logo


İSTANBUL – 25 yıl önce TSK’daki görevleri sırasında geri kazanım, gazlaştırma ve piroliz teknolojileri ile tanışan Türkmen’in biyo enerji ve biyo yakıtla olan macerası emekliliği ardından fosil olmayan atıklardan enerji üretimi üzerine çalışması ile başlıyor. Türkiye’de kültür balıkçılığının hızlı bir şekilde büyümesinin ilgili sektörleri de etkilediğini ve balık unu ile biyo enerji alanına ilk adımı attığını dile getiren Osman Türkmen, Türkiye’deki evsel ve endüstriyel atıkların değerlendirilmesinin karşılığının 7000 MW’lık bir elektrik santraline eş değer olduğunu belirtiyor. Katı biyo yakıtın da oldukça önemli olduğunu ancak bu alanda yerel çalışmaların gerçekleştirildiğini hatırlatan Türkmen, Türkiye’nin fark edemediği için biyo yakıta gereken ilgiyi henüz göstermediğini ima ediyor. Ve Türkmen’in röportajda ısrarla altını çizdiği nokta ise ‘atığın, insanlığın en önemli sorunlarından biri’ olduğu. Yatırımlar konusunda ise banka ve finans çevrelerinin cehaleti de ayrı ve başlı başına bir sorun Türkmen’e göre. Atıkların yerinde değerlendirilmesinin önemine vurgu yapan Türkmen yakın zamanda için bir iddiada da bulunuyor: 5 yıl içinde insanlar kanalizasyonu kullanmayacak, atığını paketleyerek satacak!

TRL Trade Ltd. şirketinin kurucusu olan ve atıklardan yakıt ve enerji üretimi uzmanı Osman Türkmen ile, Alternatif Enerji olarak biyo yakıt ve biyo enerji üzerine Türkiye’deki gelişmeleri oldukça iyi anlatan ve katedilmesi gereken yollarla ilgili pek çok bilgiyi içeren bu keyifli röportajımızın tamamı aşağıda yer alıyor:

Türkmen, biyo enerji ile emekliliğinde tanışıyor

Biyo enerji ve biyo yakıt ile temasınız nasıl oldu? Buradan başlayalım Osman bey…

Ben bir emekli mühendis subayım. TSK’de iken, kullanılamayan (ve inşallah kullanmak da nasip olmaz) ve elde kalan mühimmatın bertarafı ile bir şekilde proje bazında temasım oldu. TSK’da buna FEKFESİH deniyor. Bu mühimmatın hammadde gibi değerlendirilmesi gerektiği ve patlatılarak imha edilmesi ve çevreye zarar verilmesi yerine geri kazanım yapılması gerekir diye bir teklifte bulundum. Böylelikle geri kazanımla ve gazlaştırma ve piroliz teknolojileri ile ilgili çalışmalarım başladı. Mühimmatın içindeki RDX veya TNT bir şekilde geri kazanılıp gübre olarak kullanılabiliyor. Zaten gübreden de bomba yapılabiliyor maalesef… Ben bu teknolojilerle ilk tanıştığımda, bunların aynı zamanda atıkların bertarafı ve yeni yeni de enerjiye dönüştürülmesi çalışmaları yapılıyordu. Daha sonra tehlikeli atıklar, endüstriyel atıklar ve nihayet evsel atıklar ile arıtma çamurları da hammadde olarak kullanılmaya başladı. Yaklaşık 25 yıl öncesinden söz ediyorum.

Emekliye ayrılıp da enerji tesisleri ile uğraşmaya başladıktan sonra, fosil yakıtlar yerine fosil olmayan atıkların da hammadde olarak kullanılacağını düşünüp, özellikle en uygun olan organik atıklar nasıl değerlendirilebilir diye çalışmalara başladım. Böylelikle hayvansal atıklar, tarımsal atıklar, orman atıkları, evsel atıklar ve arıtma çamurları ilgi alanıma girmiş oldu.

Bir süre söz konusu atıkların doğrudan enerjiye dönüştürülmesi ile uğraştıktan sonra, bunların katı yakıt, diğer bir deyişle katı biyo yakıt olarak kömür ve diğer fosil yakıtlar yerine kullanılabileceğini araştırmaya ve çalışmaya başladım. Bunun daha ucuz, daha kârlı ve aynı zamanda gübre olarak da kullanılabileceği ortaya çıktıktan sonra da katı biyo yakıt konusuna yoğunlaştım.

Türkmen: İlk başlangıç noktam katı biyo yakıt olarak balık unu konsepti oldu

Neden özellikle balık yemi, unu, yağı ve atıklarından biyo yakıt üretimi gerçekleştirilmesi üzerine yöneldiniz?

Türkiye’de kültür balıkçılığı son derece hızlı büyüyor. Bu nedenle, kültür balıkçılığının ana girdisi balık yemi oluyor. Türkiye, balık unu gereksiniminin % 80′ni yurt dışından sağlıyor. Ortalama fiyatı 1.500 $/ton. İhtiyaç duyulan miktar yaklaşık 250.000 ton/yıl. Yani çok değerli bir ürün ve hiç bir pazarlama sorununuz yok; hem yurt içi, hem de yurt dışında… Ama benim ilk başlangıç noktam, çok temiz ve çok yüksek kalorifik değeri olan bir katı biyo yakıt olarak balık unu konsepti oldu. Sonra, balık unu sayesinde yem ve gübre sektörünü tanımaya başladım. Bir süre sonra da bu benim için vicdani bir sorumluluk haline geldi. Çünkü hem çocuklarıma hem de ülkeme karşı, insanların temiz gıda ve besleyicilerle (yapay gübre ve katkılarla değil) beslenmesi gerektiği, ülkemizin bunun için bir cennet olduğu ortaya çıktı.

Bir yılda çıkan atıklardan üretilebilecek enerji miktarı 7000 MW

Türkiye’de yenilenebilir enerji çok yeni bir sektör ancak sizin çok uzun süredir ilgileniyorsunuz. Rüzgâr ve güneşle ilgili pekçok adım henüz atılıyor. Biyo yakıt ile ilgili Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendirebiliriz?

Ben hep ‘olmayan’ şeylerle ilgilendim. Şu anda herkes güneş ve rüzgâra yöneliyor. Oysa, atıklar (yani çöpler) çift taraflı zarar veren baş belası ancak milli bir kaynak… 72.000.000 nüfusumuz var ve herkes günde 1.3 kg atık üretiyor. Bu da günde 94.000 ton atık, yıldaysa yaklaşık 34.000.000 ton evsel atık anlamına gelir. Buna yaklaşık 10.000.000 ton da endüstriyel atık (arıtma çamuru ağırlıklı) ekleyelim. Son olarak da 2.500.000 ton tehlikeli atık koyalım. Toplam 45.000.000 diyelim ve ortalama 3 Mkcal/Kg kalorifik değeri olsun. Bu yaklaşık 7.000 MW’lık bir elektrik santralı demektir. Yani nükleer santraldan daha fazla kapasite. Tabii ki, Türkiye’nin bütün atıklarını tek bir yerde toplayarak enerjiye dönüştürmek mümkün değil. Ama esas olan yerinde üretmek ve yerinde tüketmek olduğuna göre ve atıklar Türkiye’nin her yerinde kesintisiz olarak primer enerji kaynağı olarak var olduklarına göre bunu değerlendirmemek anlamsız geliyor bana… Hadi elektriğe çeviremediniz, o zaman da fosil kaynaklar ve kömür yerine katı biyo yakıt olarak kullanmalıyız.

Türkiye’de biyo yakıt deyince akla hep biyo etanol ve sıvı yakıtlar geliyor. Yeteri kadar denetlenemeyen bir süreç bu. Herkes biyo dizel fiyaskosunu hatırlıyordur umarım… Ben, özellikle sanayide ve kişisel kullanımda katı biyo yakıtın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Katı biyo yakıt denince de akla odun ve orman ürünleri geliyor ki bu da en azından eksik…

AB kriterlerine göre atıkları gömmemeliyiz ancak…

Bu alanda Türkiye’nin eksikleri neler sizce ve bu eksikleri tamamlamak için neler yapılmalı?

AB kriterleri gereği, depolama alanları 2016 yılında 1994 yılı baz alınarak %35 azaltılmak zorunda… Bu artık atık gömmeyin demek aslında… Biz bu konuda son derece gerideyiz. Belediyelerin sayısı azaltılmadan önce, yani 3126 belediye varken, sadece 16 belediyenin düzenli atık depolaması vardı. Geriye kalanları insan düşünmek bile istemiyor. Şu anda, belediyeler, AB fonlarını da kullanabilmenin avantajıyla, harıl harıl düzenli depolama alanı ihalesi yapıyorlar. Ben biraz aykırı bir insanım. Bu fonların çarçur edildiğini düşünüyorum. Aynı fonlarla, düzenli depolama alanları yerine, biyo yakıt üretimi veya elektrik üretimi tesisleri yapılabilir diye düşünüyorum. Hem de daha ucuza… Böylelikle, hem belediyeler ve valiliklerin kömür kullanımı azaltılır, hem de çok daha temiz biyo yakıt kullanılır. Üstelik, bunların satışından da ciddi kazançlar elde edebilirler. Biz Ocak 2012 sonunda, 15 gün süreyle GATAB’da ayrıştırılmış mutfak atıkları, evsel organik atıklar, arıtma çamuru ve çöp sızıntı suyundan biyo yakıt üretimi ile ilgili, tamamen %100 kendi tasarımımız ve üretimimiz olan sistemlerle denemeler yaptık. Sonuçta, Soma linyitleri kadar ısıl değeri olan, ancak daha temiz ve kuru bir biyo yakıt elde etmeyi başardık. Üstüne üstlük, çöp sızıntı suyunu da buharlaştırarak bertaraf etmeyi başarıyla sonuçlandırdık. Şu anda bir ABD’li firma ile 250 $/ton toptan satış fiyatı üzerinden katı biyo yakıt satışı ile ilgili anlaşmak üzereyiz.

Türkmen: Türkiye, biyo yakıt konusunu henüz göremiyor

Olayın hukuki yönüne bakarsak Osman bey… Biyo yakıt sektörünün genişletilmesi ya da yaygınlaştırılması için ilgili daha ne gibi bakanlığın ne gibi adımlar atması gerekiyor?

Aslında devletimiz biyo yakıt konusunu henüz göremiyor. Orman Bakanlığı’nın orman atıklarından biyo kütle üretimi konusunda ciddi çalışmaları var, ancak çok yerel. Örneğin Orman Bakanlığı Antalya Bölge Müdürülüğü çok aktif bu konuda… Bu alanda belediye ve valiliklerin elinde çok ciddi bir fırsat var aslında… Nasıl olsa, Fak-Fuk-Fon’dan binlerce ton, çoğu kötü kaliteli kömür dağıtılıyor. Dediğim gibi, yerinde üretim ve yerinde tüketim bu ilkenin geleceğini kurtaracaktır. Dolayısıyla, bu yardımlar için harcanan fonları, burunlarının dibindeki atıkları hem bertaraf etmek, hem de daha temiz katı biyo yakıta dönüştürmek için kullanabilirler. Üstelik, eminim ihtiyaçtan fazla gelecektir, o zaman bu katı biyo yakıtı termik santrallere satabilir ve para da kazanabilirler…

‘Teknoloji konusunda banka ve finans çevreleri son derece cahil’

Lufhansa Ocak ayı başlarında 6 aydır gerçekleştirdiği biyo yakıtlı test uçuşlarını, biyo sentetik parafin stoklarının tükenmesi nedeniyle durdurduğunu açıklamıştı. Bu bile aslında biyo yakıt için katedilmesi gereken çok yol olduğu anlamına gelmiyor mu?

Dediğim gibi, dünyada herkes biyo etanol, biyo metanol, biyo dizel gibi sıvı ve gaz biyo yakıtlara yöneliyor. Bunun için de mısır, soya, kanola, aspir gibi bitkilere hammadde olarak bakıyor. Böylelikle zaten yetmeyen tahıl ürünleri daha da yetersiz hale geliyor. Ben atıklardan söz ediyorum. Lufthansa kısa devreden gitmeseydi, belki de kendi havaalanlarında çıkan atıklardan biyo yakıtını üretir ve çift taraflı kazanırdı. Bütün dünyada maalesef yatırımları finansçılar yönlendiriyor. Teknoloji konusunda banka ve finans çevreleri son derece cahil… Karar vericilerin hiç biri teknolojiyi bilmiyor. Doğru ekipleri de seçmiyorlar ve ekip çalışması yapmıyorlar çünkü bunu otoritelerinin ve yetkilerinin paylaşılması, yani zayıflık olarak görüyorlar. Ben en az 3 kez bunu yaşamış biriyim. Türkiye’de durum daha vahim… Örneğin, hala tefecilik üzerine yapılanmış bir bankacılık iskeleti var… Proje finansmanı yapmıyorlar, çünkü 1 verip 3 gayrımenkul ipoteği almayı sağlam bankacılık zannediyorlar. Esas yol alınması gereken sektör bu… Proje finansmanı da çözüm değil, esas yıllarını temiz enerjiye vermiş ve gerçekten mükemmel projeler geliştirmiş yenilikçi ve yaratıcı proje ve firmalara finansman bulunmalı…

Türkmen: Atık, çıktığı yerde değerlendirilmeli

Yalnız biyo yakıtın bazı yan maddeleri için tarım alanları ayrılıyor, üretim gerçekleştiriliyor. Dünyanın ciddi bir bölümü açken, ekilebilir topraklar onları doyurmaya yetmiyor ve doğal afetler nedeniyle hergün ciddi alanlar tahrip oluyorken, biyo yakıt için böyle bir üretimi gerçekleştirmek ne kadar doğru?

Tamamen katılıyorum ve ben hammadde olarak atıkların kullanılmasını savunuyorum. Örneğin, ben yıllarca tavuk dışkılarından elektrik ve gübre/toprak iyileştirici sistemler geliştirilmesi üzerine çalıştım ve bu konuda tasarımının bir bölümü bana ait olan bir sistem de yaptık. Ancak gördüm ki, ne kadar kısa bir çevrimde yararlı ürün üretilebiliyor ve bu ürün yerinde tüketilebiliyorsa, o kadar yararlı, ucuz ve kârlı oluyor. Örneğin, Türkiye’de içler acısı ve fecaat bir kimyasal gübre kullanımı varken, tavuk dışkısının en kısa yoldan doğal gübreye dönüştürülmesi, elektrik üretiminden daha mantıklı geliyor bana artık… Aynı şekilde, inek gübresinin doğal gübreye dönüştürülmesi ve organik azot deposu idrarın da kullanılması elzem… Keza, Antalya’da yaptığımız gibi, kokusu, depolaması ve taşıması bela olan evsel atıklardan katı biyo yakıt üretmek; hem de atığın çıktığı yerde daha faydalı bir ürüne dönüştürerek yine yerinde tüketmek ve değerlendirmek ne kadar mantıklı…

Olayın bu yönünden de bakarsak biyo yakıt sektörünün yaygınlaştırılması ne kadar doğru ve neden gerekli?

Bence ülkenin yapı taşlarından biri… Başa bela olan atıkların, en ucuz ve doğru bir biçimde yerinde, yani üretildiği yerde dönüştürülerek atıklardan kurtulmak; sonra da daha faydalı bir ürüne dönüştürerek yerinde tüketmek ve çok büyük bir enerji gereksinimini karşılamak kadar güzel bir şey olabilir mi?

Türkmen: 5 yıl içinde insanlar kanalizasyon kullanmayı bırakacak

Doğru söylüyorsunuz. Bildiğimiz gibi yapraktan, balık yeminden vb. organik maddelerden biyo yakıt üretimi gerçekleştiriliyor. Ya da gerçekleştirilmek için adımlar atılıyor. Peki bunların bir sınırı var mı Osman bey?

Atık konusu insanlığın en büyük sorunlarından biridir. İnsanların yaşam standartları yükseldikçe, günde ürettikleri atıklar da artıyor ve çeşitleniyor. Yani, ne evsel atıklar, ne endüstriyel atıklar, ne de tehlikeli atıklar azalacak, bilakis çoğalarak devam edecek. Dolayısıyla, ben her türlü atığı geleceğin enerji veya biyo yakıt hammaddesi olarak görüyorum. Uç bir örnek vereyim: İnanıyorum ki, 5 yıl içinde insanlar kanalizasyonu kullanmayacak, atığını paketleyerek satacak!

Sizin biyo yakıt ya da biyo enerji ile ilgili dünya da ve Türkiye’de gelecek beklentileriniz neler? Siz nasıl adımlar atmayı planlıyorsunuz?

Dünya büyük bir hızla açlığa ve karanlığa doğru gidiyor. Yani gıda ve enerji, geleceğin kuvvet çarpanlarıdır, kaçınılamaz bir biçimde sağlanmak zorundadır. Paranın yerini alabilecek yegane unsurlardır.

Biz firmamız Trl Trade Ltd. (www.trltrade.com ve www.renewablers.co.uk) ve ortaklarımızla, her türlü hayvansal, tarımsal ve evsel atığı değerlendirecek sistemler üzerinde çalışacağız. İnsanların başına dert olan, yani ücretsiz sağlanabilecek (tabii bir yere kadar) her türlü atığı değerlendirecek sistemler geliştireceğiz. Bunların tasarımı, üretimi, geliştirilmesi, satışı, işletmesi ve bakım-onarımlarını hem Türkiye, hem AB, hem de MENA ve tüm dünyada yapmaya çalışacağız.

Röportaj: Kağan Konçak – Alternatif Enerji