Temiz Enerjinin Önlenemeyen Yükselişi

Temiz Enerjinin Önlenemeyen Yükselişi

ozgur gurbuzTürkiye’nin kurulu gücüne 50 bin megavatlık ilave yapılacağını söyledi. Türkiye’deki enerji santrallerinin şu andaki kurulu gücü 61 bin megavat. Yıldız’ın isteği gerçekleşirse Türkiye, 90 yılda kurduğu enerji santrali kadarını önümüzdeki 10 yılda kuracak. Her yer baraj, her yer termik ve nükleer olacak. 122 milyar dolarlık yatırımdan söz ediliyor. Bu hedeflere ulaşılır mı, emin değilim. Amacın bu olduğunu da sanmıyorum. Böyle bir ihtiyaç da yok. Asıl amaç pazarın büyüklüğüne vurgu yaparak yabancı yatırımcı ve finansmanı Türkiye’ye çekmek. Ekonominin ayakta durabilmesi için inşaata, inşaatların hayata geçmesi için de paraya ihtiyaç var. “Enerji talebi var mı”“Daha az enerjiyle aynı işi yapabilir miyiz” diye soran yok. Çünkü bu çarpık ekonominin çarkı ancak tüketerek dönüyor. Daha fazla nehir, daha fazla orman ve canlı (insan dahil) tüketerek ekonomiyi sözüm ona büyütüyoruz.

1990 yılında Almanya ekonomiye 100 birimlik katkı yapmak için 100 birim enerji harcıyordu. 2010 yılında ise 94 birim enerji harcayarak ekonomiye 131 birim katkı yapar hale geldiler. Enerjiyi artık daha verimli kullanıyor, daha az enerjiyle daha çok iş yapıyorlar. Peki, ya Türkiye? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara geldiği 2002 yılından günümüze enerji verimliliği konusunda en ufak bir ilerleme gerçekleşmedi. 2002’de 1 birim ekonomik katkı için 240 kg eşdeğeri petrol harcıyorduk, 2011’de ise 232(Eurostat verileri). Aynı zaman diliminde Almanya bu rakamı 157’den 128’e düşürdü. İyiyken daha iyi oldu. Enerjiyi verimli kullanmak ekonomik durgunluk anlamına da gelmiyor. Yeni sektörler, istihdam alanları ortaya çıkıyor. Hükümetin her gün enerji ithalatından şikayet edip, enerjiyi daha az kullanmak için harekete geçmemesinin mantıklı bir açıklaması yok. Vergi gelirlerini petrol, doğalgaz ve otomobil satışlarına bağlamak bahane olabilir ama bunda ısrar etmek kabul edilemez.

Türkiye’nin ekonomiyi tüketerek büyütme niyeti sürdükçe enerji talebi de artacak. Bu değişmeli, önce talep artışını kontrol etmeliyiz. Bunun için onlarca farklı yol var. Toplu taşımayı teşvik etmek, yeni binalara yalıtım standartları getirmek, enerji yoğun aletlerden daha çok vergi almak, enerjiyi verimli kullanan üretim araçlarına teşvik vermek gibi. Enerji talebindeki artış ‘takdir-i ilahi’ değil. Talebi yönetmeye başladıktan, artışı makul seviyelere getirdikten sonra yenilenebilir enerji kaynaklarıyla yola devam edebilirsiniz. Rüzgar, güneş, biyokütle gibi kaynaklar 10-15 yıl öncesine göre hem daha ucuz hem de daha verimli. Bugün dünyada tüketilen elektriğin yüzde 4’ü rüzgar türbinlerinden sağlanıyor.60 yıllık geçmişe, milyarlarca dolarlık sübvansiyonlara rağmen nükleer enerjinin payının yüzde 12 olduğunu düşünürseniz, bu hızlı gelişmeyi daha iyi görebilirsiniz. Küçümsenen rüzgar enerjisinin Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 3’ünü sağladığını da ekleyelim.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın birkaç gün önce açıkladığı Dünya Enerji Görünümü raporunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının (hidro dahil) 2015’ten önce kömürün ardından en önemli elektrik üretim kaynağı olacağı yazıyor (Yeni Politikalar Senaryosu). Dünyada üretilen elektriğin yüzde 31’i bu kaynaklardan sağlanacak. 2035’te elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 33, gazın yüzde 22 ve nükleerin payı yüzde 12 olacak. İşin ilginç tarafı yenilenebilirdeki artışın üçte ikisi başta Çin olmak üzere OECD dışındaki ülkelerden geliyor. Yenilenebilir pahalı diyenlerin bir hesap hatası yaptığı ortada.

Özgür Gürbüz – BirGün /17  Kasım  2013

http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2013/11/temiz-enerjinin-onlenemeyen-yukselisi.html?spref=fb

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

Köşe Yazıları 0 Comments

2012’de Ekonomik Ekolojik Krize Karşı

“Daha önceden şebeke dışında yaşamamıştım; normal bir yaşantım olmuştu. Bu nedenle, ben de herkes gibi bir düğmeye basmamızla birlikte sonu yokmuşçasına akıveren enerjiye alışıktım. Gün ışığının en az olduğu koca

Köşe Yazıları

Rüzgar enerjisinde lisans iptalleri nereden çıktı?

    İlerleyen teknoloji ve hayat standartlarındaki artışla birlikte, kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da her geçen gün artış içerisindedir. Elektrik enerjisi üretiminde yoğun olarak kullanılan fosil kaynakların sınırlı olması,

Köşe Yazıları

“Karadeniz Bile En Az Almanya Kadar Güneşlidir”

Karadeniz Teknik Üniversitesi (Ktü) Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Altaş, AA muhabiri Tuğba Yardımcı’ya yaptığı açıklamada, Doğu Karadeniz’in Türkiye’nin en az güneş alan yöresi olduğunu, bu nedenle