Merkez ! Çık Aradan Merkez !

Merkez ! Çık Aradan Merkez !

senem_gencer

31 Mart günü Türkiye (belki de dünyada) çok ender olan bir şey gerçekleşti ve 10 saat boyunca tüm Türkiye’de elektrikler kesildi ! 1980 sonrasını çok çok iyi hatırlayan biri olarak, hemen hemen her akşam elektriklerin uzun saatler boyunca gittiğini çok iyi bilirim, ama tüm ülkeyi kapsayan böyle bir olaya hiç şahit olmamıştım. Umarım bir daha da olmam.

Kimilerine göre nükleer enerjinin kimilerine göre ise temiz enerjinin öneminin altını çizen bu olay, benim 2 kişiyi anmama neden oldu: Nikola Tesla ve Elon Musk. Tesla’yı tanımayanlarınız için çok kısa bilgi: 1856 – 1943 yılları arasında yaşayan Tesla, Sırp kökenli Amerikalı mucit, fizikçi ve elektrofizik uzmanıdır. En önemli projesi Kablosuz Enerji İletimi idi. 20 adet ampulü kablo olmadan 25 mil uzaktan yakabildiği bilinir. AC Akım Jenaratörleri ve Motorları, MRI , lazer teknolojisi, robot teknolojisi, deprem makinesi de Nikola Tesla’nın teorileri kaynaklık edinilerek yaratılmış projelerdir. Adı okul kitaplarında fazlaca geçmeyen Tesla, zamanının ötesine bir dahi ve 700 patente sahip muhteşem bir bilimadamı idi.

Tesla’nın adı okul kitaplarında fazla geçmez belki ama ölümünden tam 60 yıl sonra (2003) Martin Eberhard ve Marc Tarpenning tarafından Silikon Vadisinde kurulan elektrikli araç şirketi Tesla Motors’un ilham ve isim kaynağı olur. Tesla Motors’un ilk ve en önemli yatırımcısı ise PayPal ile muazzam bir çıkış yakalayan Elon Musk’tır. Musk 2006 yılında kurulan dünyanın konutlara kurulan solar sistemler pazarının en başarılı ve lider şirketi olan SolarCity’nin fikir babası ve yönetim kurulu başkanı da olur.

Tesla’nın hayali, enerjinin herkese bedava ve dağıtılmış güç istasyonları aracılığı ile iletilmesi idi. Hatta bunun için J.P. Morgan ile bir proje başlatmış, ancak Morgan Tesla’nın “hain planlarını” (!) anlayınca, elektriğin insanlara ücretsiz iletilmesine razı gelmeyerek (!) projeden desteğini çekmişti. Eğer bu proje gerçekleştirilmiş olsaydı, şebekeye bağlı (ve bağımlı) binalar yerine, dağınık üretim (verici)  noktalarında üretilen elektriği alıcıları aracılığı ile temin eden binalarda yaşıyor olurduk. Bu durumda her güç istasyonu birbiri ile iletişim içinde olmak zorunda kalır (akıllı şebekeler), herhangi birindeki çökme , diğerinden kompanse edilerek kesintisiz elektrik tedariği sağlanabilirdi – ki günümüzde artık ABD ve Avrupa’da bu şekilde çalışan akıllı şebekelere geçiliyor.

Gelelim Elon Musk’a. Musk benim son 2 yıldır tanışmak için can attığım, vizyonu ile en çok heyecanlandıran isimlerin başında geliyor. Ancak Elon Musk’ı kendi ülkesi ABD’de hiç sevmeyen bir kesim var: elektrik dağıtım şirketleri. Zira Musk’ın 2 girişimi de (Tesla Motors ve SolarCity) bu şirketlerin aleyhine çalışıyor. Tesla her ne kadar (şimdilik) elektrikli araçlar üretiyor olsa da, kendi arabalarında kullanmak için kurduğu Gigafactory adındaki devasa akü fabrikası sadece arabalar için değil, konutların güneşten elde ettikleri enerjiyi depolayacağı tipte aküler de üretiyor. Şubat ayında düzenlenen Tesla konferansında Elon Musk, Gigafactory’de önümüzdeki birkaç ay içinde evlerdeki elektrik tüketimine yönelik sabit bataryalar üretileceğini söyledi. Geçtiğimiz sonbaharda New York’ta düzenlenen başka bir etkinlikte Musk ve SolarCity’nin CEO’su olan Lyndon Rive, devasa bir PV-panel fabrikası kurma planlarını duyurmuş ve her SolarCity biriminin 5 – 10 yıl içinde depolama sistemiyle birlikte geleceğini ve böylece doğalgazdan daha düşük maliyette enerji tedariki sağlanacağını söylemişti. Bu fabrika faaliyete geçtiğinde doğal olarak enerji depolamasına yönelik güçlü talep,  üretimi artıracak.  SolarCity, AVM’ler gibi büyük ticari binalarda Tesla bataryalarının kurulumuna başladı. Şirket aynı zamanda Kaliforniya’daki 500 evde 10 kWs’lik akü gruplarıyla bir pilot proje uyguluyor. Bu aküler, elektrik kesintilerinde 2 günlük elektrik sağlayabilecek elektriği depolayabiliyor. Fiyatları hızla düşen güneş panellerinin güçlü akülerle birleşmesi elektrik dağıtım  için şirketleri için çok harika bir haber değil tabii ki.

Gelelim yazının başlığının ne anlama geldiğine; “Merkez! Çık Aradan Merkez !” Dr. Baha Kuban’ın 27-29 Nisan’da ODTÜ’de yapılacak olan (ve bizim de alternatifenerji.com olarak bir oturumunu üstlendiğimiz) Solar TR-3 Konferansındaki konuşmasının başlığı olacaktı. Ancak sevgili Baha rahatsızlığı nedeniyle konferansa katılamadı, ben de bu yazının ruhuna çok uyduğu için başlığı ödünç aldım. Çünkü artık “merkez”in gerçekten aradan çıkması gerekiyor. Zamanın ruhu büyük,hantal ve tek merkezli hiçbir yönetim biçimine uymuyor, buna enerji yönetimi de dahil. Zira “merkez”in yaptığı her hata domino etkisi yaparak büyüyor, sonuçlarına hepimiz katlanmak zorunda kalıyoruz. Bu noktada yerinde üretim ve öztüketim modellerine en uygun enerji kaynakları olan güneş ve rüzgarın önemi bir kere daha ortaya çıkıyor.

Tam da bu noktada bu temiz enerji kaynaklarının kesintisiz olmamaları ve enerji sepetinde kısıtlı bir oranda kalabileceği konusu gündeme geliyor elbette. Ancak size haberlerim var: geçtiğimiz Eylül ayında Almanya’nın  Schwerin kentinde kurulan ve 25 bin lityum iyon akü barındıran Younicos şirketine ait olan bir tesis bu soruna çözüm getirmeyi amaçlıyor. Fabrika’da hem dalgalı enerji akışını sabitleyecek hem de yenilenebilir kaynaklardan yetersiz enerji geldiğinde, bu açığı klasik santrallerden sağlanacak enerji ile dengeleyecek bir depolama alanı mevcut, toplam 5 MW depolama ve 50 MW dengeleme gücü var. Elbette o büyüklükte bir ülkede elektrik akışının sadece depolama tesisleri ile eksiksiz sağlanabilmesi için, bu kapasitede 400 ile 500 arasında tesise ihtiyacı var, ancak bu bir başlangıç (yanda haberin detaylarını bulacaksınız). Ve Tesla gibi şirketlerin geliştirdikleri teknolojilerin depolama kapasitelerini artırıp maliyetleri aşağı çekmesi 3-4 sene içinde olması beklenen gelişmeler. Hatta daha 2 hafta önce yayınladığımız başka bir haberde elektrikli araç akülerindeki performans artışı ve maliyet düşüşünün beklenenden hızlı olduğunu paylaşmıştık. Bu haberin detaylarını da Sinerjik köşesinde paylaştık sizlerle bu ay.

Geçtiğimiz sene Almanya’da yapılan Intersolar- Avrupa fuarını ziyaret edenler, depolama konusunda yapılan sunumların bundan 3 sene öncesine göre ne kadar arttığını, Avrupa’da gittikçe azalan devlet teşvikleri sonucunda güneş enerjisinin cazibesini yitirmemesi için  son tüketicilere artık “şebekeden tamamen kurutulun” alternatifini sunmaya başladıklarını gözlemlemişlerdir. Bu ve yukarıda paylaştığımız gelişmeler en fazla 5 sene içinde “konutların” ABD ve Avrupa’da otonom elektrik üreticileri haline geleceklerine işaret ediyor. Muhtemeldir ki mahallelerde trafolar yerine kurulacak olan “depolama merkezleri” sayesinde artık elektrik kesintileri tarihe karışmasa da, en azından geniş kitleleri değil, şebekeye bağımlı büyük tesisleri etkileyecekler.

Önümüzdeki sıcak ve güzel bahar aylarında gökyüzüne bakarken, bize hayat veren güneşin yakın gelecekte bağımsız enerji kaynağımız olacağını unutmayın :)

Haziran’da tekrar görüşmek umudu ile

Senem Gençer

EKOIQ dergisi Mayıs 2015 sayısı için yazıldı

 

 

 

 

 

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

HABERLER

Mehveş Evin: “Akıllı şehir olur muyuz?”

İstanbul, CITY SDK projesine dahil olarak, trafik ve ulaşıma dair bilgileri daha sofistike bir biçimde halka sunacak. Peki anlık verilere ulaşan sistemler, bir şehirde neleri değiştirebilir? Doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin

Köşe Yazıları

“Sürdürülebilir Olan Lider Olur”

İklim değişikliği, doğal kaynakların hızla azalması, artan sanayileşme ve şehirleşme karşısında çevrenin bozulması, havanın ve suyun kirlenmesi, insanoğlunu uzun bir süreden beri çözüm arayışına itiyor. Bu arayışta yola çıkılan kavramlardan

Köşe Yazıları

“Halk İsteyince Bal Gibi Olur !”

Türkiye ilk nükleer santralini kurmaya hazırlanır, kömür gibi “kirli” enerji yatırımlarına devam ederken dünyada “yenilenebilir enerji” giderek önem kazanıyor. Bunun iki ana nedeni var: 1- Nükleerin riskleri. 2- İklim değişikliği tehdidi. Yenilenebilir enerjiye geçişte en