“TEİAŞ Dünyada Bir Örneğine Daha Rastlanmayacak Kadar Cimri Davranmaktadır”

“TEİAŞ Dünyada Bir Örneğine Daha Rastlanmayacak Kadar Cimri Davranmaktadır”

Rüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği,  (RESYAD) Yönetim Kurulu Başkanı Salahattin Baysal: “TEİAŞ uygulamalarına bakıldığında; bağlantı kapasitesi konusunda TEİAŞ dünyada bir örneğine daha rastlanmayacak kadar maalesef cimri davranmaktadır. Oysa dünyanın her yerinde elektrik üretim, iletim ve dağıtımı aynı yöntem ve aynı araç-gereçlerle yapılmaktadır.”

salahattin baysalRüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği  (RESYAD) Yönetim Kurulu Başkanı Salahattin Baysal’la rüzgar enerjisi sektöründeki son gelişmeleri, yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerilerini, dünyada ve Türkiye’de rüzgar enerjisi sektörünün konumuyla konular hakkında görüştük.

Rüzgar enerjisinin dünyadaki gelişme potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rüzgar gücü dünyada kullanımı en çok artan yenilenebilir enerji kaynaklarından biri haline geldi. Günümüzde dünyada kullanım oranının çok düşük olmasına karşılık, 2020 yılında dünya elektrik talebinin yüzde 12’sinin rüzgar enerjisinden karşılanması için çalışmalar yapılıyor.

Dünyada rüzgar enerjisi yatırımı ve kullanımı Türkiye’nin şu anki durumundan en az 10 sene ileride olduğu görülmektedir.

Rüzgar enerjisinin Türkiye’deki gelişme potansiyeliyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Ülkemizin rüzgar enerjisindeki potansiyelini açıklayarak, şu anda devam eden yatırımlar ve projelerden bahsetmek gerekirse, yenilenebilir enerji kaynakları arasında yer alan, dünyada ve özellikle Avrupa’da büyük bir gelişme içerisinde olan rüzgar enerjisinin diğer enerji türlerine göre, Türkiye’de kullanımı çok düşük mertebelerdedir. Çeşitli değerlendirmelere göre, Türkiye’nin teorik/teknik rüzgar enerjisi potansiyelinin, Türkiye elektrik enerjisi kurulu gücünün yaklaşık 1,5 katı mertebelerinde denk gelen 83.000-88.000 megawatt dolayında olduğu dile getiriliyor. Buna karşın, Türkiye’nin ekonomik rüzgar potansiyelinin çeşitli senaryolara göre 40.000-48.000 megawatt civarında olduğu bilinmektedir. En azından, bugün itibarıyla yapılan değerlendirmelerin bu yönde olduğunu söylemek gerçekçi bir yaklaşım olur. İlerleyen yıllarda bu değerlerin daha yukarılara çıkması her zaman için muhtemel olduğunu da belirtmeden geçmemek gerektiği kanaatindeyiz.

Türkiye’nin 2023 yılı rüzgar enerjisi hedefi olan 20.000 megawatt düzeyine ulaşıp ulaşmayacağı gündemi belirleyen konulardan biri. Sizce Türkiye bu hedefi yakalayabilir mi?

Elektrik Enerjisi Arz Güvenliği Strateji Belgesi’nde yer alan 2023 yılında 20.000 megawatt RES kurulu güç hedefine ulaşılabilmesi, büyük ölçüde TEİAŞ’ın sunacağı bağlantı imkanları ile mümkün olabilecektir. TEİAŞ’ın bağlantı altyapısı itibarıyla, 2013 yılına dek yaklaşık 8 gigawatt düzeyinde RES’in sisteme girmesinin sağlaması, 2013 sonrasında da ise her yıl 1 gigawatt düzeyinde yeni kapasitenin devreye girişini bağlantı anlamında desteklemesi planlanmıştır. Bu kapsamda, Dünya Bankası, TEİAŞ’ın talebi üzerine ESMAP (Energy Service Management Assistance Program) vasıtasıyla sağlanan 200 bin ABD doları tutarında bir hibe tahsis etmiş, kredinin üçüncü kısmında Actively Managed Automated Grid (AMAG) projesi başlatılmıştır. Proje kapsamında TEİAŞ iletim şebekesine daha fazla rüzgar santralinin bağlanabilmesi konusu ele alınmaktadır. Buradan hareketle, önümüzdeki dönemde RES kurulu gücünün hedeflendiği ölçüde artış göstermesi; yatırımcıların RES’lerin tamamlanması için ihtiyaç duydukları finansal kaynağa erişimi ve RES yatırımlarını getiri anlamında ne ölçüde cazip bulacaklarına bağlı olacaktır.

Rüzgar yatırımcılarına sunulan satın alım garantisi çerçevesinde, yatırımcılar bu süreci nasıl değerlendirecekler?

Öncelikle işletmede olan rüzgar enerjisi yatırımları bakımından bir değerlendirme yapılacak olursa; temel sorunun, üretilen elektriğin satışı ve dolayısı ile kullanılmış olan kredilerin geri ödenmesindeki zorluklar olduğu görülüyor. Bilindiği üzere, işletmede olan bir rüzgar santralinde üretilen elektrik, ya alım garantisi altında 5346 sayılı YEK kanununa göre işletmenin ilk 10 yılı için 7,3 dolar-cent/kwh fiyattan ya da serbest piyasada PMUM kurallarına göre satılabilmektedir. 5346 sayılı YEK Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2005 yılından bu yana yaklaşık 10 yıllık bir süreçte hemen hemen hiçbir rüzgar işletmecisi Kanun’da belirtilen alım garantisi fiyatından elektrik satmamıştır. Bu durum kesin olarak göstermektedir ki, Kanun’da belirtilen bu 7,3 Dolar-cent/ kwh’lık fiyat yetersizdir. 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı T.C. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 14.03.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda bu fiyat en az 7,5 Euro-Cent/kWh olarak yeniden düzenlenmesi için çaba sarf edilmiş ise de bu yönde olumlu bir sonuç alınamamıştır.

Bu açıdan Türkiye rüzgar enerjisi pazarının Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ne tür sonuçlar ortaya çıkıyor?

Rüzgar yönünden Türkiye ile İspanya birbirine en yakın ülke olup, İspanya’da RES kurulu gücünün Türkiye’deki kurulu gücün 7 katı ile 20.000 megawatt’ı aştığı düşünülürse, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında çok iyi bir tablo ortaya çıkmadığı, bu konuda dünya veya Avrupa ülkelerinin bu günkü değerlerine ulaşabilmemiz için yaklaşık 10 yıllık süreye ihtiyaç olduğu görülmektedir. Türkiye’nin 2023 RES hedefinin de zaten 20.000 megawatt mertebesinde olacağı ilgili kuruluş yetkilileri tarafından dile getirilen hususlardandır.

7 yıl sonra rüzgar enerjisi başvurularının alınmasını ve açıklanan 3000 megawattlık kapasiteyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

TEİAŞ uygulamalarına bakıldığında; bağlantı kapasitesi konusunda TEİAŞ dünyada bir örneğine daha rastlanmayacak kadar maalesef cimri davranmaktadır. Oysa dünyanın her yerinde elektrik üretim, iletim ve dağıtımı aynı yöntem ve aynı araç-gereçlerle yapılmaktadır. Diğer ülkelerde bir bağlantı noktasına birkaç bin megawatt rüzgar santralı bağlandığı halde, bizde özellikle son uygulamalarda onlu-yirmili rakamları geçmemektedir. Bu durum, TEİAŞ’ın  29.11.2013 tarihli bölgesel bazda beş yıl için yayınladığı toplam 3.000 megawatt’lık tablodan açıkça görülebilir. Bu uygulamalarla 2023 yılında 20.000 megawatt rüzgar kurulu gücüne ulaşmak yatırımcılar nezdinde hayal olarak görünmektedir. En iyimser tahminlerle 9.000 megawatt civarında olacağı düşünülmekte olup bu demektir ki yanılma payı yüzde 55 tir.

Rüzgar enerjisi yatırımlarıyla ilgili mevzuattan kaynaklanan sıkıntıların giderilmesi için ne tür önlem ve tedbirler alınmalıdır? Rüzgar enerjisi yatırımcılarının karşılaştığı zorluk ve sıkıntılardan söz eder misiniz?

Rüzgar enerjisi sektöründe yaşanan sorunlardan ve çözüm önerilerinizden söz etmek gerekirse; bu sorunuza cevap olmak üzere, aşağıdaki şekilde geçtiğimiz aylarda ETKB Müsteşar Yardımcısı Zafer Benli’nin makamında RESYAD Yönetimi olarak aktardığımız metinden söz etmek istiyorum. Bu metinde sadece sorunları sıralamaktan öte, yaşanmakta olan sorunlar ve çözüm önerilerimiz de sunulmuştur.

2023 hedefi  20.000 megawatt rüzgar santrali  ve rüzgar enerji santralleri önündeki engellemeler konusunu ön lisans alınma aşamasında yaşanan zorluklar ve ön lisansla lisans aşamasındaki bürokratik engeller olarak iki safhada değerlendirebiliriz. Rüzgar santralleri için ön lisans alındıktan sonra başlayan bürokratik işlemlerin zorluğu herkesçe bilinen gerçektir. Yirmi kadar kuruluştan görüş istenmekte, bunlar da incelemelerini çok uzun zamana yaydıkları için bizatihi kamu kuruluşlarından kaynaklı nedenlerle lisans iptallerine sebep olunmaktadır. Her kuruluş en geç iki ay içerisinde görüşünü bildirmeli, bildirmediği takdirde olumlu görüş vermiş sayılmalıdır.  Ama esas zorluk ve çelişki ön lisans alınma aşamasındaki EPDK’nın bazı uygulamalarıdır.

EPDK’nın ne tür uygulamalarından söz ediyorsunuz?

EPDK ön lisans başvuruları alımını belirli günler ile sınırlamakla, başvurularda yığılmalar olmasına, dolayısıyla firmaları kaçınılmaz şekilde ihalelerin psikolojik ortamında vahşi bir yarışmaya zorlamaktadır. 01 Kasım 2007 uygulamalarında yapılan yarışmalar sonucu firmalar TEİAŞ’a  0,01–6 kuruş arasında katkı payı teklif etmişlerdir. Hatırlanacağı gibi o tarihlerdeki elektrik satış fiyatı 12 kuruş civarında idi. Bu şekilde yüksek katkı payı ile ön lisans alan firmalar sonradan çıkan bir yasadan yararlanarak 1.500 megawatt ön lisansı üstelikte rüzgarın en verimli olduğu bölgelerde sonlandırmışlardır. Diğer ön lisans alan projelerin de büyük kısmı, kuruluşların vaktinde cevap vermemeleri dolayısıyla gecikmeye girmiş ve lisanslar maalesef iptal edilmiştir. Firmaların ihale ortamında yüksek katkı payı teklif etmiş olmalarına rağmen ön lisanslarını sonlandırmaları akıllı bir davranış sayılmıştır. Zira ihale ortalaması olan 3 kuruş katkı payını baz alıp hesap yapıldığı takdirde, TEİAŞ’a ödenecek para yaklaşık santralın kuruluş maliyeti kadar olacağı görülmüştür. Yani bu demektir ki, bir santral gerçek maliyetinin iki misline mal olmaktadır. Sonuç olarak rüzgar ve güneş santralarının ilk kuruluş maliyetlerinin fazlalığından dolayı, bu işlere sıcak bakmayan yatırımcıları teşvik amacıyla devlet alım garantisi ve teşvik yasaları çıkarmak zorunda kalmıştır. Ama yanlış bürokratik uygulamalar verilen teşvikleri fazlasıyla geri alarak işleri tekrar yapılamaz hale getirmiştir.

Konuyla ilgili çözüm öneriniz nedir?

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin geçici 17’nci maddenin (b) fıkrası yürürlükten kaldırılarak, ölçüm tebliğine uygun şekilde ölçümlerini tamamlamış firmalar dilediği zaman EPDK’na başvuru yapabilmeli ve TEİAŞ bu başvurulara uygun bağlantı görüşü oluşturmalıdır. Rüzgar ve güneş dışında bütün başvurular bu şekilde alınmakta iken rüzgar ve güneşe yapılan bu haksız ve yanlış uygulama nedendir?  EPDK, 01 Kasım 2007’de başvuruları bir günde almakla rüzgar enerji santralleri adına adeta bir kıyım işlemiştir. Başvuruları tekrar belirli günlerde almak ve TEİAŞ’ın bölgesel bazdaki kapasite belirlemesiyle ve yeni yarışma yönetmeliği uygulamaları ile  bu kıyım yine adeta taammüden işlenmiş olacaktır.

EPDK’nın  belirli günde başvuru almasının yatırımcıyı nasıl bir vahşi yarış içine soktuğunu ve bunun kötü sonuçlarını ifade etmiştik. O günkü yarışma yönetmeliğine göre, katkı payı santral devreye girdikten sonra ve her üretim yılının sonunda olmak üzere ödenmekte idi. TEİAŞ/EPDK yeni uygulamasıyla bu konuyu daha da zorlaştıran bir uygulamaya yol açmış bulunmaktadır.

Nasıl bir zorlaştırmadan söz ediyorsunuz?

Lisans yönetmeliğinin madde 12, fıkra 7 a bendinde; “TEİAŞ bağlantı kapasitesini bağlantı noktasına göre ve/veya bölgesel bazda belirler ve kuruma bildirir” demesine rağmen, TEİAŞ bağlantı noktasını değil de bölgesel bazı seçmekle, tüm bir il veya birkaç ile yapılan başvuruların tamamı yarışma kapsamına sokulmuştur. TEİAŞ tablosundan örnek vermek gerekirse; Ankara, Kırıkkale, Çankırı ilerine yapılan tüm başvurular 60 megawatt, Bilecik, Eskişehir, Kütahya illerine yapılan tüm başvurular 50 megawatt için yarışmaya girecektir. Oysa eski yönetmelikte sadece sahada ve bağlantı noktasında (bağlantı trafosuna TM) çakışan projeler yarışmaya giriyordu. Bu yetmiyormuş gibi, eski yönetmelikte her yılın sonunda ve üretilen kwh enerji miktarına göre alınan katkı payı değiştirilmiş, onun yerine megawatt başına verilecek toplam miktar üç yılda yani bir bakıma peşin olarak ödenecektir. Hele yeni yapılacak başvuru sahalarında rüzgar hızının düşük olduğu dikkate alınırsa megawatt başına katkı payı talep edilmesinin yatırımcıya adeta zora sokan bir uygulama olduğu hissi oluşmaktadır. Eski sistemde iki misline mal olan santral, bu peşin ödemeyle üç misline çıkıyor demektir.

Yasanın 23’ncü maddesi, TEİAŞ ve dağıtım şirketleri her yıl, takip eden beş yıl için ve takip eden on yıl için olmak üzere bağlantı kapasiteleri yayınlar demesine rağmen, TEİAŞ ikinci yıl için kapasite yayınlamadığı gibi dağıtım şirketleri de bilindiği kadarıyla yayınlamadılar.

Siz ne öneriyorsunuz?

Yeni yarışma yönetmeliği mutlaka yürürlükten kaldırılmalı ve makul olan eski yönetmelik tekrar uygulanmalıdır. TEİAŞ ve Dağıtım şirketleri bağlantı kapasitelerini bölgesel bazda değil, her bir Trafo merkezinin kısa devre gücü oranında yani TM bazında yayınlanmalıdır.

Yukarıda yer verilen sorunlar ve konuya ilişkin olarak Bakanlık koordinatörlüğünde ilgili kamu kuruluşları ile ilgili sektör derneklerinin katılımları ile bir toplantı tertip edilmesi ve bu toplantı kararlarının uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu tabloya karşın, rüzgar enerjisi yatırımcılarının rüzgar enerjisi başvurularına yönelik yoğun ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

01 Kasım 2007 tarihinden itibaren, yani yaklaşık 7,5 yıl aradan sonra EPDK tarafından ilk kez alınan rüzgar başvuruları için TEİAŞ’ın öngördüğü 3.000 megawatt kapasite için yaklaşık bir yıl önce ilan edilen Nisan-2015 son haftası içerisinde yaklaşık 1.400 adet başvuru yapılmıştır. EPDK’ca bu başvurulara ait değerlendirme çalışmalarının devam etmekte olduğu düşünülüyor.

Türkiye’de rüzgar enerjisi yan sanayinin gelişmesi, rüzgar enerjisi sektörünü nasıl etkileyecektir?

Türkiye’de rüzgar enerjisi yan sanayinin gelişmesi, rüzgar enerjisi sektörünü elbette ki olumlu yönde etkileyecektir. Ancak, şu anda öyle bir yan sanayi gelişiminden söz edebilmek mümkün görünmemektedir. Şöyle ki, ulusal anlamda geliştirilmeye çalışıldığı basından öğrenilebilen MİLRES projesi ile çok küçük güçler için deneme çalışmalarının mevcut olduğu müşahede edilmekle birlikte, dünyadaki çok büyük güç ölçeğindeki, yani 2 megawatt, 3 magawatt, 5 magawatt ve hatta 10 megawatt’lık rüzgar türbinleri ile kıyaslama yapma imkanı söz konusu olamayacağı açıktır. Ancak,  ulusal anlamda geliştirilecek şimdilik 500 kw, önümüzdeki yıl/yıllarda ise 1 megawatt güç ölçeğindeki rüzgar türbinlerinin lisanssız elektrik üretiminde değerlendirilebileceği de önemli bir aşama olup, bu anlamda buna bağlı yan sanayi de gelişmiş olacaktır.

 

Hüseyin B. Ekmekçi

huseyin.ekmekci@alternatifenerji.com

 

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

HABERLER

Siemens’ten Verimli ve Entegre Ulaşım Sistemleri

Siemens, dünyanın en büyük ulaşım teknolojileri fuarı InnoTrans’a “Verimli ve Entegre Ulaşım” sloganıyla katılarak, verimli ve entegre ulaşım sistemlerini tanıttı. ile yer aldı. Siemens, 23-26 Eylül tarihleri arasında Berlin’de gerçekleşen

Jeotermal enerji 0 Comments

Türkiye Jeotermal Enerjide Yükselişe Geçti

Türkiye, jeotermal güç kapasitesini 2016 Ocak itibari ile 635 MW’ye yükseltti. Jeotermal enerji Türkiye’de son yıllarda önemli bir atak gerçekleştirdi. Bu atakta özel sektörün önemli başarısı dikkat çekiyor. www.businessankara.com’un haberine

HABERLER

Biyoetanolun Türkiye’deki İlk Tesisinin Üretimi Durduruldu

2008 yılında Alkol Fabrikası’nın yan tesisi olarak kurulan ‘Biyoetanol Tesisi’nde, benzinli araçların çevreye olan zararını en aza indiren biyoetanol yakıtı üretilmeye başlandı. Test aşamalarının ardından üretilen 160 bin litre biyoetanol