“Türkiye Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Daha Fazla Değerlendirmeli”

“Türkiye Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Daha Fazla Değerlendirmeli”

Borusan EnBW Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Enis Amasyalı: Yenilenebilir enerji, çevre dostu olma özelliği, kırsal gelişime katkısı, cazip yerli kaynakların varlığı ile Türkiye’nin geleceği için de farklı bir önem arz ediyor. Borusan EnBW olarak ithal kaynaklara bağımlı elektrik enerjisi üretimi yerine Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını daha fazla değerlendirerek talebi karşılama yoluna gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Üstelik bu sayede arz güvenliği açısından da önemli bir adım atmış olacağız.

Borusan EnBW Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Enis Amasyalı ile enerji sektörünü, yenilenebilir enerji alanını, Borusan EnBW’nin strateji ve hedeflerini konuştuk.

Borusan EnBW’nin yenilenebilir enerji sektörüne yönelik yatırımlarından söz eder misiniz?

Türkiye’de enerji sektörünün öncü firmalarından biri olmanın verdiği sorumlulukla, sürekli yüksek katma değerli projeler üzerinde yoğunlaşıyoruz. Yüksek çevre bilinci ile özellikle yenilenebilir enerji santrallerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve Türkiye’nin bu alanda var olan potansiyelinin geliştirilmesi için çalışıyoruz. Yenilenebilir enerjide Türkiye’nin en güvenilir şirketi olma vizyonu ile çıktığımız bu yolda ilk kurulduğumuz günden bu yana sürekli vites yükselterek yolumuza devam ediyoruz. 2009 yılında devreye aldığımız ve sonrasında kapasite artışı ile 89,7MW kurulu güce eriştiğimiz Bandırma Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) ile ilk yatırımımızı gerçekleştirmiştik. Devamında devreye aldığımız Yedigöl-Aksu Hidroelektrik Santrali (50,1 MW), Balabanlı Rüzgâr Enerjisi Santrali (50,6 MW), Koru Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MW), Mut Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MW) ve Harmanlık Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MW) ile birlikte toplam işletmedeki kurulu gücümüz yaklaşık 350 MW’a ulaştı. Diğer yandan Fuatres Rüzgâr Enerjisi Santrali’nde devam eden montaj ve devreye alma çalışmalarıyla, 2014 yılında başlattığımız, 330 milyon dolar ile Avrupa’nın en büyük karasal rüzgâr enerji yatırımlarından biri olarak gösterilen rüzgar paketi projemizin sonuna hayli yaklaşmış olduk.
Şirket olarak öncelikli hedefimiz tamamı yenilenebilir olmak üzere, toplam 2.000 MW’lık kurulu güce ulaşmaktır. Bu toplam kurulu güç dâhilinde, uzun vadede 1.500 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşma hedefimiz bulunan rüzgâr enerjisinde de sektör lideri olmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte güneş, hidro ve jeotermal yenilebilir kaynaklar ile ilgili çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bu amaca uygun olarak yakın zamanda bir de Mersin’de 8 MW’lık bir güneş enerjisi projesini portföyümüze kattık.

Borusan EnBW olarak yenilenebilir enerji pazarının dünyadaki ve Türkiye’deki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanayileşme, şehirleşme oranının artışı, ekonomik büyüme, nüfus ve refah seviyesi artışı birçok gelişmekte olan ülkede enerjiye olan talebi artırmaktadır. Diğer yandan enerji arz güvenliği, enerji üretiminde çeşitlilik, iklim değişikliği konuları da yenilenebilir enerjiyi gündemde öncelikli bir noktaya taşımaktadır. Yenilenebilir enerji, çevre dostu olma özelliği, kırsal gelişim, cazip kaynakların varlığı ile farklı perspektiflerle değerlendirilmektedir.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine baktığımızda; 2013 yılından 2020 yılına kadar küresel yenilenebilir enerjinin yüzde 45 büyüyeceği, karasal rüzgâr enerjisinin üretimdeki oranın da 2013 yılındaki yüzde 19’luk değerden yüzde 25’e çıkacağı öngörülmektedir. Yenilenebilir enerjinin en dinamik teknolojileri olan fotovoltaik güneş ve karasal rüzgâr enerjisi santrallerinin maliyetleri, tesis sayılarının artması ve öğrenme ile birlikte düşmektedir. Nitekim rüzgar enerjisi son 18 yılda büyük bir gelişme göstermiş, kurulu güç; küresel ölçekte yıllık ortalama yüzde 25 oranında artmıştır.
Bununla birlikte; küresel ölçekte, önümüzdeki dönem için yenilebilir enerji yatırımları ile ilgili bazı Uluslararası Enerji Ajansı verilerini sizlerle paylaşmak istiyorum:
2015-2030 arası küresel enerji santrali yatırımlarının %60’ından fazlasının yenilebilir enerjiye yapılması öngörülmektedir. Yenilebilir enerjideki yatırımların üçte birini rüzgar, yaklaşık %30’unu güneş ve dörtte birini hidroelektrik enerjisinin oluşturacağı hesaplanmaktadır. Dolayısıyla dünya genelinde yenilenebilir enerji çalışmaları hızlanmış durumda. Elbette bu durum daha yaşanır bir dünya için de sevindirici.
Türkiye’ye baktığımızda gerek nüfus olarak, gerekse sanayi bakımından ülkemizin hızla gelişmekte olduğunu, şehirleşme oranının ve refah seviyesinin arttığını görüyoruz. Sanayide, nüfusta ve refah seviyesinde yaşanan bu hızlı gelişim büyük bir enerji ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Ülkemiz maalesef petrol ve doğalgaz kaynakları açısından zengin değildir. Oluşan ve sürekli artan bu talebin büyük bir çoğunluğu ise dış kaynaklardan karşılanıyor. Bunun temel sebebi ise ülke çapında ürettiğimiz elektriğin büyük bir kısmını doğal gazdan ve kömürden elde ediyor oluşumuz. Yenilenebilir enerji, çevre dostu olma özelliği, kırsal gelişime katkısı, cazip yerli kaynakların varlığı ile Türkiye’nin geleceği için de farklı bir önem arz ediyor. Borusan EnBW olarak ithal kaynaklara bağımlı elektrik enerjisi üretimi yerine Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını daha fazla değerlendirerek talebi karşılama yoluna gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Üstelik bu sayede arz güvenliği açısından da önemli bir adım atmış olacağız.
Türkiye’nin kullanılabilir rüzgâr enerjisi potansiyeli 7,0 m/s ve üstü yıllık ortalama rüzgâr hızlarını dikkate aldığımızda 48.000 MW civarındadır. Gelişen türbin teknolojilerini, daha düşük rüzgar hızlarında yüksek üretim yapan türbinler, artan kule yükseklikleri düşünüldüğünde, örneğin 6,5 m/s ve üstü yıllık ortalama rüzgar hızlarını dikkate aldığımızda bu potansiyel çok daha yukarı çıkabilmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan Türkiye Yenilenebilir Enerji Ulusal Eylem Planı kapsamında 2023 yılına kadar rüzgâr enerjisi kurulu gücünün 20.000 MW’a çıkarılması hedeflenmektedir. Ancak ülkemizde bu alandaki toplam kurulu güç Eylül 2015 sonu itibariyle halen 4.144 MW düzeyindedir. Dolayısıyla gerek kamu, gerek yatırımcılar, gerekse de türbin, ekipman üreticileri, hizmet, finansman sağlayıcılar olarak bu alanda daha yapmamız gereken çok iş olduğunu söyleyebilirim.

Yenilenebilir enerji sektörüne yönelik yatırımların Borusan EnBW’nin ulusal ve uluslararası pazardaki yeri ve konumu açısından etkileri ve sonuçları nelerdir?

Öncelikle Borusan EnBW Enerji’nin temel hedefinin Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak olduğunu belirtmek isterim. Dolayısıyla şimdilik tüm odağımız ve yatırımlarımız sadece Türkiye ekseninde devam ediyor. Bu nedenle kısa ve orta vadeli hedeflerimiz de yine Türkiye üzerine kurgulanmış durumda.
Türkiye pazarındaki yerimize gelirsek, bu konuda rahatlıkla Borusan EnBW Enerji Türkiye’nin, özellikle yenilenebilir enerji konusunda hedeflerine ulaşmasını sağlayacak özel sektör dinamizminin çok başarılı bir örneği olduğunu söyleyebiliriz. Başta rüzgâr enerjisindeki konumumuzu geliştirerek devam ettirmek olmak üzere, hedeflerimize odaklanarak yatırımlarımıza ve sektöre destek vermeye devam edeceğiz.

Enerji sektörünün dünya ekonomisi ve toplumların geleceği açısından taşıdığı önemden söz eder misiniz?

Her şeyden önce küresel enerji denkleminin her iki tarafında, yani; gerek üretim, gerek tüketim tarafında temel değişimler yaşanmakta, yeni dinamikler gündeme gelmektedir. Küresel enerji haritasında yaşanan bu değişimler, her ülkenin ekonomik rekabetçiliğini değiştirmektedir.
Dünya bir yandan gelişme, ekonomik büyüme yolculuğunu devam ettirirken, bir yandan da bu yolculukta küresel ısınma problemi çerçevesinde sera gazı emisyonlarını düşürme ikilemini yaşamaktadır.
Enerji sektörü, ekonomik büyümenin yakıtı olarak toplumların geleceğinde büyük rol oynamaktadır. Diğer yandan enerji sektörü, küresel ölçekte sera gazı emisyonlarının üçte ikisinden sorumludur, elektrik üretimi de küresel emisyonun dörtte birini oluşturmaktadır.
Dünyada elektrik ihtiyacı her gün artmaktadır. 2 milyar insanın elektrik bağlantısı olmadığı veya üretim, hayat kalitesini artırma için gerekli olan güvenilir elektrik altyapısından yoksun olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Dünya ekonomisinde gittikçe daha fazla rol oynayan elektrik enerjisi, temiz, emniyetli, düşük maliyetli, arz güvenliği sağlanmış, verimli üretilen, dağıtılan ve kullanılan bir enerji olmak zorundadır. Düşük karbon salınımı ile elektrik üretimi, çevre ile birlikte gelişim, düşük sera gazı emisyonu çerçevesinde tüm enerji sistemleri dahilinde alınacak önlemler arasında ön plana çıkmaktadır. Düşük karbon emisyonlu, güvenilir, düşük maliyetli elektrik üretimi tüm ülkelerin öncelikli hedefleri arasında yer almalıdır.
Bu kapsamda örneğin; rüzgâr enerjisi karbon salınımı artışının önüne geçilmesinde önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu açıdan, Harmanlık RES yılda 90.000 ton, Koru RES 108.000 ve Mut RES de yaklaşık 85.000 ton karbon salınımının önlenmesine katkı yapıyor. Dolayısıyla bu santrallerin her biri doğaya 2 milyon ağaç kazandırılmasına eşdeğer katkı yapıyor. Biz, daha temiz ve daha yeşil bir gelecek için dünya genelinde tüm enerji şirketlerinin üzerine düşeni yerine getirmesi gerekiyor şeklinde düşünüyoruz.
Bu konuda Borusan EnBW Enerji olarak TÜV NORD Teknik Kontrol ve Belgelendirme Şirketi’nin gerçekleştirmiş olduğu denetimler sonucu “Gönüllü Yeşil Elektrik Sertifikası”nı Temmuz ayı itibariyle alarak yüzde 100 yeşil enerji tedarik ettiğini belgeleyen ilk Türk enerji şirketi olduk. Bu da bizim için ayrı bir gurur kaynağı.

Türkiye’nin ekonomi-politiğinde önemli bir yer oluşturan enerji politikalarının ulusal, bölgesel ve küresel yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye önümüzdeki dönem için nasıl bir enerji politikası ve stratejisi izlemelidir?

Türkiye coğrafi açıdan çok önemli bir konuma sahip bulunuyor. Rusya, Kafkasya, Orta Asya ve Ortadoğu’daki petrol ve doğal gazın Avrupa ve Akdeniz’e ulaştırılması açısından büyük önem taşıyan bir ülkede yaşıyoruz. Bu avantajımızı hem komşularımızla iyi ilişkiler kurmak, hem de kendi enerji ihtiyaçlarımızı ekonomik açıdan en iyi koşullarda karşılamak için kullanmamız gerekiyor. Halen enerjide mevcut dışa bağımlılığımızı göz önünde bulundurarak, bu alandaki ihtiyacımızı alternatif kaynaklardan karşılama yoluna gitmeliyiz. Enerjide bir iki ülkeye bağımlı kalmak, ekonomik çıkarlarımıza uymadığı gibi ulusal ve stratejik çıkarlarımıza da uygun değildir. Bu bakımdan TANAP iyi bir örnektir ve Türkiye’ye büyük değer katacaktır.
Orta ve uzun vadeli olarak konuyu değerlendirdiğimizde ise yenilenebilir enerji kaynaklarımızı daha fazla devreye sokarak dışa bağımlılığımızın azaltılması büyük önem taşıyor. Borusan EnBW Enerji olarak bir bu konuda üstümüze düşen yatırımları yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

Dünyadaki fosil yakıtların iklim değişikliklerine etkisi ve tükenebilir oluşu gibi özellikleri düşünüldüğünde, yenilenebilir enerji kaynaklarının ciddi bir alternatif oluşturması açısından nasıl bir yöntem izlenmelidir?

2009 yılında Kopenhag’da yapılan İklim Değişikliği Konferansı’nda ülkeler uzun dönem hedefi olarak, endüstri öncesi döneme göre 2100 yılında oluşacak küresel sıcaklık artışının 2°C ile sınırlandırılması konusunda mutabık kalmışlardı. Ancak aradan geçen 6 yıl sonrasında bu hedefi değerlendirdiğimizde, dünyanın doğru yolda ilerlemediğini söyleyebiliriz. 1900 ile 2000 yılları arasında 2°C senaryosunun ön gördüğü karbondioksit bütçesinin yarısını kullandık. Bu hızla gidersek, 2040 yılına kadar kalan yarısını da kullanmış olacağız. Bu endişe verici tablo, yenilebilir enerji ve enerji verimliliği konusunda yatırımların gecikmeden yapılması gerekliliğini net olarak göstermektedir. Bu yıl 30 Kasım-11 Aralık arasında Paris’te yapılacak COP21 iklim değişikliği konferansında sadece kendimizi değil, çocuklarımız da düşünerek önemli kararların alınması gerekmektedir.
Paris COP21 Toplantısı öncesinde küresel sera gazı emisyonunun %90’ından sorumlu 150’den fazla ülke İklim Değişikliğiyle Mücadele İçin Ulusal Katkı Niyetlerini açıkladı. Toplantı öncesinde bu beyanlar her ne kadar umut verici olsa da, bu beyanlara sadık kalınırsa bile 2°C ısınma hedefinin yakalanamayacağı, 2100 yılında küresek sıcaklığın 2,7°C artacağı hesaplanmaktadır. Bu nedenle bu beyanlar da tekrar gözden geçirilmelidir.
Diğer yandan Uluslararası Enerji Ajansı’nın geçen hafta yayınladığı Enerji ve İklim değişikliği ile ilgili özel brifinge göre, elektrik talebinin 2030’a kadar %40 artacağı, ancak elektrik sektörü kökenli emisyonların büyük oranda sabit kalacağı ön görülmektedir. Bu da artan elektrik talebi ile ilgili olarak artan karbondioksit emisyonları arasındaki bağlantının kopmakta olduğunu göstermektedir. Bu da düşük karbonlu bir dünya yolunda önemli bir adımdır.
Bu alanda gerçekten kayda değer bir ilerleme sağlamak için devlet desteği, teşvikler ve gerekli yasal düzenlemeler önem taşıyor. Fosil yakıtların çevreye verdikleri zarar her gün biraz daha netleşirken bu yakıtların kullanımının sürmesini savunmak giderek zorlaşıyor. Bu bakımdan yenilenebilir enerji kaynaklarının gerekliliği konusunda farkındalık hızla artıyor. Eğer kamu ekonomik açıdan ve piyasa açısından bu kaynakların kullanımını kolaylaştıracak adımları atarsa özel sektör yenilenebilir enerjide daha da büyük yatırımlara girecektir.
-Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi konusundaki strateji, hedef ve yaklaşımınızı öğrenebilir miyiz?
Yenilenebilir enerji kaynaklarına genel olarak baktığımızda gerek yatırım kolaylığı, gerekse taşıdığı potansiyel açısından rüzgâr enerjisi ön plana çıkıyor. Türkiye’nin henüz çok küçük kısmı değerlendirilmiş rüzgâr enerjisi potansiyelini dikkate aldığımızda, Borusan Enerji EnBW olarak bu alanda yatırımlarımızın artarak süreceğini söyleyebilirim.
Şirket olarak öncelikli hedefimiz tamamı yenilenebilir olmak üzere, toplam 2.000 MW’lık kurulu güce ulaşmaktır. Bu toplam kurulu güç dahilinde, uzun vadede 1.500 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşma hedefimiz bulunan rüzgâr enerjisinde de sektör lideri olmayı hedefliyoruz. Diğer yandan yenilenebilir enerji alanında portföyümüzü genişletmek amacıyla jeotermal ve güneş enerjisi yatırımlarıyla da ayrıca ilgileniyoruz. Yakın zamanda Mersin’de 8 MW’lık bir güneş enerjisi projesini portföyümüze kattık. Ek olarak, jeotermalde 2 farklı ruhsat sahasında arama ve proje geliştirme çalışmalarımız hızla devam ediyor. Mevcut ve yeni devreye giren santrallerimizin toplam üretiminde bu yıl 1 TWh (1 milyar kWh) seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz.

Özel sektörün Türkiye’nin enerji açığını giderebilmesindeki rol ve önemi nedir?

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında önemli hedefleri var. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın hazırladığı “Türkiye Yenilenebilir Enerji Ulusal Eylem Planı” 2023 yılında 20.000 MW kurulu güç hedefliyor. Mevcut kurulu gücü 4.144 MW düzeyinde olduğunu düşünürsek, 2023 hedefine ulaşabilmek için her yıl yaklaşık 2.000 MW rüzgâr gücünün devreye alınması gerektiğini görürüz. Hatta 2023 yaklaştıkça hedefe ulaşmak için muhtemelen daha yüksek bir performans da gerekecektir. Bunun için çok ciddi bir sermaye yatırımı ve finansman ihtiyacı ortaya çıkıyor. Sadece rüzgâr değil tüm enerji yatırımlarını düşünsek dahi çok büyük bir yıllık finansman ihtiyacı olduğu görülüyor. Burada özel sektör dinamizmini etkin bir şekilde kullanmak gerekiyor.
Tüm bu koşullar göz önüne alındığında yatırımcıların ve onların yatırıma teşvik edilmesinin ne denli önemli olduğunu daha iyi görebiliyoruz. Elbette yatırım yapmak isteyen yatırımcı adayı ile yatırım ruhsatı alıp bunun ticaretini yapmak isteyenleri aynı kefeye koymamak lazım. Ancak sektördeki yatırımcıların büyük bir çoğunluğunun iyi niyetli olduğunu ve bu yatırımcıların yatırım yapma süreçlerinin devlet tarafından kolaylaştırılması gerektiğine inanıyorum. Sektörümüzün birkaç yıl öncesine göre çok daha olgunlaşmış durumda olduğunu da göz önüne almamız gerekiyor.

Yenilenebilir enerji sektörüne yönelik yatırımların önündeki engelleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada temel sorunun yatırım süreçlerinin zorluğu diyebiliriz. Türkiye’nin mevcut bürokratik süreçleri yatırımcı firmalar açısından ciddi sorunlar yaratabiliyor. Örneğin RES projelerinin yatırım sürecine ilişkin izin süreçleri birbirinden bağımsız birçok kurum ve kurul tarafından yönetiliyor. Diğer yandan bu süreçler kurumlar arası ve yerel otoritelerin bölgeler arası görüş farklılıkları nedeniyle daha da uzayabiliyor. Ancak devlet kanalıyla ya da tek elden koordinasyon olanağı sağlayacak sadeleştirilmiş mekanizmaların oluşturulmasıyla ve elbette bürokrasinin mümkün mertebe kaldırılmasıyla yatımların hızlanması mümkün olabilir.
Bakanlık nezdinde bu konu ile ilgili önemli çalışmaların da bulunduğunu biliyoruz. Örneğin 2015 – 2019 stratejik planını incelediğimizde Amaç 14’ün alt maddesi olarak sunulan “İyileştirilmiş Yatırım Süreci” başlığı ile 2015 yılı sonuna kadar Enerji ve Tabii Kaynaklar Yatırım Koordinasyon Kurulu kurulması öngörülüyor. Bu konuda özel sektör olarak bizler de bu koordinasyon kurulunun en kısa sürede hayata geçirilmesini ve diğer bakanlıklarla koordinasyon anlamında atılacak adımların hızla devreye girmesini bekliyoruz. Diğer yandan rüzgâr enerjisine elverişli bölgelerde şebeke bağlantı imkânları iyileştirmeli, lisanslama süreçlerinde süreklilik sağlanmalıdır. Yerli katkı ilavesinden faydalanacak şekilde yerli ekipman üretiminin de artırılması gerekmektedir. Diğer yandan projeler teknik ve finansal gereklilikleri dikkate alarak rasyonel olarak geliştirilmeli. Yatırımcılar, enerji yatırımlarının uzun soluklu yatırımlar olduğunu, pazarda her zaman iniş, çıkışların olabileceğini, en azından 10 yıl ve sonrasını düşünmek durumunda olduklarını unutmamalılar.
Ayrıca ülke olarak enerji hedefimize ulaşmak istiyorsak bu konuda özel sektörün dinamizminden ve kaynaklarından azami ölçüde yararlanmak zorunda olduğumuzu da sürekli hatırlamak durumundayız. Sektörün kısa vadede beklentisi de TEİAŞ tarafından rüzgâr tesisleri için açıklanan 3.000 MW yeni bağlantı kapasitesi ile ilgili ön değerlendirmelerin ilgili kurumlarca yapılarak ihalelerin ivedilikle 2016 içinde tamamlaması olduğunu belirtmek istiyorum.

Hüseyin Bumin Ekmekçi

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

HABERLER

Asya Kalkınma Bankasından Yenilenebilir Enerjiye 2.5 Milyar Dolarlık Finansman

Asya Kalkınma Bankası Enerji Yatırımları Danışmanı Yongping Zhai: “2015 yılında enerji sektörüne 5 milyar dolarlık bir bütçe ayırdık. Bu bütçenin yarısını yenilenebilir enerjiye yarısını da diğer enerji projelerine sağlayacağız.” Yenilenebilir

HABERLER

LÜY Uygulama Tebliği Taslak Metni Kamuoyunun Görüşüne Açıldı

Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ Taslağı 10 Haziran 2013 günü mesai bitimine kadar kamuoyunun görüş ve değerlendirmelerine açık tutulacaktır. İlgililerin Taslak Tebliğ hakkındaki görüşleri ile varsa konuya

HABERLER

Yalıtımsız Çatılar Enerjimizin Yüzde 30’unu Tüketiyor

Hatalı ve yalıtımsız çatılar yüzünden 10 yılda 23 milyar TL havaya gitti… Enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusunda bilincin yaygınlaşması amacıyla her yıl Ocak ayının 2. haftasında kutlanan Enerji Tasarrufu Haftası’nda, Türkiye’nin

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply