“Türkiye, Elektrik Altyapısını Yenilenebilir Kaynaklara Göre Yeniden Dizayn Etmeli”

“Türkiye, Elektrik Altyapısını Yenilenebilir Kaynaklara Göre Yeniden Dizayn Etmeli”

Polat Enerji Strateji ve İş Geliştirme Müdürü Erinç Kısa: “Bugünden itibaren, Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşabilmek için, yenilenebilir enerji alanında kademeli olarak her yıl kapasitelerin belirlenmesi gerekiyor. Türkiye, elektrik altyapısını yenilenebilir enerji kaynaklarına göre yeniden dizayn etmeli. Gerekirse, bölgedeki diğer yenilenebilir enerji kaynakları santralleriyle destekleyerek bu yapı kurulmalı.”

zer 044Polat Enerji Strateji ve İş Geliştirme Müdürü Erinç Kısa’yla, yenilenebilir enerji sektörünün genel panoramasını ve sektöre yönelik izlenecek yol haritası, hedefler ve projeler konusunda görüştük.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanıyla ilgili belirlediği 2023 vizyonunu nasıl görüyorsunuz?

Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’nde, rüzgar enerjisinde 2023 yılıyla ilgili olarak 20 bin megawatt kurulu güç hedefi konulmuş durumda. Aynı projeksiyona göre, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücünün 100 bin megawatt olmasının hedef alındığı düşünüldüğünde, 20 bin megawatt rüzgar enerjisi hedefinin oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz. Güneş enerjisi içinse, azami ölçüde denilmesine karşın, bir hedef belirlenmemiş fakat, Enerji Bakanlığı yetkililerinin beyanatlarına göre, 6 bin megawatt’lık bir güneş enerjisi hedefi konulmuş durumda.

2023 vizyonuna ulaşılması için sizce, nasıl bir yol haritası izlenmeli?

Türkiye’nin stratejik konumu, dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girmesi hedefleri, küresel ekonomide 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefi ve rekabetçi piyasa koşulları göz önüne alındığında; en büyük girdi maliyetlerinden olan elektrik fiyatlarının düşürülmesi ve enerjide mevsimsel olarak yüzde 70’lere çıkan doğal gaza bağımlılığın azaltılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan, devletin  enerji politikasının temeli olarak nükleer, yenilenebilir enerji kaynakları (rüzgar-güneş-jeotermal-biyokütle), kömür ve hidroelektrik olmak üzere dört bağımsız ayak üstüne oturtulması  gerekiyor.

Güneş enerjisi santralleri için başvurular yapılmaya başlandı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Öncelikle, Türkiye’de güneş enerjisi ihalelerinin, geçmişte rüzgar enerjisinde yaşananlardan ders alınarak kurgulanmadığı görülüyor. 1 Kasım 2007 yılında, rüzgar enerjisi için EPDK’ya bir günde yapılan 78 bin megawatt’lık teknik idari ve siyasal anlamda yeterlilik içermeyen başvuru dosyalarının düzenlenip, lisansa dönüştürülmesi  devletin tüm kurumlarını en az dört yıl meşgul etmişti. İhale sonuçlarına göre, kurulan santrallerden bir kaçı, bugünlerde ancak devreye girmeye başladı.  O dönemden beri, rüzgar enerjisi santral başvurularının kapalı tutulması, Türkiye’de yatırımcıları doğalgazdan elektrik üretmeye yöneltiyor. Bunda, doğalgazdan elektrik üretim santrallerinin ilk yatırım maliyetlerinin düşük  olması, doğalgazdan elektrik üretimi maliyetine dayalı elektrik piyasasında, yatırımcıların bu açıdan bir risk görmemeleri ve elektrik fiyatlarının doğalgazdan elektrik üreten santrallerin belirlediği düşüncesi de etken oldu. Böylece, devletin de yüksek bağımlılıktan şikayet ettiği doğalgazdan elektrik üretimi, bu konuda avantajlı duruma geçiyor. Güneş enerjisi santralleri için 600 MW’lık kapasite için yapılan toplamda 8899 MW’lık 496 adet başvurunun da yerli ve yabancı yatırımcıların ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim potansiyeline yönelik güveninin bir göstergesi olduğunu düşünüyorum. Umarım bu ilgi daha önce rüzgar santrallerinde yaşadığımız bilinçsiz yarışmalar yoluyla köreltilmez ve başvurular sürekli açık tutularak ülkemiz potansiyelinin daha etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesi sağlanabilir. Bu konu da ayrıca ülkemizin güneş enerjisi potansiyeli açısından güneş enerjisinden elektrik üretimine yönelik ekipmanların üretimi açısından da yatırım yapmış veya yapmakta olan girişimci işadamlarının açısından da son derece hassas planlanması ve yürütülmesi gereken bir süreçtir. Bu önemli süreçteki planlama ve işlemlerin daha sağlıklı ve verimli hale getirilebilmesi konusunda güneş enerjisi sektörünü oluşturan tüm taraflar, özellikle GENSED gibi sektör dernekleri tüm kamu ve özel sektör tarafları ile beraber çalışarak başarılı bir yapının kurulacağına inanıyorum.

Pekiyi, bu çerçevede nasıl bir düzenleme yapılmalıydı?

Süreç şu şekilde gerçekleşmeli: Rüzgar ve güneş enerjisi başvuruları açık tutulmalı, yatırımcı rüzgar ve güneş kaynağından elektrik üretebilecek yerleri keşfederek, önizinler, enerji analiz raporu ve projenin finanse edilebileceğini gösteren banka referans mektupları ile başvurusunu yapmalı, buna paralel bağlantı görüşleri oluşturularak verimli projeler hızla lisanslandırılmalı. Ayrıca devletin kendi kamu santrallerinde uyguladığı yap-işlet-devret modeliyle, elektrik üretim maliyetine olan etkisi giderek azaltılmalı ve serbest piyasada fiyat belirlenmeli. Bu şekildeki lisanslandırma yöntemi ve belirlenen fiyatlarla, kısa sürede rüzgar ve güneş santralleri açısından potansiyeli yüksek olan ülkemizde, birçok santralin ve yüksek düzeyde elektrik kurulu gücünün fizıbıl hale gelebileceğini düşünüyorum.

Güneş enerjisi santrali ihalelerine başvuru şartları konusunda ne düşünüyorsunuz? 

Güneş enerjisinden lisanslı elektrik üretimi için açılan ihaleleri, güneş enerjisinin bu ülke insanlarının kaynağı olduğu ve kullanım hakkının 49 yıllığına devredileceği düşüncesiyle, en iyi ve karlı şekilde yapılması gerekiyor. Buna rağmen, güneş enerjisi  santralleri için yapılan ihalelerde, belirli finans birikimi bulunmayan,  konuyla ilgili hiçbir teknik kriteri sağlayamayan, elektrik ve inşaat mühendisi bile olmayan şirketlerin lisans başvuruları yapabildiği görülüyor.  Lisanslama sistemini yenilememiz gerekiyor. Lisans başvurularında, megawatt başına yapılacak ödemelere dayalı yarışmalar değil, teknik, idari ve finansal açıdan filtrelerin ve koşulların getirilmesi önemli. Dünyada bu süreç, bu şekilde gerçekleşiyor.  Değerlendirmem, güneş enerjisi sektörüne yeni yatırımcıların girmesinin engellenmesi olarak ele  alınmamalı. Aksine, filtre sistemi sektöre girmek isteyen yeni girişimci ve yatırımcıların da yararına. Çünkü, bu konuda deneyimli kuruluşların santral kurması, sektörde deneyim ve bilgi sahibi olmadan yatırım yapan yatırımcıların büyük zararlara uğramasına engel olur.  bilenlerle bu işi  tabiri caizse eşekten düşmüş olanlarla veya ne denir ona  bu işte daha önce bu işi yapmışlarla başarmışlarla gerçekleştirmesi  onlar için de iyi olabilir.

Güneş enerjisi santrali kurulurken, yatırımcılar nasıl bir yöntem izlemeli?

Güneş enerjisi santrali kurulurken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, güneş enerjisi ekipmanlarının doğru seçilmesi. Bir güneş enerjisi santralinin kurulum maliyetinin yüzde 60-65’ini   güneş enerjisi ekipmanlarının oluşturduğu düşünüldüğünde, yatırımcının maliyeti düşürmek için, bu ekipmanların maliyetini düşük tutmak istemesi son derece doğal. Bu durumda göz önüne alınması gereken en önemli nokta, güneş enerjisi ekipmanlarının temin edildiği firmaların beş yıl sonra da pazarda olup olmayacağının bilinmesi.  Santralin altıncı yılında ekipmanlarda üretimden dolayı bir hata oluştuğunda veya  bir yedek parça temini ihtiyacı hissedildiğinde, ekipmanların temin edildiği firmanın pazarda yer almadığını görmek, yatırımcı için çok büyük bir risktir. Bu nedenle, ihalelerde yatırımcılardan ya işbitirme belgeleri istenerek tecrübleri sorgulanmalı ya da ciddi danışmanlık firmalarıyla çalışmalarının sağlanacağı bir düzenleme oluşturulmalı. Özellikle, güneş enerjisi ekipmanları pazarında yaşanan yoğun rekabet sonucunda, birçok güneş enerjisi ekipmanı üreticisinin iflas etmeye başlaması. Bu düzenlemeyi daha da önemli hale getiriyor.

Danışmanlık firmalarıyla çalışmanın önemi nedir? 

Yatırımcıların dünyada bağımsız danışmanlık firmalarıyla çalışması, ihalelere  daha sağlıklı ve doğru şekilde girmesi için büyük önem taşıyor. Yatırımcının hazırlayacağı ölçüm analiz raporlarını doğru değerlendirmesini yapacak ve yatırımcıyı yanıltmayacak akredite danışmanlık firmalarıyla çalışılması sektörün geleceği için de son derece yararlı olacaktır. Bu tür akredite danışmanlık kuruluşları Türkiye’deki üniversitelerden de kurulabilir. Böylece, üniversitelere de belli bir kaynak yaratılabilir ve sektörün ihtiyaç duyacağı işgücü yetiştirilebilir. Bu tür kurumlar, EPDK ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının belirlediği akredite ölçümleri ve teknolojik bilgi birikimi (know-how) sağlanmasına yardımcı olabilir.

Güneş ve rüzgar enerjisi santralleri kurulumunda sıkıntı yaşanmaması için dikkat edilmesi gereken noktalar nedir? 

Öncelikle, yapılması gereken mevzuatımızı pratik ve doğru bir şekilde düzenlemek. Uygulama açısından ise,  söz gelimi teknik ve idari açıdan yapılabilir bir rüzgar enerjisi  projesi varsa,  bu alanın il özel idaresi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Valilikler, belediyeler, Milli Savunma Bakanlığı, bölge halkı gibi birçok kişi ve kurum için uygun olup olmadığına bakılması gerekir.  Santral kurulacak bölgenin korunacak  veya kullanımı yasak alanlar kapsamına  girip girmemesi bu anlamda oldukça önemlidir.  Yukarıdaki koşullarla birlikte, kuşların göç yolları gibi bir nedenle, lisansın alınmasının engellenmemesi veya başkaca öngörülebilir engellerden kaçınmak için, rüzgar enerjisi santrali kurulamayacak alanların önceden belirlenmesi ve ilan edilmesi gerekiyor. Güneş enerjisi için rüzgardan farklı olarak tüm ön izin işlemleri tamamlanmış kullanım alanları belirlenmeli ve bu alanlara tahsis edilecek bağlantı kapasiteleri ile birlikte alanın tamamı için başvurular alınmalı ve sonuçlandırılmalıdır. Bunun yanında, lisanslı elektrik üretiminde, Türkiye’nin hedeflediği bu seviyeye güneş ve rüzgarda ulaşabilmesi için, lisanslı projelerimizin doğru ve uygun projeler olarak hazırlanması çok önemli. Ayrıca, proje için lisans alınması durumunda bile, yeterli teknik ekibin ve finans kaynağının sağlanması şart. Bu açıdan, Türkiye’nin hızlı gelişmekte olan bir ülke olması, yeterli öz kaynağının bulunmaması, birçok sektörde yatırım yapma zorunluluğu gibi faktörler,  uluslararası sermayenin bu alana yatırım yapmasını zorunlu kılıyor.

Dış kaynakların Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında yatırıma dönüşmesi için ne yapmak gerekiyor?

Yabancı sermayenin yenilenebilir enerji alanına yatırım yapabilmesi için öncelikle, rüzgar enerjisinde olduğu gibi, 20 bin megawatt’lık büyük bir pazarın hedef olarak açıklanması gerekiyor.  Dünyadaki yatırımcıları Türkiye’ye çekmek için bu, önemli bir adımdır. Bu durumda da 20 bin megawatt’ın nasıl ve ne şekilde lisanslandırılacağı belirlenmeli. Tam anlamıyla uluslar arası standartlarda geliştirilmiş , fizıbıl projeler ortaya çıktıktan sonra, finansal yapının bu noktaya gelmesi zor olmayacaktır ama planlamaların başta yapılması, sonradan değişikliğe gidilmemesi, yabancı yatırımcılar için  önemli bir konu. 20 bin megawatt için şöyle bir yol haritası oluşturulabilir: Bugünden itibaren, Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşabilmek için, yenilenebilir enerji alanında kademeli olarak her yıl Türkiye genelinde kapasitelerin belirlenmesi gerekiyor. Türkiye, elektrik altyapısını yenilenebilir enerji kaynaklarına göre yeniden dizayn etmeli. Gerekirse, bölgedeki diğer yenilenebilir enerji kaynakları santralleriyle destekleyerek bu yapı kurulmalı. Avrupa Birliği üye tüm ülkeleri için enerji planlaması gerçekleştiriyor. Güney Avrupa’daki güneş enerjisi kaynaklarıyla, kuzey Avrupa’daki rüzgar enerjisi kaynaklarını bütünlüklü bir çerçevede değerlendirerek, Avrupa’da belirlenen ana sanayi merkezlerine ulaştırılması konusunda, 2020, 2030, 2040 ve 2050 yılları için yol haritası oluşturarak, bu doğrultuda alınan kararları uygulanmasını sağlıyor. Türkiye’de de bu konuda uzun vadeli planlamalar yapılmalı ve başvurular acilen alınmaya başlamalı. Aksi halde, Türkiye’de bu alanda yapılacak çalışmalar sırasında oluşan hatalarla, genel bir umutsuzluğa düşülmesi ve yabancı yatırımcı da güven kaybı yaşanması riski oluşacaktır.

‘Yenilenebilir enerji alanıyla ilgili gerçekleştirilecek mevzuatlarda kamu ve özel sektörün işbirliği yapması gerekir’ yaklaşımını destekliyor musunuz?

Sektörde yaşanacak sorunların çözülmesi konusunda, kısa vadede mevzuatların düzenlenmesi konusunda, kamu ve özel sektörün bir arada çalışması gerektiğine inanıyorum. Çıkarılacak yönetmelik ve tebliğler mutlaka sektör temsilcilerinin görüşlerine açılmalı. Yatırımcıların mevzuatları Resmi Gazete’de görmesi yerine, mevzuatların hazırlanmadan önce, dernekler ve şirketler aracılığıyla düzenlenecek oturumlar ve etkinliklerle sürecin içinde olmasına özen gösterilmeli. Sektörün tamamını kapsayacak ve piyasada rekabetçi bir yapının oluşması ve ülkemize daha çok kaynağın kazandırılması konusunda ortak akılla hareket edilmesi dikkate alınmalı. Bu konuda, Enerji Bakanlığı başta olmak üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve bağlı kuruluşlarla özel sektör temsilcileri birlikte çalışmalı. Ve bu çalışmaların medya tarafından şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmasının sağlanması gerekiyor.  Halkımızın şüphe duyduğu veya tepki gösterdiği konularda, bilgilendirilmesi de son derece önemli.

Polat Enerji olarak, projelerinizden söz eder misiniz?

Polat Enerji olarak, Fransız ortağımız EDF EN ile yenilenebilir enerji alanına yönelik projelerimizi gerçekleştiriyoruz.  Şu anda, en büyük yatırımımız olan ve Türkiye’nin ikinci en büyük rüzgar enerji santrali olacak Geycek RES’in Kırşehir’in Mucur ilçesindeki 150 megawatt’lık rüzgar enerjisi santralinin inşası sürüyor. Kırşehir’deki en büyük sanayi yatırımlarından birisi olan projemiz, 250 milyon dolara mal oluyor.  Böylece, kırsal alanlarda da elektrik üretimi gerçekleştirerek, istihdam oluşturuyoruz.  600 kişilik ekiple projemizi yürütüyoruz.  Bu projeyi, Geçen yıl ekim ayında başladığımız santralimizin ilk kısmını gelecek ay tamamlamayı planlıyoruz tamamını ise 2014 yılı içinde devreye alacağız.  Projeyle ilgili 53 kilometrelik bir enerji iletim hattının yatırımını şirketimiz yapıyor. Ayrıca, 100 MW’lık kapasite artışı yatırımının tamamlanmsıyla 240,1 MW kurulu gücüne ulaşacak olan Türkiye’nin en büyük rüzgar enerjisi santrali Soma RES, yine Polat Enerji’ye ait.  Ayrıca, işletmede olan Çanakkale’deki Burgaz RES,  Manisa’daki Sayalar RES, İzmir’deki Seyitali RES, Kozbeyli RES ve Samurlu RES ile Balıkesir’deki Poyraz RES rüzgar enerji santrallerindeki çalışmalarımız sürüyor. Mevcut projelerimizin tamamının devreye alınması ile Polat Enerji iştiraklerinin kurulu rüzgar enerjisi santrali gücü 640 MW’ı geçmiş olacaktır. Güneş enerjisiyle ilgili olarak, 10-14 Haziran 2013 tarihleri arasında değişik bölgelerde toplamda 200 MW kurulu güç için başvurularımız yaptık, yapılacak yarışmalar sonucunda 100 megawatt’lık bir yatırımı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

 

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

RÖPORTAJLAR

“Solar Sulama, Kalaşnikovlarla Çatışmak Yerine, İnsanların Sebze Meyve Yetiştirmesini Teşvik Ediyor “

Lorentz Solar Pompa Sistemleri Yöneticisi Markuz Schulz, dünyada güneş alan ama elektrik almayan her yerin güneş enerjili pompalar için önemli bir pazar olduğunu söyledi. Güneş enerjisiyle oluşturulan sistemlerden biri de

RÖPORTAJLAR

Berk Eyilik:“Enerji Sektörünün Şu Anda Gündem Maddesi Özelleştirmelerdir”

İSTANBUL – Akiş Enerji Yönetici Ortağı Berk İyilik’le enerji sektörü, yenilenebilir enerji alanı, enerji politikaları ve şirketin proje ve hedefleri konusunda görüştük.    Türkiye enerji sektörünü genel hatlarıyla nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörel Röportajlar

“Jeotermal Kaynakların Kullanımında Doğanın Dengesi İyi Gözetilmeli”

Atlas Copco Türkiye RDE, GDE Bölüm Müdürü Bahadır Ergener: “Jeotermal kaynaklar, diğer yenilenebilir enerji kaynakları gibi doğayla barışık özelliğe sahip.   Diğer enerji üretim yöntemlerinden çok daha çevreci nitelik içeriyor. Ama