“Sürdürülebilir Üretim, Sürdürülebilir Enerji Kullanımını Gerektiriyor”

“Sürdürülebilir Üretim, Sürdürülebilir Enerji Kullanımını Gerektiriyor”

Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) Yönetim Kurulu Başkanı M.Tülin Keskin: “Artık ülkeler ithalat yaptıkları ürünlerin hangi enerji türüyle üretildiğini sorguluyorlar. Çevre çok önemli. Sürdürülebilirlik çok önemli. Kalkınmanın temeli de üretim. Sürdürülebilir üretim, sürdürülebilir enerji kullanımını gerektiriyor. Sürdürülebilir enerjinin formülü de temiz, tükenmez enerji kaynağı.”

Paris İklim Konferansı, Rusya Krizi gibi önemli gelişmeler sonrasında Türkiye’de yenilenebilir enerji yeniden gündemi oluşturmaya başladı. Bu doğrultuda biz de Temiz Enerji Vakfı Başkanı M.Tülin Keskin’le yenilenebilir enerjinin tüm boyutlarıyla ele alındığı bir görüşme gerçekleştirdik.

Paris İklim Konferansı’nın sonuçlarına göre, önümüzdeki döneme ilişkin temiz enerji kaynaklarına yönelim nasıl gerçekleşecek?

Dünya, 1997 Kyoto Protokolü’nden 2015 Paris İklim Zirvesi’ne kadar küresel ölçekte yeni bir anlaşma üzerinde karar alamıyordu. Paris İklim Zirvesinde küresel sıcaklık artışının 2c derecenin daha altında olması ve mümkün olduğunca 1.5c seviyelerinde tutulmasına çaba harcanması hedefi, toplam karbondioksit salımının yüzde 96’sını temsil eden Türkiye’nin de dahil olduğu 187 ülke tarafından benimsendi. Anlaşma ile ülkeler uzun dönemli planlarını beklenenden daha önce gerçekleştirmek zorunda kalacakları konusunda da hemfikir oldular. Bu karar birliği iklim aktivistlerini bile şaşırttı.
Bu tarihi anlaşma ile birlikte dünya ülkelerinin mevcut ekonomik yapısı, üretim ve tüketim süreçleri bir yeniden yapılanma sürecine girmek durumundadır. Dünya gerek ekonomik ve gerekse politik olarak ciddi değişim geçireceği bir sürece adım atmıştır. Dolayısıyla ülkeler daha fazla temiz enerji kaynağı ve daha fazla temiz enerji teknolojilerini kullanmanın yollarını arayacaklar. Güneş, rüzgar, biyokütle, jeotermal, su enerjileri daha fazla kullanılacak, dalga-deniz enerjisi, hidrojen enerji teknolojikleri de hızla ticarileşme yoluna girecek. Yani yenilenebilir kaynaklar ve temiz enerji piyasasında büyük değişikler yaşanacak ve ülkeler bu süreci hem hızlı hem de düşük maliyetli geçirmek için enerji politikalarında değişiklikler yapacaklar, farklı stratejiler geliştireceklerdir. Bundan sonra temiz enerji kaynakları bedeli ne olursa olsun “in” fosil yakıt “out” olan bir süreci birlikte göreceğiz ve enerji verimliliğinin “gizli yakıt” nitelemesinden “birinci yakıt” statüsüne yükseltildiğini izleyeceğiz.

Temiz enerji kaynaklarının kullanımının dünyada giderek artış göstermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tarih boyunca savaşların nedeni güç paylaşımı değil midir? Günümüzde güç eşittir enerji. Fosil enerji kaynaklarının dünyadaki dağılımı ne yazık ki adil değil. Etrafımıza bir bakalım, savaşların asıl nedeninin “enerji kaynaklarına sahip olmak” olduğunu anlamak pek zor olmasa gerek.
Oysa temiz enerji kaynakları her ülkenin sahip olduğu kaynaklar. Örneğin Türkiye, petrolümüz, doğal gazımız çok sınırlı ama ülkemiz güneş cenneti. Diğer yandan jeotermal enerji kaynakları açısından dünyada 5. Sıradayız. Rüzgarımız, su gücümüz, biyokütle kaynaklarımız var. Yani fosil kaynaklara sahip olmasa da ülkelerin kendilerine özgü temiz enerji kaynakları var. Ot, çöp bile yükselen enerji kaynağı. Eğer ülkeler dünyaya hakça dağıtılmış olan temiz enerji kaynaklarına yönelirse daha barışçıl bir dünyada yaşama şansımız olur düşüncesindeyiz.
Diğer taraftan temiz enerji kullanımını, özellikle gelişmiş ülkeler için yeni istihdam alanı ve teknoloji satarak ekonomik üstünlük sağlama çabası olarak da görmek lazım. Danimarka yaklaşık 2200 temiz teknoloji şirketi, 106.000 çalışan ve 32 milyar Euro’ luk yıllık ciroyla dünyanın lider temiz teknoloji merkezlerinden birisi olarak ekonomisini yüzde 75 oranında büyütmeyi başardı ve bu süreçte etkin enerji verimliliği politikaları ile de enerji tüketimini sabit tutabildi. Danimarka bugün elektrik üretiminin yüzde 20’ye yakın kısmını rüzgâr enerjisinden sağlıyor ve 2050 yılında dünyanın ilk fosil yakıtlardan tamamen bağımsız ekonomisi olmayı hedefliyor ve bu anlamda tüm enerji politikasını yeniden tanımlıyor. Keza benzer olrak Almanya, Japonya, Amerika, Güney Kore gibi bir çok ülke temiz enerji pazarındaki payını arttırmak üzere milyarlarca doları Ar-Ge çalışmaları için harcıyor. Türkiye doğru politikalarla dünya sanayi devrimi sırasında kaçırdığı şansı temiz teknolojilerde yakalama ve dünyaya geliştirdiği markaları satarak dünyanın gelişmiş ülkeleri kulvarına çıkabilme şansına sahip olabilir. Bunun için temiz enerji yatırımlarının bugünkü seviyesininin çok çok üzerine çıkarılmasının başarılmasının gerekli olduğunu değerlendiriyoruz.

Türkiye temiz enerji kullanımında dünyayla kıyaslandığında nasıl bir yere sahip?

Bir cümleyle söylemek gerekirse; kaynakça zengin, uygulamada ve dolayısı ile teknolojide de çok gerilerde. Tabii bunun da nedenleri var. Geçmişten günümüze gelen enerji politikalarının ağırlıklı olarak fosil kaynaklara dayalı geliştirilmiş olması en büyük etkenlerden biri. 2005 yılında yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Üretiminde Kullanılması ile ilgili kanunla temiz enerji kaynakları ülkemizde yaygınlaşmaya başladı. Ancak teşviklerin o günün koşullarında yeterli olmaması sektörü pek de geliştiremedi. Son birkaç yılda yapılan değişiklikler, yerli üretim katkı payı vb düzenlemelerle canlılık sağlanmaya çalışılıyor ama ne yazık ki bu çabalar da çok yeterli değil.
Almanya’ya bakalım. Pek çoğumuz biliriz Almanya’da güneşli bir günün sıra dışı bir gün olduğunu. Ama Almanya’da güneş panelsiz çatı, güneş enerjisiz tarla görmek pek mümkün değil. Güneşsizliğe inat güneş enerjisi kullanımı teknolojiye de sahip olma fırsatını verdi Almanya’ya. Yani ülkeler temiz enerji kaynaklarını ne kadar çok kullanırlarsa teknolojiye de sahip olma imkanları artıyor. Ar-ge faaliyetleri hızlanıyor. Diğer yandan yan sanayinin gelişmesi ekonomiyi canlandırıyor. Almanya bunu nasıl başardı. 2004 yılında güneş enerjisinden üretilen elektriğe kullanım yerine ve kapasiteye bağlı olarak 45,7 ile 57,4 Eurocent/kWh arasında teşvik verildi ve üretilen elektriğe 20 yıl alım garantisi sağlandı. 2005 yılında bizim kanunumuz çıktığında enerji kaynağı ayırımı yapılmadan yenilenebilir kaynaktan üretilen elektriğe kWh başına 5,5 Eurocent’lik bir teşvik sağlandı. Sonraki yıllarda yapılan düzenlemelerle bu değer 13,3 dolarcent/kWh’e çıktı. Dolayısıyla sektörde hızlı bir ivme yakalanamadı. Bu durum diğer kaynaklarda da benzer şekilde yaşandı. Örneğin biyokütle enerjine verilen 13,3 dolarcent/kWh yapılacak yatırımın hemen hemen başabaş noktasıdır. Dolayısıyla yatırımcılar biyokütle enerjisine yatırım yapmaktan kaçınmaktadır. Yine Almanya’dan örnek verirsek, Almanya’da 10 binin üzerinde biyogaz tesisi var, 7.000 megawatt’ın üzerinde kurulu güç var. Tarım ve hayvancılığın ekonomi içinde ağırlığının hala yüksek olduğu bizim ülkemizde son EPDK verilerine göre 21 tesis var. Kurulu kapasite 60,3 MW. Diğer yandan İsveç 1990’lı yıllardan beri biyogazı ısınma, pişirme, elektrik üretimi ve ulaştırma sektöründe kullanıyor. Arabaların 2/3’ü biyogazlı. Trenlerde 2005 yılından beri biyogaz kullanılıyor. Yani doğal gazın kullanıldığı her yerde biyogazı kullanmak mümkün. Biyogazın içeriğinde bulunan yüzde 40 civarındaki karbondioksiti bertaraf ettiğinizde doğal gaz elde etmiş oluyorsunuz. İsveç 2020 yılında doğalgazdan tamamen vaz geçerek enerjisini biyogazdan üretecek.
Tekrar ülkemize dönecek olursak; teşviklerin başabaş noktasında olduğu bir durumda sektörün gelişmesi pek mümkün değil. Gerçi son yıllarda yapılan yerli üretim katkı payı uygulamasıyla temiz enerji sektöründe ibre pozitif yönde hareketlenmiştir. Ancak çok hızlı bir sıçrama beklemek yanlış olur. Hal böyle olunca sektörel ar-ge çalışmaları, teknolojik gelişmeler de yavaş olmaktadır.

Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarından daha fazla yararlanabilmesi için ne tür bir politika izlenmelidir?

Daha fazla teşvik en itici güç olacaktır. İngiltere’ de devlet poltikası ile evinin ihtiyacı için güneş paneli elektrik üretim ünitesi kuranların yüzde 50 oranında desteklenmesi ile teknolojik gelişim hızlandırılmıştır. Türkiye’de de benzer şekilde tüketim noktasında da yaygın desteklerle küçük yatırımların desteklenmesi yerli teknolojinin gelişmesini sağlayabilir. İstihdam artışı için önemli bir rezerv oluşturabilir.
Enerji verimliliğini de biz temiz enerji tanımı içinde sayıyoruz. Ülkemizde özellikle binalarda ve KOBİlerde olmak üzere yaygın ve yüksek enerji verimliliği potansiyeli var. En az şu andaki enerji tüketimimizi dörtte bir oranında azaltmamız mümkün. Bu konuda bir çok çaba ve birçok projenin halen devam ettiğini söylememiz lazım. Ama yetersiz mevzuat, yetersiz teşvik ve planlara uygun olmayan politika yönetim kapasiteleri bu en büyük kaynağı kullanmamızı engelliyor.
Teşvikler hem temiz enerji kaynakları için hem de enerji verimliliği için veriliyor. Ancak verilen teşviklerin izlenmesi de çok önemli. Bu konuda da politikalar stratejiler geliştirilmelidir. Sadece teşvik verdim, hadi git kur demek de yeterli değil. Hangi teknoloji kullanılıyor, hangi verimle üretim yapılıyor, yıllık üretim verileri neler, yeni teknolojilere adaptasyon yapılıyor mu? Bu bilgiler sorgulanmalı ve izlenmeli. Aslında kanun gereği bu bilgiler isteniyor ama değerlendirmelerin nasıl yapıldığı önemli. Verilen her kuruş teşvikin yerinde kullanıldığının göstergeleri olmalı. Tüm politikalar sonuç odaklı olmalı ve ona göre uygulanmalı bu konuda devlet kararlılığı gösterilmelidir.

Sürdürülebilir bir kalkınma ve gelişme için temiz enerjinin önemi ne olacaktır?

Artık ülkeler ithalat yaptıkları ürünlerin hangi enerji türüyle üretildiğini sorguluyorlar. Çevre çok önemli. Sürdürülebilirlik çok önemli. Kalkınmanın temeli de üretim. Sürdürülebilir üretim, sürdürülebilir enerji kullanımını gerektiriyor. Sürdürülebilir enerjinin formülü de temiz, tükenmez enerji kaynağı.
Türkiye Dünya Enerji Konseyi Sürdürüleblirlik endeksinde (The Energy Trilemma Index) 76. sırada. İlk on ülke bildiğimiz gelişmiş Avrupa ülkeleri. Eğer Türkiye insanının refah seviyesini arttırmak istiyorsa bunun yolunun sürdürülebilir kalkınma yol haritası takip edilerek sağlanabileceği diğer ülkelere bakıldığında görülebiliyor. Sürdürülebilir bir kalkınma ve gelişme için olmazsa olmaz ise temiz enerji.

Temiz enerji kaynaklarına erişimin fosil yakıtlara göre daha kolay ve ucuz olması, enerji haritasını Türkiye için ne yönde etkileyecektir?

Kaynak çeşitliliğine göre değerlendirmek gerek. Güneş söz konusu olduğunda haritada Konya-Karaman ve aşağısı, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesi ağırlıkta olmak koşulu ile tüm ülkemizi düşünebiliriz. Rüzgarda Trakya ve ege bölgeleri öncelikli, jeotermal kaynaklarımız daha fazla ege bölgesinde, biyokütle kaynaklarımız İç Anadolu Bölgesi başta olmak üzere tüm ülkede çeşitlilik gösteriyor. Üç tarafımız denizlerle çevrili. Dalga enerjisi olmasa da deniz enerjisi potansiyelimiz var. Hidrojen enerjinin aktive edileceği bor kaynaklarımız var.
Temiz enerjinin bir güzelliği de yerinde üret yerinde kullan modeline uygun olması. Kaynağınız neredeyse orada bir santral kurup, elde ettiğiniz enerjiyi orada kullanabilirsiniz. Diğer yandan Türkiye’nin neresinde olursa olsun ürettiğiniz enerjiyi elektrik dağıtım şirketleriyle yaptığınız anlaşmalar çerçevesinde istediğiniz yerde kullanma şansınız var. Bununla birlikte enerji dağıtım kapasitelerinin sınırlı olması bir dezavantaj. Yine de temiz kaynakların ülkemizin heryerinde olması bölgesel projelerin geliştirilmesine ve hatta ilgili teknoloji parklarının kurulmasına imkan veriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde; Türkiye’nin uygulayacağı daha etkin iklim politikaları nedeniyle de daha farklı bir enerji haritasına doğru gideceğimizi bekliyoruz.
Şu da bir gerçek ki fosil kaynaklar hayatımızda hep olacak. Enerjimizin tümünü temiz kaynaklardan sağlarız demek pek gerçekçi değil. En azından günümüz teknolojileri ile bu böyle. Güneşimiz var evet ama güneş santrallerinin kurulacağı uygun arazilerimiz sonsuz değil. Benzer şekilde diğer temiz enerji kaynaklarını da sınırlayan durumlar söz konusu. Pekiyi ne yapacağız? Fosil kaynaklı üretimlerde de temiz teknolojileri tercih edeceğiz. Enerji verimliliği en temiz kaynak. Bu konuda daha duyarlı olacağız.

Bireyler ve toplumlar tarafından temiz enerji kullanımını talep etme bilinç düzeyine ulaşılması için nasıl bir eğitim ve bilgilendirme çalışması yapılmalıdır?

En ideali çocukluktan itibaren bu bilinç düzeyini oluşturmak, küçük yaşlarda temiz enerji ve enerji verimliliği olgusunu aşılamak. Bununla birlikte toplumun her kesiminde yapılacak çok iş var. Burada basına da çok iş düşüyor. Özellikle görsel basın ülkemiz insanının bilinçlenmesinde çok etkin. Yediden yetmişe pek çok kişinin izlediği belgesel kanalları var. Diziler var. Temiz enerji ve enerji verimliliği dizilerin bazı bölümlerine konu edilebileceği gibi çocuk programlarında bile işlenebilir.
Halkımız, küçük sanayicimiz, çiftçimiz onlarla konuştuğunuzda, aslında konuyla ilgileniyor ama kaça çıkar, nereden nasıl temin ederim, ne üretirim, nasıl destek kullanırım, hangi ekipman neresi için hangi şartlarda doğru seçim olur, gibi bir çok soru ve bilgiye muhtaç. Bunlar için TV programları yapılmalı örnekler gezilmeli, halka konu her yönü ile anlatılarak soru işaretleri giderilmelidir diye düşünüyoruz.
Bazı sosyal olaylar, kongreler, seminerler, yarışmalar vb aktiviteler de farklı çevrelerde bilinç düzeyini artırır. En önemlisi de demonstrasyon çalışmalarıdır. Bizim insanımız yeni bir teknolojiyi, yeni bir uygulamayı kullanmak için görmek ister. Örneğin bir çiftçiye güneş enerjili sulama sistemini anlatsanız da o işe girmez. Ama bir tane yaparsanız çalıştığını da görürse artık onu kimse tutamaz. Bu nedenle demonstrasyon çalışmalarına, pilot ölçekli üretimlere daha fazla önem vermek gerek.

Temiz enerjinin kullanımının dünya enerji tüketiminde yaklaşık yüzde 19’luk bir kesitini oluşturduğu düşünüldüğünde, enerji arz güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi asıl konular önümüzdeki dönem için nasıl bir seyir izleyecek?

Fosil enerji kaynakları milyonlarca yılda meydana geliyor. Küresel ölçekte temiz enerjinin yüzde 1’lik kullanımı bile fosil kaynakların sürdürülebilirliği ve dünyamızın enerji ihtiyacının karşılanması için çok kıymetli. Yukarıda da söz ettiğimiz gibi fosil enerji kaynakları hayatımızda hep olacak. Onları da temiz teknolojilerle kullanmayı öğreneceğiz. Enerji verimliliğine daha fazla önem vereceğiz.
Temiz enerjiyi üretirken de en verimli teknolojiyi kullanmaya özen göstereceğiz. Örneğin bundan 4-5 yıl önce ülkemizde kullanılan PV panellerinin güneş elektriği üretme potansiyeli yüzde 11 civarında idi. Bugün verimliliği yüzde 15-16 olan paneller kullanılıyor. Diğer yandan 2 yıl önce Paris’te yapılan Güneş Enerjisi zirvesinde yüzde 27-29 verimlilikteki paneller konuşuldu.
Özetle daha verimli teknolojilerle temiz enerji üretimi, fazla temiz enerji kullanımı, daha temiz teknolojilerle fosil kaynaklardan faydalanma ve en önemlisi en temizi de enerjiyi verimli kullanma.

TEMEV’in faaliyetleri ve projeleri hakkında bilgi verir misiniz?

Aslında tüm konuştuklarımız vakfımızın faaliyetleri kapsamında yer alıyor. Temiz ve yenilenebilir enerjilerin ve enerji verimliliğinin ülkemizin her yerinde yaygın kullanımına öncülük etmek temel amacımız. Diğer yandan temiz ve enerji verimliliği konularında kamu kurumları, özel sektör, diğer sivil toplum kuruluşları, üniversite ve araştırma enstitüleri ile işbirliği geliştirmek, kamu kurumları ve özel sektöre danışmanlık hizmetleri vermek, bölgesel, ulusal ve uluslar arası düzeylerde toplantılar, konferanslar, çalıştaylar düzenlemek, tanıtım ve bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunmak, temiz enerji kaynakları, teknolojileri ve enerji verimliliği konularında eğitimler vermek başlıca faaliyetlerimiz arasında yer alıyor.
1994 yılında kurulan vakfımız o günden bugüne kadar pek çok proje geliştirdi. Örneğin 1999 depremi sonrasında, Kocaeli’nde, depremzede çocuklar için güneş enerjisiyle ısıtılan, elektriği güneş enerjisinden saplanan bilim merkezi kuruldu. Çadır-kentlere güneş enerjili su ısıtma ve elektrik üretim tesisleri kuruldu. Denize kıyısı olan deprem bölgeleri için 500 m2’lik bir alana kurulacak sistemle günde 1500 lt temiz su elde edilerek 1000 kişinin içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere proje geliştirildi. Urfa, Afyon, Van, Muğla, Çorum’da güneşten elektrik elde edilen demonstrasyon projeleri yapıldı. Güneş enerjili bisiklet, güneş enerjili bot geliştirildi. Çorum’da biyogaz tesisi yapıldı. Kayseride “Bisikletli Yaşam” projesiyle ulaşımda temiz enerjiye dikkat çekildi.
Şu günlerde proje konusunda heyecanlıyız. Çünkü Çankırı’nın Eldivan ilçesi için geliştirdiğimiz “Köyde Yeşil Ekonomi” projemiz UNDP ve Coca Cola tarafından desteklendi. Proje kapsamında Eldivan’da kadın kooperatifi kurarak, hayata geçireceğimiz güneş enerjili kurutma tesisinden elde edilecek ürünler bir marka çalışmasıyla pazarlanacak. Böylece yöredeki kadınlar için gelir sağlayıcı, sürdürülebilir bir iş modeli geliştirilecektir.
Bizi heyecanlandıran diğer bir projemiz “Genç TEMEV” kurmak. Vakfımıza daha bir dinamizm katmak istiyoruz. Üniversite öğrencilerinden oluşacak Genç TEMEV grubuyla faaliyetlerimizi daha da etkinleştireceğimizi düşünüyoruz.
Bu arada aldığımız ulusal ve uluslararası ödüllerimiz de bizlerin motivasyon kaynağı.

Hüseyin Bumin Ekmekçi

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

ETKİNLİKLER

25 Mart 2013 – YTÜ’de Akıllı Şebekeler Çalıştayı

Dünyada enerjinin elde edilmesine ve verimli kullanılmasına yönelik çalışmalar giderek artış göstermekteyken, son yıllarda mevcut enerji sistemlerinin daha verimli kullanımı için çözüm önerileri arasında “Akıllı Şebekeler (Smart Grids)” ön plana

ENERJİ YÖNETİMİ 0 Comments

SEDAŞ’ta Planlı Enerji Kesintilerini SMS İle Bilgilendirme Dönemi

SEDAŞ, enerji dağıtım alanı içerisinde yer alan, Kocaeli, Sakarya, Bolu ve Düzce illerinde, herhangi bir yerde yaşanan planlı enerji kesintilerini, en hızlı şekilde bildirmek amacıyla, abonelerini SMS ile bilgilendiriyor. Tüketici

HABERLER

Türkiye’nin Kule Tipi İlk Güneş Santrali Mersin’de

Dünyanın önemli güneş kuşağında yer alan Türkiye’nin Mersin ilinde, Greenway tarafından kurulan ilk Kule Tipi Yoğunlaştırılmış Güneş Enerjisi Santrali, kaynak olarak yalnızca su ve güneş ışığını kullanmaktadır. Güneş enerjisini kule

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply