Sinan Bubik:”Akıllı Şebekelerin Yaygınlaşmasıyla Üretime Katkımız Artacak”

Sinan Bubik:”Akıllı Şebekelerin Yaygınlaşmasıyla Üretime Katkımız Artacak”

İSTANBUL – Yaklaşan ICCI 2012 öncesi konuşan Siemens Yenilenebilir Enerji Bölüm Yöneticisi Sinan Bubik yoğun geçen bir 2011 yılı ardından yakın zamanda yıllık üretim kapasitesi 129 GW/h olan Dağpazarı Rüzgâr Santrali’nın yakın zamanda faaliyete geçeceğini dile getirdi. Güneş enerjisi alanındaki 2013 yılı hedeflerinin 2014 yılına sarkacağını belirten Bubik, 2023 için konulan hedeflere ulaşabilmek için devlet teşviğinin önemine dikkat çekti. Jeotermal enerji için de Türkiye’nin daha vakite ihtiyacı olduğunu belirten Bubik, Akıllı Şebekeler ile ilgili Sürdürülebilir Şehir toplantıların devam edeceğini de hatırlattı. ICCI’ın önemine de değinen Bubik, sektöre yön veren ICCI’da bu yıl Siemens olarak hem hizmet hem de sunum anlamında ziyaretçilerin yeniliklerle karşılacağını söyledi.

Yüzyılı aşkın bir süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Siemens’in enerji Bölümü Yöneticisi Sinan Bubik, Alternatif Enerji’nin kendisine hem ICCI 2012 ile ilgili hem de Türkiye’deki yenilenebilir enerji piyasası ile ilgili sorularını yanıtladı:

Yıllık üretimi 129 GW/h olan Dağpazarı Rüzgâr Santrali yakında faaliyete giriyor

Öncelikle Siemens için yenilenebilir enerji alanında 2011 yılı nasıl geçti?

2011 yılını baz aldığımızda rüzgâr enerjisi odaklı yatırımlardan bahsetmek mümkün. Yenilenebilir enerjinin bir diğer alanı olan fotovoltaikte, lisans dağıtımını takiben yatırımların başlamasının 2013’te asıl etkisini göstereceğini düşünüyoruz.

2011’de daha önce çalışmalarına başladığımız ve anahtar teslim olarak sunduğumuz Çanakkale’deki Mahmudiye Rüzgâr Santrali’nin teslimini gerçekleştirdik. Bulunduğu bölgeye önemli bir katkı sağlayan Mahmudiye Rüzgâr Santrali, doğru yatırımlarla ülkemizin güçlü rüzgâr potansiyelinden nasıl faydalanılabileceğini göstermesi açısından önemliydi. Mahmudiye’de birlikte çalıştığımız EnerjiSA’nın rüzgâr anlamındaki bir diğer yatırımı olan Mersin’deki Dağpazarı için de çalışmalar tamamlanmak üzere. 1500 rakımda bulunması nedeniyle zorlu bir çalışma ortamına sahip olan Dağpazarı Rüzgâr Santrali 39 MW kapasiteye sahip olmasının yanında yılda yaklaşık 129 GW/h enerji üretebilecek. Yakın bir tarihte faaliyete başlayacak olan Dağpazarı Rüzgâr Santrali, karbon salımını yılda 70 bin ton azaltacak olmasıyla da çevreye katkıda bulunacak.

Yenilenebilir enerji yatırımlarındaki bir diğer çalışma ise 2012 içinde imza töreni gerçekleştirilen Dinar Rüzgâr Santrali. Güriş Holding iştiraklerinden Mogan Enerji Yatırım Holding için kuracağımız bu santral, Afyon’un Dinar ilçesinin güçlü rüzgârlarından enerji üretilmesinin yolunu açacak. 2012 sonunda devreye alınmasını hedeflediğimiz Dinar Rüzgâr Santrali, özel tasarımlı yeni 2.3 MW gücündeki yenilikçi tasarıma sahip 108 metre kanat çapıyla farklılaşıyor. Yıllık 95 bin ton karbondioksit salımının önüne geçecek olmasıyla da doğanın korunmasına katkıda bulunuyor. Bu üç büyük yatırım sonucunda kurulumunu gerçekleştirdiğimiz toplam rüzgâr enerjisi kapasitesi 120 MW’a ulaşmış olacak.

2011’de hızlanan rüzgâr enerjisi yatırımlarında hedefimiz, küresel ölçekte sahip olduğumuz teknolojiyi Türkiye’deki yatırımcıların kullanımına sunmaktı. Bu açıdan baktığımızda faydalı ve verimli bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim.

Bubik: Güneşte projelerin tamamlanması ve üretim 2014’e sarkacak

Rüzgârın ardından güneş ile ilgili de yönetmelik hayatta. Bunların ışığında 2012 yılı için Siemens’in Türkiye hedefleri nelerdir? Kaç MW’lık satış yapılması öngörülüyor?

Güneş, yani fotovoltaik enerji üretiminde asıl hareketlenmenin 2013’te başlayacağını öngörüyoruz. 2012 lisansların dağıtımı ve bu lisansları alan yatırımcıların fizibilite çalışmalarıyla devam edecek. 2013’ün ilk çeyreğinde lisanslar verilse bile projelerin tamamlanması ve üretime başlamasının 2014’ün ilk yarısına sarkacağına inanıyoruz.

Siemens, yenilenebilir enerjinin her alanında olduğu gibi fotovoltaikte de dünyanın önde gelen şirketlerinden biri. Uluslararası düzeyde gerçekleştirdiğimiz pek çok çalışma bulunuyor. Sahip olduğumuz bu tecrübeyi, özellikle 500 KW üstü yatırımlarda değerlendirmek, Türkiye’deki yatırımcılara yönlerini bulmada yardımcı olmayı hedefliyoruz.

Bubik: Teşvikler hedeflere ulaşılabilirliği doğrudan etkileyecek

Rüzgârda Türkiye’nin 2023 hedefi 20 GW, güneş enerjisinde ise 2013 hedefi 600 MW. Siemens’ göre bu hedefler ne kadar ulaşılabilir?

Öncelikle, rüzgârda bugün faal olarak çalışan yatırımlara bakmak gerekiyor. Kurulumu tamamlanarak üretime başlayan 50 kadar rüzgâr enerjisi santrali bulunuyor ve toplamda 2 GW’a yakın bir güç üretiyor. Mart 2012 itibariyle inşası süren rüzgâr santrallerinin üreteceği güç ise 500 MW’ın biraz üzerinde. Yani 2012 sonu itibariyle 2,5 GW civarında bir kapasite söz konusu olacak. Önümüzdeki 10 yılda 20 GW yatırımcı sayısına ve ülkemizin bu alandaki potansiyeline bakarak, bu hedef konusunda ulaşılabilecek bir hedef olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yatırımcıların bir kısmının, kendi kaynaklarını rüzgâr haricinde fotovoltaik için değerlendirme ihtimali olduğu düşünüldüğünde yeni oyuncuların sektöre girmesiyle ulaşılabilecek bir değer olduğunu da belirtmek gerek.

Fotovoltaik’te belirlenen 600 MW hedefine ulaşılıp ulaşılamaması da yine yatırımcı sayısına ve vereceği karara bağlı bulunuyor. Teşviklerin uygun ölçülerde olmasının, her iki hedefin de ulaşılabilirliğini doğrudan etkileyeceğine inanıyoruz.

Bubik: Akıllı şebekelerin yaygınlaşması ile üretime olan katkımız artacak

Siemens, Türkiye’nin koyduğu 500 milyar dolar ihracat hedefine varolan üretimlerinizin yanı sıra başka yatırımlarla bir katkı sunmayı planlıyor musunuz?

Siemens, halen orta gerilim alanında Gebze’deki tesislerinden 80 ülkeye, Kartal’daki yüksek gerilim tesislerinden ise 100’e yakın ülkeye ihracat yapan bir şirket. Hedeflerimiz arasında bu tesislerimizdeki üretim kapasitesini yükselterek ihracat miktarını artırmak bulunuyor. Diğer yandan, sunduğumuz verimlilik yükseltici çözümlerle de müşterilerimizin daha fazla ihracat yapmasına dolaylı katkı sağlıyoruz. Bir diğer dolaylı katkımız ise Akıllı Şebekeler’in yaygın kullanımıyla kendini gösterecek. Sağladığı üstün kontrol ve yönetim olanaklarıyla enerji maliyetlerini aşağı çekecek olan Akıllı Şebekeler, endüstriyel tesislerden evlerimizde kullandığımız enerji yönetimine ve yakın gelecekte sıklıkla karşılaşacağımız elektrikli otomobillere uygun çözümler sunan bir teknoloji.

Yenilenebilir enerji üretimi dendiğinde konuyu yalnızca türbin kanatları seviyesinde değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bir rüzgâr santrali, türbin kanatları, elektrik motorları, kullanılıyorsa dişli kutusu ve üretilen enerjinin iletimiyle bir bütün. Şu an gündemimizde olmamakla birlikte ileride bahsettiğim bütünün parçalarından bazılarını Türkiye’de üretmeyi düşünebiliriz. Hâlihazırda Gebze ve Kartal tesislerimiz kendi alanlarında Siemens’in dünya fabrikaları olarak çalışıyor.

Üretim ve ihracat tarafında daha önce Genel Müdürümüz Hüseyin Gelis tarafından da dile getirilen bazı konular mevcut. Bu konular arasında, elektrikli otomobillerin ihtiyaç duyacağı şarj istasyonları önemli bir kalem olarak öne çıkıyor. Elektrikli otomobillerin ve ihtiyaç duyduğu şarj istasyonu dahil altyapının tüm dünyada artan bir trende sahip olduğunu düşünürsek, üretimin gerçekleşmesi durumunda, Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmasında önemli bir role sahip olacağını söyleyebiliriz.

‘Sürdürülebilir Şehirler toplantımızı devam ettirmeyi planlıyoruz’

Peki Sinan Bey Siemens’in, Akıllı Şebekeler’in Türkiye’deki kullanımı ile ilgili belediyeler ya da farklı kurumlarla var olan ortak çalışmaları sürecek mi?

Siemens olarak bu alandaki en büyük farkımız, iç yapımızda Akıllı Şebekeler’i ayrı bir üst alan olarak tanımlamış olmamız. Akıllı Şebekeler dendiğinde, yalnızca enerji verimliliği ve karbon salımı değil, üstün yönetim olanakları da söz konusu. Kullanım alanlarına baktığımızda ise enerji üretim ve iletim şirketleri haricinde belediyeler, elektrik, su, doğalgaz vb. dağıtım şirketleri ile organize sanayi bölgeleri öne çıkıyor.

Akıllı Şebekeler yapılanmamızda kurduğumuz Ar-Ge Merkezi’mizin de önemli bir rolü bulunuyor. Bu merkezimiz, Akıllı Şebekeler’in ihtiyaç duyduğu enerji otomasyonu çözümlerini geliştiriyor. Akıllı Şebekeler alanında çalışan dünyadaki beş Ar-Ge Merkezi’nden biri olan Gebze’deki bu tesislerimizde geliştirilen teknolojiler yalnızca ülkemizdeki uygulamalarda değil, Siemens’in faaliyet gösterdiği 190 ülkede kullanılabilecek.

Akıllı Şebekeler’in sunduğu çözümler ile ilgili uzun bir süredir belediyeler ve çeşitli kamu kurumları nezdinde görüşmelerimiz ve çalışmalarımız sürüyor. Geçen yıl Gaziantep ve İzmir’de gerçekleştirdiğimiz Sürdürülebilir Şehirler toplantılarımızı farklı illerde de gerçekleştirmek için hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Siemens, Akıllı Şebekeler’in faydalarını anlatmak için en fazla çaba gösteren şirketlerden biri. Bu alandaki bilincin artmasıyla büyük çaplı uygulamaların da devreye alınacağını öngörüyoruz.

Bubik: Jeotermalin gelişimi için vakite ihtiyaç var

Jeotermal, Türkiye’nin gündeminde olan, 2007 yılında yasal anlamda adım atılan ancak henüz istenilen seviyeye ulaşılamayan bir alan. Siemens Enerji Direktörü olarak jeotermal alanında yakın gelecek Türkiye pazarı için olumlu bir beklentiniz var mı?

Belirttiğiniz gibi jeotermal ülke gündeminde yerini almış durumda. Bu alanda ülkemiz önemli bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Ancak gelişimi için biraz daha vakite ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. 2010 ve sonrası rüzgârda yaşanan, 2012 ve sonrasında fotovoltaik enerjide olacağına inandığımız hareketliliğin jeotermal enerji üretiminde de gerçekleşeceğine inanıyoruz. Enerji sektörü son yıllardaki serbestleşmeyle adından söz ettirmeye başladı. İlk yatırımlar rüzgâr alanında gerçekleşti, bunu fotovoltaik takip edecek. Özellikle sektördeki büyük oyuncuların yaklaşımlarına baktığınızda, yatırım kararlarının da bu sırayla gerçekleştiğini görebilirsiniz. Beklentimiz uzun vadede olumlu. Daha kısa vadede gerçekleşmesi için sektöre yeni oyuncuların girmesi ya da mevcut oyuncuların yatırımlarını bu alana kaydırmaları gerek. Bu iki koşul gerçekleştiği takdirde jeotermal enerji üretiminden daha sık söz edebilir hale geleceğiz.

Bubik: ICCI, sektörün geleceğine yön veren bir etkinlik

Genç ancak Avrasya’nın en büyük enerji ve çevre fuarı olan ICCI’da her zaman olduğu gibi bu yıl da yerinizi alıyorsunuz. ICCI 2012’nin sizin için nasıl geçmesini bekliyorsunuz?

ICCI 2012, sektörün alanındaki en önemli, belirtmiş olduğunuz gibi uluslararası ölçekte büyüklüğe kavuşmuş bir etkinliği. Entegre enerji hizmetleri sunan bir şirket olarak bizim de katılmaktan ve desteklemekten büyük memnuniyet duyduğumuz bir fuar. Yalnızca sektör oyuncularını bir araya getirmesiyle değil, kamu ve ilgili STK’ları da buluşturması nedeniyle, sektörün geleceğine yön veren bir etkinlik. Fuarın içeriği ve kapsamı ile bu yıl da bizim için olumlu ve verimli geçeceğine inanıyoruz.

‘ICCI 2012’de katılımcıları ürün ve hizmet alanındaki yeniliklerimizle karşılayacağız’

Katılımcılar Siemens’in yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanındaki yeni ürünleri ile tanışma şansını yakalayacak mı?

Katıldığımız her etkinlikte iki önemli noktaya dikkat ediyoruz. Birincisi, ürün ve hizmet sunduğumuz her alanda olduğu gibi enerji verimliliğine yönelik çözümlerimizi sunmak. İkincisi ise alanlarında dünyanın sayılı ürünleri arasında bulunan, rekorları elinde bulunduran ürünlerimizi katılımcılarla buluşturmak. ICCI’da standımızı ziyaret edenlerin her iki alanda da yeniliklerle karşılaşacağını söyleyebilirim. Fuarda yenilenebilir enerji alanında geçen yıldan farklı olarak fotovoltaik enerji üretimine yönelik çözümlerimizi de sergileyeceğiz. Alanında dünya rekorunu elinde bulunduran 8000H türbinimiz, orta ve yüksek gerilim alanında Türkiye’de üreterek tüm dünyaya ihraç ettiğimiz NX AIR ve 8DJH panolarımız ile HVDC çözümlerimiz, enerji otomasyonuna yönelik uygulamalarımız, Akıllı Şebekeler altında sunduğumuz akıllı sayaçlarımız, kayıp kaçak oranlarının düşürülmesini sağlayan SIPROTEC 5 ilk akla gelenler. Bunlar ve daha fazlası fuarda özel olarak hazırlanan standımızda yerini alacak.

Geçtiğimiz yıl 17. kez düzenlenen ICCI, önceki yıllardan daha büyük bir alanda gerçekleştirildi. Bu, kimi firmalar için bazı sorunlar oluşturdu. Fuara dair gördüğünüz ve bu yıl olmamasını beklediğiniz bir eksiklik mevcut mu?

ICCI, 20 yıla yaklaşan köklü geçmişe sahip bir organizasyon. Her organizasyon yaşayan bir organizma gibi zaman içinde gelişir ve öğrenerek yoluna devam eder. ICCI’ın içeriği ve kapsamını düşündüğünüzde çok detaylı hazırlanılması gereken bir fuar olduğunu söyleyebilirim. Bu bağlamda, fuar organizasyonunun da kendini buna göre hazırladığını ve herhangi istenmeyen bir durumla karşılaşılmayacağına inanıyorum. Bizim açımızdan bakıldığında geçen yıl da bu yılda fuarın bu büyük alanda gerçekleşmesinden memnunuz. Paydaşlarımızı ferah bir ortamda karşılayabildiğimiz ve çözümlerimizi daha başarılı sergileyebildiğimiz için mutluyuz.

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

İNOVASYON 0 Comments

2015 Yılının Elektrikli Otomobilleri

Küresel ısınma ve iklim değişikliğine ne sebepten olan sera gazı emisyonlarını önleme ve enerjinin verimli kullanımı açısından elektrikli otomobiller geleceğin taşımacılığını temsil ediyor. Elektrikli araçlar dönemi yavaş yavaş gelirken, 2015

HABERLER

Aamir Khan’dan “Atık Savaşçıları”na Tam Destek

Dünyada ve ülkemizde çok sevilen (ve Hindistan’ın Hollywood’u denen) Bollywood yıldızı Aamir Khan, ülkesindeki atık problemi için savaşan Waste Warriors (Atık Savaşcıları) ile bir araya geldi. Gönüllü gençlerden oluşan Waste

Elektrik Üretimi 0 Comments

GÜNRÜZ Projesi Geliştirildi

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komite Üyesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Aras, geliştirdiği GÜNRÜZ isimli milli proje ile enerjide dışa bağımlılığı sona

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply