“Özel Sektörün Karbon Piyasasına Bakışı Tamamen Olumlu”

carbon_market

Yenilenebilir enerji alanında dikkat çekici konulardan biri olan karbon piyasasıyla ilgili olarak, Türkiye’de ilk faaliyet gösteren kuruluş FutureCamp Türkiye. Biz de karbon piyasası, Türkiye’de karbon salımı ve karbon piyasasının gelişimi, kamunun ve özel sektörün bakış açısı, Avrupa ve Amerika’daki karbon piyasası ile FutureCamp Türkiye’nin faaliyetleriyle ilgili dikkatinizi çekmek istedik. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz FutureCamp Türkiye Proje Yöneticisi Farız Taşdan’la söyleşi yaptık.


FutureCamp Türkiye’nin kuruluş amacı ve faaliyet alanlarından söz eder misiniz?


FutureCamp, karbon piyasalarında Türkiye’de faaliyet gösteren ilk şirkettir.  2005 yılında  gönüllü karbon piyasasında proje geliştirmiş olup bu piyasanın gelişmesine ön ayak olmuştur. FutureCamp, Türkiye’deki faaliyetlerine istinaden 2009 yılında “FutureCamp Türkiye” adında bir şirket kurmuştur ve bu şirketin faaliyetleri de karbon piyasası ve yenilebilir enerji danışmanlığını kapsamaktadır.

Gönüllü karbon azaltım projesi hakkında bilgi verir misiniz?

Gönüllü karbon ticaretinin geçmişi, 1989 yılına dayanmakla birlikte asıl yükselişini Kyoto Protokolüne borçludur. Kyoto Protokolü piyasa mekanizmalarına paralel büyüyen gönüllü karbon piyasası hem Kyoto Protokolü yükümlülükleri altında bulunan ülkelerde hem de bunun dışındaki ülkelerde gelişme olanağı bulmaktadır. Sosyal sorumluluk çerçevesinde, küresel iklim değişikliklerine duyarlı şirketlerin, kuruluşların, örgütlerin, bireylerin karbon salımlarını dengeleme kolaylığını sağlamak amacı ile ortaya çıkmış bir pazardır. Gönüllü Karbon Azaltım Projeleri’nden elde edilen Onaylı Salım Azaltım’ları (VERs) gelişmiş kuzey ülkelerindeki firmalar tarafından talep edilmekte ve iklimsel değişiklik bilincinin oluşması ile birlikte bu talep yükseliş sağlamaktadır.

İklimsel değişikliklere duyarlı şirketler faaliyetleri esnasında oluşan karbon salımlarını hesaplayarak (karbon ayak izlerini ölçerek), bu emisyonlarını azaltmak veya dengelemek amacı ile emisyon azaltımını sağlayan projelerin (yenilenebilir enerji, enerjinin verimli kullanılması, atık yönetimi vb.) üretmiş oldukları karbon azaltım kredilerini satın alarak, karbon nötr haline gelmektedirler. Böylece bu şirketler saldıkları karbondioksit miktarını, başka bir yerde karbondioksit emisyonu yapmayan veya yaptığı karbondioksit miktarını azaltan projeleri destekleyerek sıfırlamaktadırlar. Bu faaliyetler karbon piyasasını meydana getirmektedir. Küresel iklim değişikliğinin etkileri daha fazla hissedilmeye başlandıkça pek çok firmanın sosyal sorumluluk çerçevesinde karbon dengelemeye gittikleri görülmektedir. Şimdiden HSBC, Dell, Delta, AEP, Google, Pacific Gas & Electric, Yahoo, Nike, Sky, Origin Energy…. gibi büyük müşteri potansiyeli olan şirketlerin gönüllü karbon piyasasında karbon salımlarını dengeledikleri görülmektedir.

Dengeleme (offset) kavramı, karbon salımlarının azaltılması için uygulanan önlemlere ek olarak gerçekleştirilen ve gönüllü karbon piyasalarında çok iyi bilinen bir mekanizmadır. Dengeleme, bir yerde salınan sera gazının başka bir yerden satın alınarak aynı miktarda sera gazının önlenmesi ile veya atmosferdeki aynı miktarda sera gazının yutulması/hapsedilmesi ile nötrleştirilmesidir. Başka bir ifade ile bir firmanın ortaya çıkardığı karbon salımlarına karşılık, aynı miktarda ancak başka bir yerde karbon tasarrufu sağlayan projelerde belgelendirilmiş karbon azaltım sertifikalarının satın alınması olarak açıklanabilir.

Sizce gönüllü karbon azaltım projesi yenilenebilir enerji sektörünün gelişimine nasıl katkıda bulunabilir ?

Gönüllü karbon azaltım projelerinde sertifika başına fiyat 10 Euro civarında iken, iç verimlilik oranını yüzde bir yada yüzde iki oranında artırabiliyordu, fakat piyasada karbon azaltım sertifikasının fiyatının düşmesi ile birlikte bu oranda da düşme oldu tabii ki. Öbür taraftan gönüllü karbon piyasasında fiyatlar çok dalgalı olduğundan hiçbir yenilenebilir enerji yatırımcısı bu piyasadan gelecek gelire göre yatırım kararı vermez ama bu gelire de sahip olmak için çalışır.

Karbon azaltımı konusunda  Türkiye’de kamunun ve özel sektörün bakış açısı ve değerlendirmeleri genel olarak ne düzeyde ?

Kamu bu ana kadar genellikle gönüllü karbon piyasasını izledi, 2010 yılında Türkiye’deki projeleri izlemek amacı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının altında bir online kayıt sistemi oluşturuldu, fakat bu sistemin piyasaya herhangi bir yararı olmadığı için sistem pek işlerlik kazanamadı. Kamu sektörü, gönüllü karbon piyasasından nasıl yararlanabilirim diye bakmış fakat bir sonuç alamamıştır. Öbür taraftan özel sektörün piyasaya bakışı tamamen olumlu ve piyasanın gelişmesi için kar odaklı olarak katkıda bulunmaya çalışmıştır.

Peki Avrupa’da ve Amerika’da şirketlerin karbon azaltımı konusundaki çalışmaları ve projeleri ne düzeyde ?


Avrupa ve Amerika’da piyasayı zorunlu ve gönüllü olarak ayırmakta yarar var. Çünkü hem Amerika’da hem de Avrupa’da azaltım zorunluluğu kapsamında piyasalar bulunmaktadır. Fakat, burada sadece gönüllü karbon piyasası çerçevesinde bakacak olursak, iklim değişikliği bu kıtalarda daha fazla olduğundan, özel sektörün bu konuya başı daha fazla ve etkindir. Gönüllü karbon piyasası Avrupa ve Amerika’dadır diyebiliriz. Çünkü sertifika alan ve satan broker şirketlerinin çoğu da bu kıtalardadır. 2011 yılı itibari ile ticareti yapılan 95 milyon ton CO2 sertifikasının yüzde 33’ü Avrupa’da,  yüzde 29’u Kuzey Amerika kıtasında gerçekleşmiştir. Türkiye’de ise ticareti yapılan karbon azaltım sertifikasının miktarı yıllık 4-5 milyon ton civarındadır. 2011 yılı toplam gönüllü karbon piyasasının değeri 576 milyon dolara ulaşmıştır.

Bildiğimiz kadarıyla iklim değişikliği konusunda da danışmanlık hizmetleri veriyorsunuz. Bunun hakkında bize biraz bilgi verir misiniz?

Gönüllü karbon azaltım projelerinin geliştirilmesi ve sertifika satışının yanında izleme raporlama ve doğrulama süreci ile ilgili olarak emisyon yapan şirketlere, yani çimento, demir çelik, kimya, seramik ve benzeri sektöre de  emisyonlarının izlemesi çerçevesinde hizmet vermekteyiz. Ayrıca Bakanlık düzeyinde iklim değişikliği stratejilerini geliştirilmesi ve uygulanması konularında hizmetlerimiz bulunmaktadır.

Türkiye’de özel sektörün ve kamunun iklim değişikliğine yönelik yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İklim değişikliği konusu, Türkiye’de henüz havadan sudan işler düzeyinde görünüyor diyebiliriz. Birkaç sene önce açılmış olan Çevre ve Şehircilik bakanlığına bağlı iklim değişikliği dairesi bir ay önce kapatıldı. Bence iklim değişikliği dairesi değil, iklim değişikliği müsteşarlığı olması gerekirken ilgili daire bile kapatılabiliyor.

Şu anda dünya genelinde karbon miktarı ne düzeydedir? Yaşam koşullarını ne düzeyde etkilemektedir?

Şu an atmosferdeki karbon yoğunluğu 394 ppm düzeyindedir, ki bu endüstrileşme öncesi 280 ppm olan düzeyin çok üzerindedir. Yapılan tahminlere göre, ortalama sıcaklık artışının iki derece olması artık kaçınılmazdır.

Peki artan karbon miktarının yarattığı iklim değişikliğine yönelik gerekli önlemlerin alındığını düşünüyor musunuz?

Biliyorsunuz ki uluslararası iklim görüşmeleri Kopenhag’da, Durban’da ve son olarak Doha’da bir sonuca bağlanmadı. İklim değişikliğini durdurmaya yönelik olarak karbon salımlarının azaltılması için ciddi adımlar gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden ne yazık ki gelmedi. Şu an durduğumuz nokta bazı ülkelerin göstermelik iklim değişikliği politikalarıdır.

Bu konuda kamuoyu oluşturulması ve duyarlılık geliştirilmesiyle ilgili yapılan çalışmalar ne durumda ?

Kamuoyu çok kolay manipüle edilen bir objedir. İklim değişikliği konusunda da nereye çekerseniz oraya doğru gidebilmektedir. Şimdi, Türkiye’de kamuoyu oluşturulmak istenen konu linyit kaynaklarının en etkin şekilde kullanılmasıdır. Kamuoyunun buna tepkisi sıfır. Ben kamuoyunda, iklim değişikliğine istinaden herhangi bir tepki ve farkındalık görmüyorum.

Acaba bu farkındalığı arttırmaya yarayabilecek yasal düzenlemeler ve uygulamalar ne durumda? 

İklim değişikliği konusunda Türkiye’de şu ana kadar atılmış en önemli adım sera gazı izleme, raporlama ve doğrulama yönetmeliğidir ve bu yönetmeliğin uygulanası durumunda 2016 yılında tesis bazında emisyon verileri bakanlığa ulaşmış olacaktır. Bu ileride emisyon ticaret sistemi olması durumunda, tesis bazında yükümlülükleri belirleyecek veri tabanı olacaktır. Bunun dışında, iklim değişikliği konusunda atılan ciddi bir yasal düzenleme göremiyorum.

Röportaj: Hüseyin B. Ekmekçi
huseyin.ekmekci@alternatifenerji.com

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

YATIRIMCI

“Aramızda Elektrik Var” Enerji Sektörüne Işık Tutacak

EPDK Başkanı Hasan Köktaş’ın önsözüyle piyasaya çıkan “Aramızda Elektrik Var” kitabının uzun yıllar enerji sektöründe yer almış olan yazarı Figen Özer’le yaptığımız röportajımızı siz Alternatif Enerji takipçileri ile paylaşıyoruz: Bize

ENERJİ YÖNETİMİ 0 Comments

“Sürdürülebilir Üretim, Sürdürülebilir Enerji Kullanımını Gerektiriyor”

Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) Yönetim Kurulu Başkanı M.Tülin Keskin: “Artık ülkeler ithalat yaptıkları ürünlerin hangi enerji türüyle üretildiğini sorguluyorlar. Çevre çok önemli. Sürdürülebilirlik çok önemli. Kalkınmanın temeli de üretim. Sürdürülebilir

RÖPORTAJLAR 0 Comments

İbrahim Ocak:” Globalleşen Ekonomide Uzakdoğulular Avrupalılaşıyor, Avrupalılar Çinlileşiyor”

.Sayın Ocak, bildiğimiz kadarıyla 2011 sektördeki 9. yılınız. 2002 yılına dönersek, 2001 yılındaki büyük bir ekonomik krizin ardından o dönemde neredeyse hiç duyulmamış bir sektörde yatırım yapmak kararına nasıl vardınız?