Erdem Selim: “Türkiye’de İlk Defa Uygulanacak Bir Finansman Modelini Sunacağız”

Erdem Selim: “Türkiye’de İlk Defa Uygulanacak Bir Finansman Modelini Sunacağız”

İSTANBUL – 1998 yılında kurulan Daruma’nın Genel Müdür Yardımcısı Erdem Selim, bu yıl 18.’si düzenlenecek Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nda (ICCI) Türkiye’de ilk defa uygulanacak bir finansman modeli ile katılımcıları karşılayacaklarını ima etti. Selim, 2011 yılında rüzgâr enerjisi piyasasında çok büyük şirket evlilikleri ya da tekelleşmeler beklemediklerini söyledi. Çin’in kredi temini anlamında katetmesi gereken yola sahip olduğunu belirten Selim, 300 MW’tan fazla yenilenebilir enerji yatırımı içinse finansman arayışlarının sürdüğün belirtti.

Hali hazırda HES, rüzgâr ve jeotermal alanında yatırımcıların finansman ve ortak talepleri için de çalışmalarını yürüten Daruma’nın Genel Müdür Yardımcısı Erdem Selim ile 2011 yılının nasıl geçtiğin, 2012’den beklentilerini ve bu yıl 18.’si düzenlenecek olan ICCI’dan Daruma olarak neler beklediklerini konuştuk:

‘Yasa değişti ancak, fiyatlar değişmedi’

Öncelikle Erdem bey Daruma’nın finans modelinden bahsederek başlayalım…

Biz bir finansal danışmanlık firmasıyız. 1998 yılında kurulduk. Müşterilerimize bilançonun her iki tarafındaki her konuda destek veriyoruz. Bunlar borç finansmanı, kredi finansmanı ya da sermaye finansmanıdır. Ya da bu ikisinin de arasını içeren bazı ara ürünler vardır. Bunların hepsinin sağlanmasında danışmanlık hizmeti veriyoruz.

Bazı krediler için yurt dışındaki bankalarla çalışıyoruz. Müşterinin ihtiyaçlarına yönelik en uygun yapıyı kurup buna en uygun kaynakları tespit edip sonrasında pazarlıklar ve yapılandırmayı da yürüttükten sonra finansman sürecini sonuçlandırmak. İşimiz bu.

‘Güneş paneli fiyatlarının düşmesi lazım’

2011 yılı ise genel itibariyle biraz karışık bir yıldı. Çünkü 2010 sonunda bildiğiniz gibi yenilenebilir enerji yasası değişti. Herkesin beklentisi fiyatların yükseleceği yönündeydi. Ancak fiyatlar kimseyi tatmin etmedi. HES ve rüzgâr için hemen hemen aynı kaldı. Şaşırtıcı olan ve finansman için sorun teşkil eden konu euro bandında gerçekleştirilen yatırımlara rağmen dolar üzerinden fiyatlandırma yapılmasıydı. Olumlu anlamda ise garanti mekanizmasının nasıl işleyeceği açıklığa kavuştu. HES piyasasında çok büyük bir değişiklik gözlemlenmedi. Ancak süren bazı projeler finansmanın doğru yapılandırılmaması nedeniyle ya da beklentilerinin fiyat anlamında gerçekleşmemesi nedeniyle geri ödemede zorluklar yaşamaya başladılar. Bu durumu en çok bu sene fark ediyoruz. Bu zorluklar nedeniyle şuan da piyasada projesini satmak isteyen, ortak arayan ya da mümkün olduğu kadarını finanse etmeye çalışan birçok yatırımcı mevcut.

Rüzgârlarda farklı bir durum söz konusuydu. 1 Kasım 2007 başvuruları ardından lisanslanma sürecinin de nihayet tamamlanmasıyla yatırım için adımlar atılmaya başlandı. Ancak görüyoruz ki projelerin büyük bir kısmı yatırıma henüz hazır değil. Yatırıma geçene kadar daha yapılması gereken pekçok şey var. Başta tabiki doğru ölçümler geliyor.

Güneşte ise yasa bu alanı çok uygulanabilir kılmıyor. Panel fiyatlarının düşmesi lazım. Bir düşme var. 2013 ya da 2014 yılı itibariyle de bu projelerin hareketlenmesini bekliyoruz. Jeotermal enerjide de olumlu gelişmeler yaşandı.

‘Eurolibor ve libor faizlerinin 6 civarına inmesi bekleniyor’

Yatırımcıdan finansman tarafına geçersek… 2011’in ikinci yarısı itibariyle bir anda piyasada nakit sıkıntısı yaşandı. Bunda yurtdışı ve içeriden 2012 yılı yaz başında resmi ağızdan gelen ‘Bankaların kredi limitlerinden rahatsızız. Bunları azaltacağız’ açıklaması etkili oldu. Ve arındanbir likidite daralması yaşandı. Bankalar da bunun üzerine çok ani bir fren yaptı. Faizler için telafuz edilen 4 rakamı bir anda 9 rakamına fırladı. Doğal olarak yatırımcılar da frene bastı. Bir bekleme sürecine girildi. Bu durumun yarattığı ortam yumuşamaya başladı. Faizlerden de bunun görebilmek mümkün. Ancak beklenen euribor ve liborda faiz seviyelerinin 6 civarına düşmesi.

Genel itibariyle sıkıntılı geçen 2011 yılı ardından 2012 yılında Daruma ne gibi birleşmeler, finansman talepleri bekliyor? Piyasada tekelleşmeler görecek miyiz?

2011 yılının lisanslama süreciyle geçmesi nedeniyle 2012 yılında rüzgâr projelerinin hareketlenmesini bekliyoruz. Yatırımcılar projelerinin hayata geçirmeye başkalayacaktır. Ancak katkı paylarının yüksekliği nedeniyle bazı projelerin yapılabilirliği ile ilgili ciddi şüpheler tüm finans camiasında var. Birçoğunun gerçekleştirilemeyeceği düşünülüyor. Yatırımların getirdiği özkaynak gereksinimi ise bazı yatırımcıları ortak arayışına yönlendirdi.

Ayrıca piyasada tekelleşme olmayacak kadar çok büyük yatırımcı var. Yüksek katkı payı ödeyen ya da küçük ölçekli projelerin sıkıntı yaşaması muhtemel. Duyduğumuz kadarıyla bunların Çin üretimi rüzgâr türbinleri ile fizıbıl hale getirilmesi düşünülüyor. Ancak Çin türbinlerinin de ne kadar finanse edilebilir olduğu belli değil.

Fiyatlar 7.3 dolar/sent seviyelerinden yukarı çıkmayacak. Yatırımcılar da durumun bu şekilde birkaç yıl daha süreceğini tahmin ediyor.

‘Beklenen, fiyatların hızla yükseleceği şekilde’

Avrupa’daki ekonomik sıkışılık, yenilenebilir enerji alanındaki büyük firmaların Türkiye’ye nasıl bakmasına yol açtı?

Türkiye’de piyasa dinamiklerine baktığınızda evet, fiyatlar çok hızlı yükselmemiş olabilir ancak talep artışı olduğu kesin. Beklenen de bunun artarak devam etmesi yönünde. Dolayısıyla yakın bir gelecekte enerji konusund fiyatların yükselmesi, talebin artması bekleniyor. Dolayısıyla da Türkiye çok genç ve dinamik bir pazar. Avrupa’daki büyük firmaların kendi pazarlarındaki büyümede oldukça sınırlı durumda. Türkiye’ye ilgi oldukça fazla. Amerika ve Uzakdoğu’dan bile yatırımcılar Türkiye ile ilgileniyor. Büyük şirketler Türkiye’den bir ortak bularak pazara girmeyi ve pazarda büyümeyi görüyorlar.

Büyük projeler için finansman yaratmak çok kolay değil. Bunu yaratabiliyor olmak büyük bir artı puan. Ancak bunun ne kadarı sağlanır, hangi şartlarda sağlanır çok önemli. Şu an Çinli üreticiler çok aktif olarak Türkiye’de proje peşindeler. Bunların söyledikleri “Finansmanı biz getirebiliriz”. Ancak araştırmalarımız doğrultusunda Çin’in bu yolda katetmesi gereken adımlarolduğunu görüdük. Çin bankaları Türkiye’deki bankalardan teminat mektubu istiyor. Türkiye’deki bankabu teminat mektubunu verebilecek olsa zaten kendisi bu riski alır. Bunu faaliyete geçirmek çok da kolay değil.

‘Nonlycost finansman modelini ilk kez uygulayacağız’

Daruma’nın 2012 ICCI Fuarı’ndan beklentileri neler?

Nonlycost yani inşaat dönemi de dahil, hiçbir garanti ya da kefalet istemeyen, yalnızca projeye yönelik verilen bir finansman türü üzerinde çalışıyoruz. Bu Türkiye’de daha önce yapılamadı. Olacak diyorum çünkü kredi onayı aldık ancak anlaşma henüz gerçekleşmedi. Bazı küçük detayların halledilmesi gerekiyor. Türkiye için de çok önemli olacak bir gelişme.

Ayrıca ICCI ile ilgili de bir gözlemimi paylaşmak istiyorum: 2011 yılından önceki ICCI fuarları  eskiden herkesin bir arada olabileceği bir salonda gerçekleştiriliyordu. Şimdiyse 2 ayrı büyük salona dağılıyor. Bu da bir kopukluk ve bazı sorunlara yol açıyor. Bunların bu sene yaşanmamasını umut ediyorum.

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

RÖPORTAJLAR

Kurt Akın: “Türkiye Enerji Piyasası Dünyada Büyük İlgi Görüyor”

İSTANBUL – 4 Ekim 2012 tarihinde Turboden firması, Ataşehir Radisson Otelinde Organic Rankine Cycle İçin Yenilenebilir Enerji Kaynakları kullanımının konuşulacağı bir seminer düzenliyor. Bu konuda dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan

Sektörel Röportajlar

“Enerji Verimliliği; Konforu En Azından Sabit Tutmak veya Artırmaktır”

VEN ESCO Genel Müdürü Arif Künar: “Enerji tasarrufu; tutumluluk, kullanmama ve israfın önlenmesidir, ancak bazen de mevcut konforun bozulmasıdır. Enerji verimliliği ise; hem mühendislik hem de teknoloji ile aynı işi

Sektörel Röportajlar

“Jeotermal Kaynakların Kullanımında Doğanın Dengesi İyi Gözetilmeli”

Atlas Copco Türkiye RDE, GDE Bölüm Müdürü Bahadır Ergener: “Jeotermal kaynaklar, diğer yenilenebilir enerji kaynakları gibi doğayla barışık özelliğe sahip.   Diğer enerji üretim yöntemlerinden çok daha çevreci nitelik içeriyor. Ama

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply