“Lisanssız Sektör Aracılığıyla, Yatırımlar Daha Fazla Tabana Yayılıyor”

“Lisanssız Sektör Aracılığıyla, Yatırımlar Daha Fazla Tabana Yayılıyor”

Ayetek Wind CEO’su Abdullah Özel: “Lisanssız sektör aracılığıyla yenilenebilir enerji yatırımları sadece büyük sermayedarlara has olmaktan çıkarak, orta ölçekli işletmelerin de bu alana yatırım yapmasını sağlamaktadır. Yani aslında bu yatırımların daha fazla tabana yayılmasına olanak sağlamaktadır ve bu son derece önemli ve belki de geç kalınmış bir fırsattır.”

IMG_4882Lisanssız elektrik üretimi yenilenebilir enerji sektöründe öyle bir heyecan yarattı ki Türkiye’nin dört bir yanından yatırım haberleri gündelik hayatın bir parçası oldu. Güneş ve rüzgar ve biyogaz enerjisinden lisansız elektrik üretimi için başvurular 2.500’ü aşarken bu sayının çok daha artacağı görülüyor.  Öyle ki sektörün temsilcilerinden, lisanssız elektrik pazarının kısa vadede sektörün öncülüğünü üstleneceği şeklinde yorumlara çok sık rastlıyoruz. Biz de lisanssız rüzgar enerjisinde ilk proje onayı alan şirketlerden Ayetek Wind’in CEO’su Abdullah Özel’le lisanssız elektrik üretimi pazarını tüm boyutlarıyla ele aldık.   

Türkiye’de lisanssız elektrik pazar potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilindiği gibi Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerji potansiyeli gerçekten çok yüksektir. Rüzgar potansiyeli olarak İngiltere’yle birlikte Avrupa’nın bir numarasıyız ve güneş potansiyeli olarak da İspanya ile Avrupa’nın bir numarasıyız. Bu açıdan gerçekten çok şanslı bir ülkeyiz. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasının en önemli diğer bir ön koşulu devletlerin verdikleri alım garantileri ve teşviklerdir. Türkiye’de geçerli olan teşvik sistemini son derece sağlıklı buluyorum. Bununla birlikte elektrik maliyetleri giderek artan ve işletmelerin diğer gider kalemleri kadar rahat müdahale edemedikleri bir gider kalemi olduğunu göz önünde bulundurursak ciddi bir potansiyel karşımıza çıkıyor.

Şu ana kadar yapılan yaklaşık 3000 adet başvuruları -ki bunların yarısı kabul gördü ve diğer üçte biri cevap bekliyor- bu potansiyelin yatırıma dönüşmesi için atılan ilk adımlar olarak değerlendirmeliyiz. Kabul gören başvurular arasında, rüzgar enerjisinin güneşten çok daha verimli olmasına rağmen, güneş enerjisi başvurularının sayısı çok daha fazladır. Bunun sebebiyse, güneş enerjisi yatırımlarında elektrik tüketimi olmasa da projenin fizibilitesini korumasıdır.

Lisanssız elektrik pazarında rüzgar enerjisi projelerinin yeri ve konumu nedir?

Genel olarak baktığımızda rüzgar enerjisi projelerinin daha çok Batı bölgelerinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Güney Marmara ve Ege bölgeleri rüzgar potansiyelinin sanayi ile buluştuğu yerler arasında önü çekiyor. Lisanssız rüzgar enerji projeleri aylık elektrik tüketimi en azından 10.000 -15.000 TL arasında olan yatırımcılar için en verimli alternatiftir. Özellikle rüzgar türbini ile elektrik tüketen tesisin aynı yerde olması fizibiliteyi daha da cazip kılmaktadır.

Lisanssız elektrik projelerinin artış göstermesinin enerji sektörüne katkıları ne olacaktır?

Lisanssız sektör aracılığıyla yenilenebilir enerji yatırımları sadece büyük sermayedarlara has olmaktan çıkarak, orta ölçekli işletmelerin de bu alana yatırım yapmasını sağlamaktadır. Yani aslında bu yatırımların daha fazla tabana yayılmasına olanak sağlamaktadır ve bu son derece önemli ve belki de geç kalınmış bir fırsattır. Bununla birlikte, yerel üretim ve tüketim sayesinde, mevcut elektrik altyapısına ekstra yatırım gerektirmeden kapasitenin optimum kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Görüldüğü gibi son derece önemli katkılar söz konusudur.

Türkiye’de lisanssız elektrik projelerinin yaygınlık kazanması amacıyla ne tür önlem ve tedbirler alınmalıdır?

Yönetmelikler ve uygulama tebliğleri gerekli imkânları sağlamaktadır fakat bazı kurumların bu yeni sektöre uyum sağlamaları veya gerekli kapasiteyi oluşturmaları zaman almaktadır. Bununla birlikte Ankara’daki yetkililer bürokratik süreçleri kolaylaştırmak adına sektörden görüşler alarak faaliyetlerini sürdürmektedirler. Her şey yeni olduğu için bazı süreçler gerekenden uzun sürse de sıkıntılar ver belirsizlikler bir bir giderilmektedir.

Yabancı yatırımcıların lisanssız elektrik pazarına ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu an AYETEK şirketimize özellikle güneş enerjisi için çok talep gelmektedir. Geliştirebildiğimiz projelerden çok daha fazla talep aldığımız için bir taraftan kapasitemizi artırıyor diğer taraftan ise sektörel işbirlikleri yaparak müşterilerimizi memnun etmek için gayret gösteriyoruz.

Rüzgar enerjisinde lisanssız elektrik üretimi yatırımlarının önümüzdeki dönemde artış göstereceğini düşünüyor musunuz?

Kesinlikle. Zaten hâlihazırda ciddi bir talep artışı söz konusudur. Geçici kabul aşaması başarıyla sonuçlanarak, dağıtım şirketinin ilk müşteri faturasını ödemesi sektör için bir milat olacaktır. Bu milattan sonra taleplerde ve gerçekleşecek olan projelerde ciddi artışlar bekliyoruz.

Lisanssız elektrik pazarındaki gelişmenin yan sanayiye etkileri neler olacak?

Güneş enerjisine baktığımızda yerli üreticilerin sayısında geçtiğimiz yıllarda bir artış yaşandığını görüyoruz. Fakat hücreleri Uzak Doğu ülkelerinden alarak Türkiye’de sadece panel birleştirme yapan bu şirketler Uzak Doğu ülkeleriyle rekabet edememekteler. Bu konuda radikal bir değişikliğin yaşanması da çok ihtimaller dâhilinde değil görebildiğim kadarıyla.

Rüzgar türbinlerinin aksam üretimi çok daha sağlıklı ve sürdürülebilir görünüyor ve bu konuda çalışmalarımız tam hızıyla devam ediyor. Daha ilk türbinimizde dahi mekanik aksamların bazıları Türkiye’de üretilmiştir. Ekipmanların olabildiğince Türkiye’de üretilmesi müşterilerimiz için, bizim için ve elbette ülkemiz için avantaj sağlamaktadır. Bununla birlikte yerli üretim hamasetine kapılıp kaliteden taviz vermek AYETEK için kabul edilemez. Kalite bilinci konusunda evrimini tamamlamış olan doğru tedarikçiler ile doğru zamanda ve doğru koşullarda işbirliği arayışlarımız sürmektedir.

Lisanssız elektrik üretimi pazarının Türkiye’de sağlıklı bir gelişim çizgisine sahip olduğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle. Sektörün şekillenmesi uzun sürse de gelinen noktada Avrupa’nın en sağlıklı ve sürdürülebilir teşvik sistemine sahip olduğumuzu görmezden gelemeyiz. Avrupa’dan geldiğimiz için süreç içerisinde insanlar bizi, Türkiye’de kanunlara dayalı yatırım yapmanın mantıksız olduğu konusunda, birçok kez uyarma ihtiyacı hissettiler. Fakat 2008’den beri devletin çok istikrarlı bir yol izlediğini vurgulamak lazım. Gelinen noktada üretilen elektriğe satın alma garantisi vererek yatırımlar kolaylaştırılıyor, yerli üretim ödüllendirilerek teşvik ediliyor ve uluslararası tasarım standartlarına uyum konusundaki hassasiyet sayesinde Türkiye’nin bir rüzgar türbini çöplüğüne dönüşmesinin önüne geçiliyor. Elektrik konusundaki dışa bağımlılığımızı ve cari açıklarımızı göz önünde bulundurduğumuzda Ankara tarafından çok isabetli kararların alındığını görüyoruz. Bunun için emeği geçen bütün kurumlara ve yetkililere sonsuz teşekkür ederiz.

Lisanssız elektrik üretimi pazarına yönelik çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

AYETEK olarak hem rüzgar ve hem de güneş enerjisi yatırımcılarına süreç içerisinde ihtiyaç duydukları bütün hizmetleri sağlamaktayız.

AYE 250 adını vermiş olduğumuz rüzgar türbinimizin lisans sahibiyiz. Yani bu türbinin bütün know-how, üretme ve pazarlama hakkına sahibiz. 23 Yıllık elektrik üreten referanslarıyla kendisini fazlasıyla kanıtlamış, son standartlara göre yeni teknolojilerle güncellenmiş, toplam yüksekliği 60 metreyi geçmediği için imar ve RAPSİM zorunluluğundan muaf olan bir türbinden bahsediyoruz. AYE 250 rüzgar türbinimiz sayesinde sektörde çok ayrıcalıklı bir konuma sahibiz.

Güneş enerjisi alanında ise özellikle yurt dışından gelen yoğun talebe cevap verebilmek için Türkiye’nin farklı bölgelerinde projeler geliştiriyoruz. Bir sonraki aşamada geliştirilen projeleri yatırıma dönüştürmek için tedarik ve kurulum hizmetleri vermek için hazırlıklar yapıyoruz.

 Önümüzdeki döneme yönelik projeleriniz nelerdir?

Kısa vadede hibe almış olan yatırımcılara hizmet vermek için ihalelere katılmak için hazırlıklar yapıyoruz. Ayrıca projelerini geliştirmiş olduğumuz ve nihai yatırım kararını vermek için geçici kabulün yapılmasını bekleyen müşterilerimizle görüşmelerimiz sürüyor. Diğer bir gelişme ise bütün üretim hattımızı geçici olarak rezerve ederek yüksek adetlerde AYE 250 rüzgar türbinleri talep eden sermaye gücü yüksek holdinglerle görüşmelerimiz devam ediyor. Kısacası uzun beklemeler sonucunda heyecan verici bir dönem bizi bekliyor.

Hüseyin B. Ekmekçi

huseyin.ekmekci@alternatifenerji.com

 

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

HABERLER

“Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Multi-disipliner Bir Mühendislik Alanı”

Bahçeşehir Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Özerdem:  “Enerji sistemleri mühendisliği bölümü multi-disipliner bir alan. Enerji sistemleri mühendisliği; makine mühendisliğini, elektrik mühendisliğini, belli ölçülerde kimya mühendisliğini ve

RÖPORTAJLAR 0 Comments

Ferit Küçükay: “Elektrikli Araçlara Geçiş Süreci Yavaş Olacak”

İSTANBUL – Almanya’da bulunan Otomotiv Mühendisliği Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Ferit Küçükay ilk kez İstanbul’da gerçekleştirdikleri Otomotiv Mühendisliği Konferansı’nın çok verimli geçtiğini söyledi. Elektrik tahrikli araçların yaygınlaşmasının en erken 20 yıl sonra

RÖPORTAJLAR 0 Comments

Erdoğan: “Avrupa ve Amerika’da İsrafa Yönelen Tesis Bulamazsınız”

İSTANBUL – 5. Dünya Su Forumu ile temelleri atılan Greening Hotels’in projesinin sosyal sorumluluk esasları ile sürdürüldüğünü belirten Proje Koordinatörü Levent Erdoğan, projeye dahil 100 odalı bir otelin elektriğinden su