“Yatırımcının Kar Marjlarına Sıkıntı Getirmememiz Gerekli”

Limak Holding ve ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, ICCI 2013’te konuştu: Enerji yatırım hızını devam ettirmemiz lazım, bunun için de enerji piyasasında yatırım yapanların kar marjlarını iyi düşünmemiz gerekli. Yoksa artık devletin bu konuda yatırım yapması söz konusu olmadığı için, özel sektöre de bu yatırımı yaparken gerekli kar marjlarına herhangi bir sıkıntı getirmememiz gerekli.”

19. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nda “MÜSİAD Özel Oturumu: “Yatırımcı Gözüyle Enerji Sektörü” isimli panel düzenlendi.  Panelde söz alan Limak Holding ve ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, TBMM’de kabul edilen 6446 Sayılı Yeni Enerji Piyasası Kanunu’nun yasalaşmasıyla, enerjide yoğun rekabetin yaşanacağı bir piyasanın oluşacağını söyledi. Özdemir, Yasa’nın çerçeve bir yasa olduğunu, büyük bir ikincil mevzuatlar denilen yönetmelikler ve genelgelerle piyasada işlerliğinin sağlanması gerektiğini kaydederek, “Burada görev, yüzde 75-80 oranında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na düşüyor. Geri kalan kısmını da Türkiye’de Enerji Bakanlığı’nın yapması gerekmektedir. Bu bir süreç alacak ve türev piyasaları dediğimiz bu kanunun en önemli kesimlerinden biri olan Enerji Piyasası İletim İşletme Anonim Şirketi’nin kurulması da bu yasanın gereklerinden bir tanesi. Sanki, 2015 yılının sonuna kadar bir zamanımız var, 2,5 sene gibi bir zamanımız olmasını düşünmemize rağmen, bunun uzun bir zaman olmadığını, çünkü önümüzde çok önemli mesafelerin kat edilmesi gerektiği hepimiz tarafından bilinmektedir. Bu genelgeler, yönetmelikler hazırlanırken hiç unutmamamız gerekir ki, piyasadaki arz güvenilirliğini tehlikeye düşürmeyecek tedbirleri almamız lazım” şeklinde konuştu.

Özdemir, Türkiye’nin enerji piyasasında dünyada ikinci büyük büyüyen ülke olduğunu ifade ederek, “Başta Çin var, arkasında biz geliyoruz. AB ülkeleri yüzde 1-2 büyürken, Türkiye’miz geçtiğimiz yıllardan bugüne baktığımızda her yıl enerjide  yüzde 6-7 mertebesinde büyümüş. Yatırım hızını devam ettirmemiz lazım, bunun için de enerji piyasasında yatırım yapanların kar marjlarını iyi düşünmemiz gerekli. Yoksa artık devletin bu konuda yatırım yapması söz konusu olmadığı için, özel sektöre de bu yatırımı yaparken gerekli kar marjlarına herhangi bir sıkıntı getirmememiz gerekli. Bu zor dengeyi kurarken, Türkiye’nin en büyük baş belasının cari açık olduğunu biliyoruz. Bunun da büyük bir kesimi, yüzde 90 ı enerjiden kaynaklanmaktadır. Biz Türkiye’de enerji üreteceğiz, güvenilirliğini sağlayacağız ama dışa bağımlılığı da azaltmamız gerekli. Bütün bu hedefleri ülkenin sosyal ve ekonomik koşullarını da dikkate alarak optimize etmemiz gerekiyor. Ne kamunun, ne de yatırımcının ne de biz paydaşlarının işimiz hiç de kolay değil. Ülkemiz ekonomik olarak büyüyor, elektrik tüketimimiz de ekonomimizden daha hızlı büyümektedir. Sadece elektrik değil, köprülerde, havalimanlarında, otoyollarında, tüm altyapılarda özel sektörümüzün bu yatırımları yapmasına hazırdır özel sektörümüz. Bu ekonomik istikrarın devam etmesi, piyasaların şeffaf yapılandırılması çok önemlidir, yatırımcılarımız piyasa riskleri dışında riskler taşımak zorunda kalmayacaktır ki asıl olan da budur” şeklinde sözlerini tamamladı.

“Denge tutturmak zorundayız”

Enerji Bakanı Taner Yıldız ise, Bakanlık olarak, enerji sektöründe çok farklı bir dengeyi tutma, tutturma zorunda olduklarını belirterek, önemli olanın kamu kaynaklarının paylaştırılma işinde denge sağlamak olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bütün bu işler nimet külfet paylaşımıyla götürülmektedir, ve ister su, ister rüzgar, ister jeotermal, isterse güneş, Allahın bu ülkeye bahşettiği yerli kömürden tutun ki, bütün kaynaklara varıncaya kadar, bütün bahşettiklerini bir vatandaşımız adına tasarrufta bulunabiliyoruz. Şu anda karşımızda aynı zamanda tüketiciler var, Sanayi Odası’nda toplantı yapıyoruz, bir tavsiyeye iki karşı görüş belirtildi. Bunların dengesinin tutturulması lazım. Çok enteresan güzel örnekler verildi, ama bunun temel mantığını hep beraber kavrayabiliyor olması lazım. Tabi kamu ister, imtiyaz hakları ister, yap işlet devret gibi kredilendirme modelleri, hangisi olursa olsun, vatandaşın hakkıyla özel sektörün arasında bir paylaştırmada bulunuyor.”

Enerji projelerini ekonomiye yük olmadan yürüttüklerini belirten Bakan Yıldız, Almanya, geçen yıl verdiği ve bu yıl vereceği rakamla beraber 30 milyar Euro sübvansiyon yapıyor. Ben 3 milyar Euro bile yapamam, napıyoruz, eğer siz bu yapacağınız yatırımları yerli kaynaklardan yapıyorsanız, o  7.3 sentiniz 10 senti geçiyor, yani projeler elverişli hale geliyor. 10-12 yılda amorti ediyorsanız, 7-8 yılda amorti etmeye başlıyorsunuz. Yatırımcılarımızdan her bir enerji kaynağı için bahsedilen, kömür, rüzgar, su, güneş, ne varsa, hepsinin birbirine göre avantajları ve dezavantajları var. Kiminin yatırımında, kiminin işletmede, kiminin ithalatta avantajı var. Bunların her birisinin birbiriyle korelasyonunu ayarladığınızda, ortaya bizim koyduğumuz tablo çıkıyor. Ne çok kar vererek, ne de az kar vererek işletemiyor olmalarına yol açmamız lazım. Makul bir karla beraber, ayakları üzerinde yürüyebilen, zaman zaman da koşabilen bir sektör oluşturmamız gerekiyor.”

TPAO ve BOTAŞ’ın, bazı projelerde ortaklığa açılabileceğini belirterek, “Bu önemli bir açılımdır, kamu ve özel işbirliği için önemli örneklerden bir tanesidir. Bazı yerlerde özel sektör dinamizmi, bazı yerlerde devlet ciddiyeti gerekmekte ama her ikisini birleştirdiğinizde çok daha büyük bir sinerji olduğunu ortaya koyuyoruz. Tabi ki dağıtım şirketleri başarıya ödül almak durumundalar. Daha fazla iyileştirme yapıyorlarsa onun bedelini zaten alacaklar. Her türlü yatırıma bulacakları parayı, şu anda özel sektör yapıyorsa kamu harcamıyor demektir. Her kaplamadığımız, her yerini kaplamadığımız genel bütçeden alınan paylar, adalet gibi, eğitim gibi, sağlık gibi sektörlere harcanıyor. Yani enerjinin böylece dolaylı da büyük faydası var. Doğalgaza para vermeyelim derken, eğer biz yerli sanayimizi oluşturmazsak, bu sefer rüzgar ve güneşe, onların teknoloji sahibine ve yatırımcısına para vermiş oluruz. Bu aradaki dengeyi çok iyi tutturmamız lazım” dedi.

Bakan Yıldız konuşmasını şöyle tamamladı: “Ben, burada rüzgar santrallerinin, güneş, jeotermal, su kaynakları hep yerli kömür kaynaklarımızın 2023 yılına kadar sonuna kadar kullanılabileceğine inanıyorum ve rüzgarla alakalı yatırımcılarımızdan, ayıklananlar, iş yapmayacak olanlar, kendilerine bir şey demiyoruz, lütfen kenara çekilsinler. Ama gerçek yatırımcılara imkanlar sağlanmış olsun. Kimseye çantasını alıp da yatırım bekletme hakkını vermeyiz. Benim şahsi malım değil onlar, 75 milyon vatandaşımızın bize emanet ettiği değerler. Kim yapmıyorsa saygıyla karşılıyoruz, kenara çekilsin, kimler yapıyorsa onun önünü açalım. En son düzenlediğimiz kanunlar, bununla ilgili hususlardır ve iyi bir yol alındığı da kanaatindeyim. Türkiye’deki siyasi istikrara, sürdürülebilir istikrara, uluslararası sermayeyle beraber güvenen bu salonda bulunan ve bu salonda bulunmayan bütün yatırımcılara hükümetimiz adına teşekkür ediyorum. Çok ciddi yüklerin olduğuna inanıyorum. Makul oranda onların her an yanı başında olacağımızı belirtiyorum.”

Kömür sektörü mağdur

Park Enerji ve Ciner Grubu Başkanı Turgay Ciner’de panelde bir konuşma yaparak, kömür üstünde “kirlidir, kötüdür, pistir” şeklinde propaganda yapıldığını ifade ederek, bugün dünyanın önde gelen en büyük ekonomilerinden Amerika, Almanya ve Çin’de kömürden elektrik üretimi oranlarının yüzde 50’nin üstünde olduğunu belirterek, “Yemyeşil bir ülkedir hepsi. Kömür santralleri ormanların içindedir, herhangi bir yeri de kirletmemektedir. Yeni teknolojilerle kömürün çevreye zararı minimize edilmiştir. Bunun üstündeki baskı neticelerinde Türkiye’de bilinçsizce bu kömüre karşı bir karalama kampanyası oluşmuştur. Mağdur bir sektör olarak burada bulunmaktayım. Bunu dile getirmek ben ve emekçilerin hakkıdır. Yer altında çalışan emekçilerden Devlet vergi bile almaz. Çok emek yoğun bir iştir, buna hanımların affına sığınarak, erkeklerin işi diyorum, sert bir iş olduğu için” şeklinde görüşlerini kaydetti.

Ciner, bugün madenlerin özellikle de kömürün ve diğerlerinin çoğunluk haklarının devletin elinde olduğunu söyleyerek, sektöre bakış açısının yavaş yavaş yumuşadığını ifade etti.  Ciner, kömür santrallerinden elde edilen gelirin 4 bin kişiye direkt, 40 bin kişiye ise en direkt olarak iş olanağı sunduğunu belirterek, “Çok büyük bir yan sanayi ihtiyacı vardır, doğalgaz santrali gibi değildir. Kömür santrallerimizin teşvik edilmesi, yerli kömürlerimizin daha çok kullanılması gerekir” dedi.

“Yenilenebilir enerjiye destek verilmeli”

Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat’da panelde yaptığı konuşmada,   Türkiye’de 10 sene evvel yenilenebilir enerji yasası çıktığını, o günden beri de rüzgar enerjisiyle uğraşmakta olduğunu anlattı. Polat “Yenilenebilir enerjiye ilgi duyduğumuz 15 sene evvel, Almanya’da da yenilenebilir enerjiyle ilgili, özellikle rüzgarla ilgili neredeyse sıfıra yakın üretim vardı. İki ülkenin nüfusu da çok yakın. Kanun çıktıktan sonra aradan geçen 10 senede, bizim bugün Türkiye’de rüzgar enerjimiz 2300 megawatt kurulu gücümüz var. Aynı durum Almanya’da 32 bin megawatt var. Benzer bir gelişmeyi niye gerçekleştiremiyoruz diye sorduğumuzda, finansman var, teknoloji var, niye gerçekleşmiyor?” dedi.

Adnan Polat şöyle devam etti: “Şu ana kadar da 335 megawatt yatırım tamamladık Polat Holding olarak. Bir 300 megawatt daha tamamlayıp, yaklaşık 650 megawatt toplamda bitirmiş olacağız. Bizim önümüzdeki 10 yıl içinde 20 bin megawatt tamamlamamız için, Türkiye’deki resim nedir diye baktığımızda. Bizim meşhur bir kısım müracaatlarında altın madeni bulduk diye 78 bin megawatt başvuruda bulundular, bize yıllarımızı kaybettirdi. Türkiye’de toplam verilen lisans 8 bin megawatt şu an. Öyle görülüyor ki, önümüzdeki bu lisansların da süresi 2015’in sonuna kadar, biz 2015’in sonuna kadar 8 bin megawatt’lık ikinci defa verilen lisanslardan bir 2 bin, bir de yapılan 3 bin yapmış olacağız. Bu gidişle hedefleri tutturmamız kesinlikle mümkün değil.”

Polat, Türkiye’de doğalgaza desteğin verildiği yerde, çevreci ve öz kaynağımız olan yenilenebilir enerji kaynaklarına da bu desteğin verilmesi gerektiğini ifade ederek, “Dışarıya ödeyeceğimiz parayı buradaki yatırımcılarımız vererek hız kazandırmaya çalışalım. Diğer sektörlerin içinde nasıl yapılanma var, aşağı yukarı var biliyorum, ama bizim sektörümüzün içinde bizim başımızı ağrıtan bir durum var. Sivil Toplum Kuruluşlarını karşınıza sadece gerçek yatırımcıları kabul edin. Her gün gelen çantacılardan bıktım, her gün bir başkası geliyor. Bence siz karşınıza gerçek anlamda yatırım yapan insanları kabul edin, bu çantacılardan bizi kurtarın” dedi.

“Türkiye, önümüzdeki 10 yılda en çok elektrik yatırımı yapacak ülkeler arasında”

Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık panelde yaptığı konuşmada,  arz güvenliği denildiğinde, ulusal ve uluslararası politikaların, rekabetçi piyasa yapısının, tasarruf, verimlilik, sağlıklı alt yapı ile yerli kaynaklar konularının önemli olduğunu söyledi. Çalık, arz güvenliğinde petrol, doğal gaz ve elektrik olmak üzere üç temel unsur bulunduğuna dikkat çekerek, “Ülkemizdeki yaklaşık petrole eş değer olan enerji tüketimimiz 109 milyon ton. Bunun yüzde 32’si gaz, yüzde 27’si petrol, yüzde 31’i kömür ve yüzde 4’ü de su. Geneline baktığımızda, bu 109 milyon ton petrole eş değer kaynağın yüzde 70’inde dışa bağımlıyız. Bu dışa bağımlılığın da yüzde 27’sini petrol, yüzde 32’sini gaz, yüzde 12’sini de kömür oluşturuyor. Bu bakımdan, bizim yıllık yaklaşık geçen yılki enerji ithalatımız 60 milyar dolar. Bu gerçekten uluslararası arenada büyük bir rakam” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin dünyada önümüzdeki 10 yılda en çok elektrik yatırımı yapacak ülkelerden biri olacağına işaret eden Çalık, “Almanya 40 bin megawatt yapacak, Fransa 15 bin megawatt yapacak, dünyada gerçekten biz büyük bir yatırımcıyız, bu bakımdan imalatın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu inşa eden inşaat sektörünün çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yenilenebilir enerji, yerli kömür ve nükleer. Nükleerde zaten hükümetimiz önemli adımlar attı, birinci santralin Rusya ile anlaşmaları yapıldı, ikincisi de yolda. Bizim bu teknolojiyi öğrenmemiz, içinde yer almamız, hem yatırımcı olarak, hem de inşaatlarında önemli diye düşünüyoruz. Yerli kaynak, teknoloji ve katkı çok önemli” şeklinde görüşlerini açıkladı.

Çalık enerji yatırımında en önemli şeyin etkin risk yönetimi olduğuna da değinerek, gelecek ihtiyacının karşılanması için orta vadeli politikalar, özel sektör çevikliği ve esnekliği, devlet kurumlarıyla işbirliği ve desteği ile bölgesel ve küresel oyuncu olmanın önemine işaret etti. Çalık, enerjide arz güvenliği konusunda enerji verimliliği, kaynak çeşitlendirmesi, yerli kaynak kullanımı, bölgesel ve küresel kaynaklara erişimin de rol oynadığını söyledi. Çalık konuşmasında, iktisatlı politikalar geliştirmenin, rekabetçi pazar gelişimi sağlamanın ve yerli teknoloji ile bilgi donanımının da altını çizdi.

Haber: Hüseyin Bumin Ekmekçi,  Alternatif Enerji

 

 

 

 

 

 

 

 

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

Rüzgar enerjisi 0 Comments

“21 Dağıtım Bölgesinde Önümüzdeki 5 Yılda 18 Milyar TL Yatırım Yapacağız”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak, elektrik şebeke altyapısını iki şeritli, çok çukurlu bir yola benzetti ve “Bunu 4-5 şeride dönüştürüp yeni asfalt dökerek ciddi şekilde yenilememiz gerekir. 21 dağıtım

HABERLER

Türkiye’de Üretilen Yenilenebilirin 10 Katını Tek Alman Eyaleti Üretiyor

Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern Başbakanı Erwin Sellering ve beraberindeki heyet Türkiye’deki temaslarına devam ediyor. İlk ziyaretlerine İzmir’de başlayan heyet; deniz taşımacılığı, lojistik ve rüzgar enerjisi hakkında bilgi alışverişinde bulunmak için yine Arkas

HABERLER

Upsolar’dan 40 MWp’lik Yeni Modül Tedariği

Upsolar Türkiye’de 40 MWp Gücünde Yeni PV Tesislerine Modül Tedarik ediyor. Şirket 20’den fazla büyük ölçekli bu proje için yerel bir yatırımcı ve EPC firması ile yol alıyor. Solar fotovoltaik