Yenilenebilir Enerji, Eşitlik, Özgürlük ve Barış Demek

Yenilenebilir Enerji, Eşitlik, Özgürlük ve Barış Demek

Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar: “Yenilenebilir enerji kaynağının herkese eşit olarak ulaşması, eşitlik demek. Herkesin bulunduğu yere gelmesi ve orada enerjisini sunması, insanlar için özgürlük demek. Kimseyi öldürmeden yararlanılabildiği için de barış demek. Yenilenebilir enerji, eşitlik, özgürlük ve barış demek.”

sohMarmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Türkiye’nin mevcut enerji politikalarına köklü bir itiraz getiriyor. Prof. Dr. Uyar, enerji politikalarında yenilenebilir enerjiye yüzdelik oran tanımak yerine, bütünüyle bir geçiş yapılması gerektiğini ifade ediyor. Prof. Dr. Uyar, enerji sistemlerine bütünlükçü bir bakış açısıyla yaklaşmanın önemine değinerek, sorundan yana değil, çözümden yana bir anlayışın geçerli olmaya başlaması gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Uray’la enerjiyi çok boyutlu olarak ele aldığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.

Dünya ekonomisi açısından enerjinin yeri ve önemi giderek artıyor. Enerji konusuna nasıl bir perspektifle bakmalıyız?

Başlangıç olarak, enerji sisteminin ele alınması gerekiyor. Enerji sisteminde enerji kaynakları nedir, bu kaynakları insanların ihtiyaç duydukları elektrik ve ısıya çevirecek hangi tür teknolojiler vardır, bu teknolojilerin hangileri geçmişin sorunlu teknolojisidir ve terk edilmiştir, hangisi geleceğin teknolojisidir gibi unsurların belirlenmesi çok büyük bir önem taşıyor. Çünkü, enerjiyle ilgili teknolojinin gelişiminde sorunlu teknolojiler yerini daha az malzeme gerektiren daha az enerji tüketen, daha çok iş yapan teknolojilere bırakıyor. Enerji teknolojinin böyle bir tarihi var.

Enerji sistemini oluşturan asıl unsurlar nelerdir?

Enerji sisteminde kaynaklar, teknoloji ve buzdolabı, televizyon, klima gibi son kullanım teknolojileri ile enerjinin yalnızca ihtiyaç duyulduğu yerde kullanılması anlamına gelen son hizmet çok önemli. Enerji sistemine böyle bir bütünlükte bakılmalı. Çözümün olduğu yer, enerjinin etkin kullanımı ve yenilenebilir enerji ama bu noktaya varabilmek için bütünlüğü ele almamız gerekiyor. Enerji Ekonomi Ekoloji Karar Destek Sistemi adını verdiğimiz ekonominin gelişimiyle ilgili ne planlandığı, bu gelişimin ihtiyaç duyduğu enerjinin ne olduğu, bu enerjiyi üretirken hem AB’nin ve hem Birleşmiş Milletlerin vardığı standartlara dikkat edilmesi ve gözetilmesiyle geleceğin planlanmasını göz önüne almalıyız.

Enerji politikalarında yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme ve enerjinin etkin kullanılması konusundaki yaklaşım ne yönde gerçekleşiyor?

Enerji politikasıyla ilgili olarak, öncelikle sorunun ve çözümün iyi tanımlanması, ortaya konulması, çözümü gerektiren nedenlerin iyi analiz edilmesi ve karar vericilerin bu yönde tutum geliştirmeleri gerekiyor. Karar vericilerin çözümden yana olması çok önemli. Bu kapsamda, uzun vadeli olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması ve enerjinin etkin kullanımının sağlanması şart. Geçtiğimiz günlerde, Amerikan Eximbank kömür santrallerine kredi vermediklerini açıkladı. Daha önce de Avrupa Birliği finans kurumlarından benzer açıklama gelmişti. 2011 yılında Amerika’daki 150’inci temiz kömür santrali de iptal edildi. Nükleer atık ısı santrali konusunda ise, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1978 yılından itibaren tek bir nükleer santrali yapılmadı. Almanya 2050 yılında yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçmeyi hedefliyor. Bu hedefi gerçekleştirirken de şu andaki enerji tüketimini yüzde 45 azaltmayı planlıyor. Dolayısıyla, dünya çapında enerji alanında fosil çağının sona erdiğini söyleyebiliriz.

Türkiye’nin enerji politikasını bu çerçevede nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de yenilenebilir enerji konusunda karar vericiler Enerji Karar Destek Modelleri’ni yeterince bilmiyorlar. Enerjide hem fosil yakıtlardan hem de yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanmayı düşünüyorlar. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji kaynakları arasında şu anda neredeyse sıfır düzeyindeki payını yüzde 10’a çıkarmayı yeterli görüyorlar. Böyle bir yaklaşım olamaz. Yenilenebilir enerji kaynakları için yüzde 10 oranını desteklemek, yüzde 90 oranında kömürü, petrolü ve nükleeri desteklemek demektir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnızca termik santrallerinden dolayı, 5 milyon kişi kanser hastalığına yakalandı. Dolayısıyla, fosil yakıtların kullanımını tercih etmek dünyanın en büyük kanser hastanelerini kurmayı kabul etmektir.

Nasıl bir yöntem izlenmeli?

Çözüm yönünde hareket etmek gerekiyor. Ya yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih edeceksiniz ya da fosil yakıtları. Yenilenebilir enerji kaynakları için bu oranı uygun görmek, “Yenilenebilir enerji büyümesin, ufak kalsın” demektir. Halbuki şu anda, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yeni doğmuş bir çocuk gibi çözüm olarak ortaya çıktı. Dünya bu yönde ilerlerken, bizim de o çocuğu büyütmemiz, ufak diye dövüp kötü davranmamamız gerekiyor.

Türkiye’de yenilenebilir enerjinin öneminin yeterince anlaşılması ve kullanımının yaygınlaşması için ne yapmak gerekiyor?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yenilenebilir enerji konusunun konuşulması gerekiyor öncelikle. Bu konu Meclis’te hiç ele alınmıyor. İktidar temsilcileri fosil yakıtlar konusunda tercihlerini yapıyorlar. Çünkü çözüm onları ilgilendirmiyor. Almanya’da 3 bin bilim adamı bir araya geliyor enerji politikasında Almanya için en doğru yöntemleri ve uygulamaları belirliyor, bütün iktidarlar o yöntemi ve uygulamaları yerine getiriyor. Türkiye’de de böyle bir modelin katılımcı bir anlayışla oluşturulması gerekiyor. Enerjide çözüme doğru ilerlemek isteniyorsa, Türkiye’de yaşayan insanların da karar verme süreçlerinde ilgi, beklenti ve taleplerini dikkate almak bir zorunluluk.

Yerel yönetimler açısından tabloyu özetler misiniz?

Özellikle, yerel yönetimler için uzun vadede kentin planlanması, kentteki faaliyetlerin belirlenmesi, enerji ihtiyacının saptanması, çevre dostu kentler olarak düzenlenmesi gibi unsurlar bu bakış açısından değerlendirilmeli. Türkiye’de böyle bir yaklaşımın yerel yönetimler açısından geçerli olmadığı görülüyor ama dünyada 300 kentin yüzde yüz yenilenebilir enerjiyle beslendiğini de ifade etmek gerekiyor.

Bazı belediyelerin yenilenebilir enerji uygulamalarını hiçbir şekilde yeterli bulmuyorum. Yerel yönetimlerin ancak, “Yüzde yüz yenilenebilir enerji kullanacağım, karbonsuz kasaba yapacağım” demeleri anlamlı olacaktır. Yoksa, çatıya üç tane güneş pili kurulması, diğer tüm ihtiyaçların fosil yakıtlarla sağlanması mevcut durumun sürmesinden başka bir sonuca yol açmıyor.

Çözüm açısından enerjinin etkin kullanımının yeri ne olmalıdır?

Enerjinin etkin kullanımında mevcut en yeni teknolojiler kullanılmalı. Dünyada 10 yıl önce kullanılan tasarruf ampulleri değil, led ampul teknolojisi tercih edilmeli. Led ampul kullanıcılara ücretsiz de olsa verilerek, enerji tüketiminin yarı yarıya azaltılması sağlanmalı. Buradaki prensip daha az enerji kullanarak, enerji ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Yoksa, kişi başına enerji sarfiyatını gelişmişlik ölçütü olarak kabul eden anlayış, kanser hastalarının sayısını artırmaya hizmet eder.

Türkiye’de enerjinin etkin kullanılması anlayışının giderek geçerli olmaya başladığını düşünüyor musunuz?

Türkiye’de enerjinin etkin kullanımını içeren Yasa, dünya uygulamalarının 35 yıl sonrasına denk gelmesine karşın, yeterince işletilemiyor. Bin metrekarenin altındaki tesisler için 10 yıllık bir erteleme getirildi. Daha az enerji tüketmenin, daha az para ödemenin geciktirilmesi olur mu? 1970’deki petrol kriziyle dünyada uygulanmaya başlayan otomatik olarak lambaların söndüğü, daha az elektriğin kullanıldığı son hizmetin verildiği, yalnızca aydınlatılması gereken yerlerin aydınlatıldığı, insanların en az elektrik tüketerek, çevreyi kirletmeden ulaşımının sağlandığı sistemlere geçiş yapılmalı.

Enerjide fosil yakıtlarının içeriği ve etkilerinden söz eder misiniz?

Fosil yakıtlar, biyoenerji dediğimiz fotosentezle oluşmuş ormanların organik maddelerin volkanlarla ya da tsunamiyle yerin altına gömülerek fosilleşmesiyle oluşuyor. Kömür, petrol ve doğalgaz dediğimizde hepsi karbon içeriyor. Kömür katı bir madde. Daha fazla karbon içeren ama kül ve mineral madde içeren bir kaynak. Petrolünse külü daha az ama kükürt içeriyor. Doğal gazda ise, kükürt yok, mineral yok ama azot oksit var. 1 kilowatt/saat elektriği kömürden ürettiğiniz zaman atmosfere 1 kilogram karbondioksit salınıyor. 1 kilowat/saat elektrik üretimi için petrol kullanıldığında ise, 650 gram atmosfere karbondioksit veriliyor. 1 kilowatt/saat elektrik üretimi için doğalgaz kullanılırsa da 450 gram karbondioksit atmosfere veriliyor. Böylece, sera gazı battaniyemiz kalınlaşıyor. O zaman da buzlar erimeye başlıyor Kyoto Protokolü’de bunu içeriyor.

Bu açıdan yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi nedir?

Her şeyden önce, yenilenebilir enerji kaynaklarının dünyada sınırsız ve ücretsiz olarak mevcut olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Yenilenebilir enerji kaynaklarının fosil yakıtlara göre şu özellikleri ön plana çıkıyor: Yenilenebilir enerji kaynağının herkese eşit olarak ulaşması, eşitlik demek. Herkesin bulunduğu yere gelmesi ve orada enerjisini sunması, insanlar için özgürlük demek. Kimseyi öldürmeden yararlanılabildiği için de barış demek. Yenilenebilir enerji, eşitlik, özgürlük ve barış demek. Eşitlik, barış ve özgürlüğün olduğu yerde de demokrasiden söz ediyoruz.

Dünyada yenilenebilir enerjinin, fosil yakıtlara ekonomik olarak bir alternatif oluşturmaya başladığını düşünüyor musunuz?

Amerikan Enerji Bakanlığı’na bağlı araştırma laboratuarlar tarafından 17 Eylül 2013 tarihinde “Devrim şimdi, geleceğin dört temiz teknolojisi ticari olarak var” şeklinde bir rapor açıklandı. Rapora göre, geleceğin dört temiz teknolojisinin maliyetlerinin uygunluğu nedeniyle, ticari olarak geçerli hale geldi. Raporda bu teknolojiler; rüzgardan elektrik üretimi, güneş pillerinden elektrik üretimi, led lambalar ve elektrikli otomobiller olarak sıralanıyor. ABD’de son altı yılda rüzgardan elektrik üretimi 14 kuruş kilowat/saate düştüğü için, 60 bin megawatt’lık rüzgar santrali kuruldu. Bu kapasiteyle ABD, rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde Çin’den sonra ikinci sıraya gelmiş oldu. Güneş pillerinin maliyetleri ise, watt başına 800 dolara düştüğü için 7 bin megawatt’lık güneş pili çatılara monte edildi. 2011 ve 2012 yılları arasında, 20 milyon adet led ampulleri satışı gerçekleşti. Son iki yıldaki araba aküsündeki ucuzlama nedeniyle ise, 70 bin tane elektrikli otomobil satıldı. Dolayısıyla, yenilenebilir enerji kaynakları sınırsız olması ve yenilenebilir enerji teknolojisinin ucuzlamasından dolayı, tek ihtiyaç karar vericilerin sorundan yana değil çözümden yana olmaları.

Hüseyin B. Ekmekçi

huseyin.ekmekci@alternatifenerji.com

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

RÖPORTAJLAR

Nurcan Sarıca: “Van’da Ar-Ge Faaliyetlerine de Başlayacağız”

İSTANBUL – TIREC 2012 etkinliğinin ana sponsorlarından olan ve pek çok firmanın aksine Türkiye pazarına girmek için Van’da yerleşmeyi seçen LTİ Reenergy şirketinin Finans Yöneticisi Nurcan Sarica’yla konferans esnasında kısa

RÖPORTAJLAR 0 Comments

Yener Yildirim: ‘Ekolojik Bina Değerlendirme” Konusu Suistimale Açık

İSTANBUL – Yeşil binalarla ilgili var olan ‘Değerleme Standartları’nı geliştirmek ve değerleme uzmanlarını bu anlamda bilinçlendirecek bir eğitim süreci için çalışmalarının gerek bireysel anlamda gerekse yardım düzeyinde sürdüğünü belirten TDUB

Sektörel Röportajlar 0 Comments

İbrahim Ocak:” Globalleşen Ekonomide Uzakdoğulular Avrupalılaşıyor, Avrupalılar Çinlileşiyor”

.Sayın Ocak, bildiğimiz kadarıyla 2011 sektördeki 9. yılınız. 2002 yılına dönersek, 2001 yılındaki büyük bir ekonomik krizin ardından o dönemde neredeyse hiç duyulmamış bir sektörde yatırım yapmak kararına nasıl vardınız?