“Rüzgar Enerjisinde 20 Bin Megawatt’lık Hedef, İyi Niyet Beyanı Olmalı”

“Rüzgar Enerjisinde 20 Bin Megawatt’lık Hedef, İyi Niyet Beyanı Olmalı”

ELTEM-TEK Genel Müdürü Sinan Coşkun: “Türkiye rüzgar endüstrisi için Hükümet tarafından ortaya konulan 20 bin megawatt’lık kurulu güç hedefi aslında bir iyi niyet beyanı olarak algılanmalı. Aksi halde, sektörle ilgili 20 bin megawatt’lık hedef çok kesin bir şekilde ve sürekli ortaya konulduğunda, beklentiler oluşuyor ve sektör temsilcilerinde ‘Hedefin gerisindeyiz, çok yavaşız’ şeklinde bir baskı oluşuyor.”

sinan coşkunELTEM-TEK Genel Müdürü Sinan Coşkun’la yenilenebilir enerji sektörünü birçok boyutuyla ele aldık. Coşkun, Özellikle rüzgar enerjisi projelerinde izin ve onay süreçlerinin çok uzamasının, yatırımcılar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğuna değiniyor.

Son dönemde, rüzgar enerjisine yönelik yatırımlardaki canlanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi rüzgar yatırımlarında da zor ve uzun bir süreç yaşanıyor. Santraller için lisans onayı ve izin alma sürelerinin uzun olması, yatırımcılar için önemli sıkıntılar oluşturuyor. Türkiye’de bir rüzgar enerji santralinin başlangıcından devreye girmesine kadar ortalama 4 ile 6 yıllık bir süre gerekiyor. Bu sürenin büyük kısmını Kamu’dan kaynaklanan izin ve onay süreçleri oluşturuyor. Bu santrallerden yapım süresi daha uzun olan ve bitmeyenleri de var. Yine de rüzgar enerjisi, yenilenebilir bir kaynak olması, kaynak bedelinin bulunmaması özellikleriyle, uzun süren yatırım sürecini tamamlayabilenler için son derece mantıklı ve yapılabilir bir yapıya sahip. Sektöre gösterilen büyük ve yoğun ilgi de bunu kanıtlıyor.

Rüzgar enerjisi sektörü için mevzuatlardan ve uygulamadan kaynaklanan ne tür sorunlar yaşanıyor?

Kamu her zaman için yönlendirici olmalı, kuralları netleştirmeli ve  standartlaştırmalı. Aynı kurallar herkes için geçerli olmalı. Bir kural, karar yetkisine sahip bir kamu kurumunun tüm müdürlüklerinde aynı şekilde uygulanmalı. Oysa, Türkiye’de bir kentin müdürlüğünün onay verdiği bir karar, başka bir kentin müdürlüğü tarafından onaylanamayabiliyor. Bu durum, yatırımcı açısından hem zaman hem de maliyet kaybına yol açıyor. Ayrıca, yatırımlarla ilgili kurallar, araştırmalar sonucunda ortaya konan belli kriterler dikkate alınarak oluşturulmalı. Kurallar çok net olarak belirtilmeli ve açıklanmalı. Kurallar net olarak belirlenir ve uygulamada standart sağlanırsa, yatırımcılar bu çerçevede projeler geliştirebilir ve süreler oldukça kısalır.

Rüzgar enerjisinde yatırımcıların pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk tipi yatırımcı diye bir olgudan söz edersek, genel olarak yatırımcılarımız bu şablona uyuyor. Yatırım sürelerinin uzamasında, bürokratik engellerin yanı sıra, yatırımcıların kararlarını son anda alarak, çok planlamadan hareket etmeleri de rol oynuyor. Bu süreci çok iyi yöneten yatırımcılarımızın da olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor ama genel olarak, yatırım süreçleri çok iyi yönetilemiyor. Buna ek olarak, Türkiye’yi iyi tanımayan bazı yabancı kökenli yatırımcıların doğru çözüm ortaklarıyla çalışamadıklarına tanık oluyoruz. Seçtikleri çözüm ortakları kendilerini doğru yönlendiremiyorsa, yatırım süreçleri çok uzuyor. Sonuçta, Türkiye’deki rüzgar enerjisi sektörüne yatırım yapılamayacağı yönünde yargılar oluşuyor.

Türkiye’nin rüzgar endüstrisinde 20 bin megawatt’lık hedefe ulaşmak için ne tür düzenlemeler yapılmalı?

Türkiye rüzgar endüstrisi için Hükümet tarafından ortaya konulan 20 bin megawatt’lık kurulu güç hedefi aslında bir iyi niyet beyanı olarak algılanmalı. Aksi halde, sektörle ilgili 20 bin megawatt’lık hedef çok kesin bir şekilde ve sürekli ortaya konulduğunda, beklentiler oluşuyor ve sektör temsilcilerinde “Hedefin gerisindeyiz, çok yavaşız” şeklinde bir baskı oluşuyor. Kamuoyunda, sektörün başarısız olduğu yönünde bir izlenim doğarken, uluslararası platformda ise, hedeflerin gerisinde kalmış bir ülke değerlendirmesinin oluşmasına yol açılıyor. Şu anda, rüzgar enerjisinde 3.500 megawatt’lık bir kapasiteyi değerlendirmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla, sektördeki hedeflerimizi bu koşullar üzerinden daha gerçekçi ve teknik olarak ayakları yere basacak bir biçimde yenileyerek ortaya koymalıyız. Böylece, sektörün hedeflerle kıyaslandığında geride kalmış, başarısız olarak nitelendirilmesini engelleriz ve kısa süre içerisinde gerçekleştirdiği atılımı ön plana çıkarmış oluruz.

Yenilenebilir enerjinin Türkiye’nin geleceğinde nasıl bir rol oynayacağını öngörüyorsunuz?

2015 yılının ilk dönemi için, TEİAŞ tarafından 3000 megawatt’lık bir kapasite açıklandı ve bu doğrulta başvurular alınmaya başlanacak. Şu an, toplam 1500’ün üstünde rüzgar ölçümü direği dikildiğini ve ölçümlerin  alındığını biliyoruz.  Güneş enerjisinde ise, lisanslı elektrik üretimi için 600 megawatt’lık  kapasiteyle ilgili olarak başvuruların tamamlandığını ve yarışma sürecinin başladığını görüyoruz. Lisanssız elektrik üretiminde ise, güneş enerjisinde 50 megawatt’a yakın bir kuruluma yaklaşıldığını ve şebekeye 1800 megawatt’ın üzerinde ilave lisansız kapasitenin tahsil edildiğini söyleyebiliriz. Bu verileri alt alta koyduğumuzda, yenilenebilir enerji sektörünün önümüzdeki yıllarda daha dinamik olacağı, daha çok konuşulacağı ve Türkiye’nin gündeminde daha çok yer alacağı ortaya çıkıyor.

Dünyada yenilenebilir enerjinin gelişim çizgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyada Türkiye’dekine benzer bir yapılanma olduğuna tanık oluyoruz. Avrupa, yenilenebilir enerjide yatırımlarını büyük oranda tamamlamış durumda. Avrupa Parlamentosu enerjideki toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını hedefini yüzde 20’den yüzde 27 ye yükseltti. Bu açıdan bakıldığında; Avrupa’nın yenilenebilir enerjide kapasitesini tamamlamak üzere olduğu şeklinde bir yorum getirmek mümkün olsa bile, yeni yatırımlara açık olduğu görünüyor. Çünkü, çok büyük bir pazardan söz ediyoruz. Özellikle, Almanya’nın yenilenebilir enerjide dünya ortalamasının çok ilerisinde yatırım yaptığını gözlemliyoruz. Hatta Almanya’nın yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlarından dolayı bir takım sıkıntılar yaşadığını da biliyoruz.

Avrupa’da yenilenebilir enerji yatırımlarından dolayı ne tür sorunlar yaşanıyor?

Yenilenebilir enerji yatırımlarının iki önemli parametresini göz önüne almak  gerekiyor. Birinci parametre, yatırımların teknik olarak yapılabilirlik sınırı ikincisi ise, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımın toplam enerji fiyatlarına getireceği ilave maliyetler. Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde çok yüksek tarifelerle teşvik verildi ve yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verildi. Almanya’da güneş enerji sektörüne 30-40 euro/cent civarında sabit fiyat garantisi uygulandığını gördük. Günümüzde ise, Almanya dahil birçok ülke teşvik sistemini revize etti hatta bazı ülkeler teşvik uygulamasını kaldırdı. Çünkü, bu fiyatlar sürdürülebilir değil. Siz, enerjinizin yarısını yenilenebilir enerjiden üretip bir tarafta da inanılmaz bir fiyat marjıyla teşvik verirseniz, bunun elektrik fiyatlarına getireceği artışlar kaçınılmaz olur.

Türkiye’de yenilenebilir enerjiye yönelik uygulanan teşvik sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, 10 euro/cent’lik sabit fiyat garantisiyle gerçeğe çok yakın bir uygulama gerçekleştirmiş oldu. İlk başta, yatırım isteği ve arzusunu bir miktar düşüreceği düşünülen bu rakamın uzun vadede piyasa koşulları çerçevesinde ayakları yere basan bir seçim olduğu göründü. Çünkü, yenilenebilir enerji için uygulanan fiyat teşviği nihai tüketiciye yansıyan doğrudan bir maliyettir.

Nasıl bir sistem uygulanmalı?

Bu noktada dengeyi sağlamak çok önemli. Yenilenebilir enerji yatırımları gerçekleştirirken, enerji çeşitliliğini, enerji depolanması ve enerji verimliliği gibi unsurları da göz önüne almak gerekiyor. Avrupa ülkelerinin en büyük avantajlarından birisi birbirlerine olan bağlantıları daha sağlam olduğu için, teknik anlamda yaşanan sorunları en aza indirebilmeleri. Türkiye’nin ise, böyle bir avantajı bulunmuyor. Bir takım teknik çalışmalar yaparak ancak, bağlantı gerçekleştirebiliyor.

ELTEM-TEK hangi alanlarda faaliyet gösteriyor?

ELTEM-TEK 1983 yılında, elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı alanlarında proje, mühendislik ve danışmanlık hizmeti vermek amacıyla kurulan bir şirket. Şirketimiz, yüzde 47 kamu, yüzde 53 özel iştirakiyle çalışmalarını yürütüyor. 300’e yakın çalışanımızla, üretim aşamasında bir elektrik santral projesinin izin/onay süreçlerinin alınması, projelendirilmesi, şartnamelerin hazırlanması süreçlerini yönlendiriyoruz. Elektrik üretim santrallerinin kurulumuna kadar olan projelendirme, danışmanlık, yer seçimi ve fizibilite çalışmalarını yürütüyoruz. Enerji iletim hatlarının projelendirilmesi, kamulaştırılması ÇED’i dahil olmak üzere, yapıma kadar olan bütün süreçleri gerçekleştiriyoruz. Tüm süreçler dahil olmak üzere, Türkiye’de yapılan işlerin yüzde 60’ını biz gerçekleştiriyoruz. Özellikle yüksek gerilim kısmında 154 ve 380 konusunda yılda 1500- 2000 kilometrenin üzerinde enerji iletim hattı projelendirmesi yapıyoruz. Şaft sahalarının kurulumu için yine aynı hizmetleri veriyoruz. Elektrik dağıtım tarafında ise, projelendirme, master plan çalışmaları ve coğrafi bilgi sistemi uygulamalarımız var. Güç sistemi mühendisliği alanında da hizmet gösteriyoruz.

Geleceğe yönelik olarak plan ve hedefleriniz nedir?

İzin ve onay aşamalarının uzun sürmesi nedeniyle çalışmalarımız tamamlanamıyor. Dolayısıyla, hak edişlerimiz uzun sürelere yayılıyor. Ayrıca, izin ve onay süreçlerinin uzaması yatırım kapasitesini düşürürken, müşteri sayımızda da azalmaya yol açıyor. Yine de her yıl ortalama sektörün çok üzerinde büyüyen bir yapımız var ve yüzde 30-40 oranında ciro artışı gerçekleştirebiliyoruz. Yurt dışında da rekabet yapabilen Türkiye’de katma değeri yüksek projeler üreten bir şirket olmak ana hedefimiz.

 

 

 

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

RÖPORTAJLAR

“Yenilenebilir Enerji Kullanımı Arttıkça, Çift Yönlü Sayaçlar Yaygınlaşacak”

Makel Genel Müdürü Hakan Öztürk: “Önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı daha da artacaktır. Bu da monofaze sayaçlar dahil olmak üzere tüketimi ve üretimi ölçen iki yönlü sayaçların hızla yaygınlaşacağı

RÖPORTAJLAR

Nurcan Sarıca: “Van’da Ar-Ge Faaliyetlerine de Başlayacağız”

İSTANBUL – TIREC 2012 etkinliğinin ana sponsorlarından olan ve pek çok firmanın aksine Türkiye pazarına girmek için Van’da yerleşmeyi seçen LTİ Reenergy şirketinin Finans Yöneticisi Nurcan Sarica’yla konferans esnasında kısa

Sektörel Röportajlar

“En Başarılı Ülke, Yüzde 100 Yenilenebilir Enerji Hedefine Önce Ulaşan Olacaktır”

Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türkiye Yenilenebilir Enerji Birliği (EUROSOLAR) Türkiye Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar: “Enerjide çözüm; enerjinin etkin kullanımı ve yüzde 100 yenilenebilir enerjidir. En