzde 20 yenilenebilir enerji hedefi gibi önemli yenilenebilir ve rüzgar hedefleri koymaya devam etmiştir. Almanya nükleer enerjiden çıkış kararı sonrası halen 2050 yılındaki iddialı hedeflerini belirlemek yolunda çalışmalar yapmakta ve Avrupa’ya bu alanda önderlik etmektedir. Global ekonomik kriz ve ekonomik durağanlaşma nedeniyle yatırımların artma ivmesinde bir miktar azalma beklemekle beraber önümüzdeki yıllarda rüzgar sektörünün tüm dünyada hızlı bir gelişim göstereceğini tahmin etmek mümkündür.

Rüzgar enerjisi kapsamında yan sanayinin gelişimi konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Sonuç itibarıyla dileğimiz 48.000 megawatt civarında tahmin edilen tekno-ekonomik potansiyelimiz dikkate alındığında bu global gelişim içerisinde ülkemizin önemli bir yer alabilmesi ve yine ülkemizin ekonomik gelişimi açısından da rüzgar enerjisi sektöründen faydalanılmasıdır. Sektörel gelişimin hızlanmasına mani olan bazı temel sıkıntıların ortadan kaldırılması ile hızlı bir gelişim sağlanabilmesi durumunda mevcut 5 kule, 2 kanat üretim tesisinin yanında hızla yenileri eklenebileceği gibi, bazı büyük üreticiler tarafından planlandığını duyduğumuz nasel üretim tesislerinin de ülkemizde kurulması mümkün olabilecektir. İlaveten, tamamen yerel kaynaklarla rüzgar türbini tasarımı ve üretimini başarmaya çalışan az sayıdaki tesisin yanına mutlaka yenilerinin de ekleneceği ve bunun ülke istihdamına olumlu bir etkisinin olacağı muhakkaktır.

Kısaca TÜREB’deki görevinizden ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB)’nin yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

2013 yılı içerisinde yapılan TÜREB Genel Kurulu’nda üyeler tarafından yönetime seçilen ekibin içerisinde ben de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktayım. Genel olarak proje geliştirme ve uygulama süreçleri, mevzuat çalışmaları ve dış ilişkiler alanlarında tecrübelerimi çalışmalarımıza yansıtmaya çalışıyorum.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği ülkemizde rüzgar enerjisinin kullanımını yaygınlaştırmak ve ilgili sektörleri geliştirmek amacıyla bu alanda çalışmalar yapmak, bilimsel, teknik ve uygulamalı araştırmaları takip etmek ve ilgili sektörel faaliyetlerde bulunmak amacıyla 1992’de Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuş olan ve içerisinde hem kamu hem de özel sektörün temsil edildiği bir sektörel sivil toplum örgütüdür.

TÜREB özel sektördeki tüm paydaşlarımız ile sektörün kamu paydaşları olan Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, Türkiye Elektrik İletim A.Ş., Enerji İşleri Genel Müdürlüğü, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu  ve T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın koordineli çalışmalarıyla Türkiye rüzgar enerjisi potansiyelinin ülke ekonomisine kazandırılması doğrultusunda önemli çalışmalarda bulunmaktadır.

Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği (EWEA)’nın da üyesi olan TÜREB, Rüzgar Enerjisi konusunda Türkiye’ deki en güçlü sivil toplum kuruluşudur.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Erden’le enerji sektöründeki gelişmeleri, üretimde yenilenebilir enerji payının 2023 vizyonu doğrultusunda geliştirilebilmesi için alınacak önlemleri ve özelleştirme süreçleri konularında görüştük.

Yenilenebilir enerji alanının, dünya genelinde enerji piyasasındaki yeri ve konumu nedir?

Yenilenebilir enerji küresel anlamda iki temel tehdide birden yanıt veren bir çözüm alternatifi sunması bakımından çok kritiktir. Enerji güvenliği ve iklim değişikliği ile mücadele, uluslararası arenada enerji sektörüne ilişkin yapılan tartışmaların merkezine yerleşmektedir.

Türkiye’de yenilenebilir enerji alanının gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye 2023 Enerji vizyonu, enerji sektörünün beş temel ayak üzerinde (doğal gaz, kömür, hidrolik enerjiye ilave olarak yenilenebilir kaynaklar ve nükleer enerji) yeniden yapılandırılmasını, 2023 yılına kadar yenilenebilir kaynakların payının yüzde 30’a çıkarılmasını hedeflemektedir.

Bu konuda alınması gereken önlemler sizce nelerdir?

Talep artışının güvenli, ekonomik ve çevre ile uyumlu koşullarda sağlanabilmesi, üretimde yenilenebilir enerji payının 2023 vizyonu doğrultusunda geliştirilebilmesi için şu önlemlerin alınması gerekiyor:

(1) Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi: Enerji verimliliği potansiyelinin ekonomiye kazandıracak uygulamaların yaygınlaştırılması, elektrik üretiminde ileri teknolojilerin maliyet-etkin şekilde kullanılabilmesinin sağlanması.

(2) Sektörde özel sektör payının arttırılması: Üretim özelleştirmelerinin sonuçlandırılması.

(3) Yabancı sermaye girişini arttıracak tedbirlerin alınması: (Piyasa mekanizmaları, mevzuat) Türkiye Piyasası’nı yatırımcılar için daha cazip hale getirebilecek mevzuat ve bürokratik ortamın kurulması.

(4) Bölgesel oluşumlara destek verilmesi: Bölgesel olarak yenilenebilir enetrji kapasitesinin gelişmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi önem taşımaktadır.

Yenilenebilir enerji alanıyla ilgili olarak, Enerji Bakanlığı’nın 2023 projeksiyonunda belirttiği yüzde 30 hedefine ulaşılması için yapılması gerek yasal düzenlemeler ve değişiklikler nelerdir?

Bu konuda, öncelikle özel sektörün yenilenebilir enerji alanında yatırımlarını artırabilmesi ve alanın büyümesi sağlanabilmelidir. Özel sektörün yatırımları için temel sorunlar da elektrik ve doğalgazda liberal piyasa yapısının tam olarak oturmaması, öngörülebilir bir fiyat yapısının bulunmamasıdır. Ayrıca, teknik açıdan da yetersiz iletim altyapısı ve bağlantı kapasiteleri, uzun bürokratik prosedürler ve problemler, mevzuatla ilgili sık gerçekleşen değişiklikler ve ihale mekanizmasının yatırımcıyı ön plana çıkarmamasının sebep olduğu yatırım süre kayıpları da önemli sorunlar olarak göze çarpıyor. Yatırımların arttırılabilmesi için öncelikle bu engellerin ortada kalkması gerekmektedir.

Enerji sektörüyle ilgili olarak gerçekleştirilen özelleştirme süreçlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilindiği üzere, özelleştirmeler özellikle kamunun kontrolünde olan elektrik dağıtım şirketleri ve kömürle çalışan termik santrallerin işletme hakkı ya da varlık satışı yoluyla özel sektöre devri şeklinde yapılmıştır. Bunlar dışında küçük ölçekte bazı hidroelektrik ve jeotermal tesislerin de özel sektöre devri yapılmıştır.

Özelleştirmelerin yenilenebilir enerji alanına etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji özelinde önemli bir özelleştirme etkisi gözlenmemekle beraber özelleştirmenin elektrik sektörünün liberalleşmesi, serbest, rekabetçi ve maliyet bazlı bir piyasa yapısına kavuşması açısından önem teşkil etmektedir. Özelleştirmenin önümüzdeki dönemde de hız kaybetmeden devamının piyasanın sağlıklı gelişimi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Röportaj: Hüseyin Bumin Ekmekçi, Alternatif Enerji

 

 

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

HABERLER 0 Comments

Sinan Bubik:”Akıllı Şebekelerin Yaygınlaşmasıyla Üretime Katkımız Artacak”

İSTANBUL – Yaklaşan ICCI 2012 öncesi konuşan Siemens Yenilenebilir Enerji Bölüm Yöneticisi Sinan Bubik yoğun geçen bir 2011 yılı ardından yakın zamanda yıllık üretim kapasitesi 129 GW/h olan Dağpazarı Rüzgâr Santrali’nın

RÖPORTAJLAR 0 Comments

Hakan Erkan: “31 Mayıs’tan Sonra Yeni Bir GENSED”

İSTANBUL – GENSED 2. Olağan Genel Kurul Toplantısı ardından GENSED Başkan Yardımcılığı’na seçilen Hakan Erkan, 31 Mayıs’ta gerçekleştirilecek ilk yönetim kurulu toplantısı ardından 1 Haziran itibariyle bambaşka bir GENSED’in yoluna

ENERJİ YÖNETİMİ 0 Comments

“Sürdürülebilir Üretim, Sürdürülebilir Enerji Kullanımını Gerektiriyor”

Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) Yönetim Kurulu Başkanı M.Tülin Keskin: “Artık ülkeler ithalat yaptıkları ürünlerin hangi enerji türüyle üretildiğini sorguluyorlar. Çevre çok önemli. Sürdürülebilirlik çok önemli. Kalkınmanın temeli de üretim. Sürdürülebilir