Lisanssız Elektrik Yönetmeliği ve Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri

Lisanssız Elektrik Yönetmeliği ve Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri

‘Yeşil bina sertifikasyonu’ hızla yaygınlaşan bir kavram. Dünya çapında son 10 yıldır yaygınlaşan yeşil bina sertifikasyonu, ülkemizde henüz emekleme çağında, ancak bu alandaki gelişmeler ümit verici. Türkiye’de halen 22 adet sertifikalı yeşil bina bulunuyor. 2013 itibarıyla bu rakamın 100’ü aşması bekleniyor.

Peki nedir yeşil bina sertifikasyonu?

Bilindiği üzere günümüzde bir “yeşil devrim” yaşanıyor. Hemen herkes ürettiği ürünün doğal, çevreci, yeşil veya ekolojik olduğunu iddia ediyor. Envai çeşit koruyucu ve suni tatlandırıcı içeren bir gıda maddesinin “doğal” ibaresini taşıyabildiği gibi, ekoloji veya sürdürülebilirlikle uzaktan yakında ilgisi olmayan bir binanın da “yeşil” olduğu iddia edilebiliyor. İşte yeşil bina sertifikasyon sistemleri, gerçek yeşil ile, “çakma” yeşili birbirinden ayırt etmek için geliştirilmiş değerlendirme sistemleri. Üstelik bu sistemler bir adım daha ileri gidiyor, binanın “ne kadar yeşil” olduğunu da belirliyorlar. Yani bir derecelendirme söz konusu.

Şu an dünya çapında belli başlı iki sertifikasyon sistemi var. Birincisi, İngiltere’deki Building Research Establishment’a (Yapı Araştırma Merkezi) ait BREEAM (Building Research Establishment Enviromental Assessment Method) sistemi, ikincisiyse US Green Building Council’a (ABD Yeşil Binalar Konseyi) ait LEED (Leadership in Energy and Environmental design) sistemi.

Türkiye’deki yeşi bina sertifikalarının tümü bu iki sistemden birini kullanıyor. Henüz ülkemize özgü bir sertifika sistemi yok. Dolayısıyla

Tüm bunlara paralel olarak, herkesin aklında yeni sorular doğuran gelişmeler yaşanıyor ülkemizde. Bir yandan enerji verimliliğine dair bir dizi kanun, yönetmelik ve tebliğ yayınlanması, diğer yanda da –buradaki esas konumuzu teşkil eden– Yenilenebilir Enerji Kanunu ile Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ’in çıkması (Resmi Gazete sayı: 28229; 10 Mart 2012), “Yeşil bina sertifikasyonu bu gelişmelerden nasıl etkilenecek?” sorusunu doğuruyor.

Öncelikle arzu ederseniz LEED ve BREEAM, tüketim noktasında (veya çok yakınında, aynı elektrik sayacına bağlanacak şekilde) kurulacak yenilenebilir enerji üretim tesislerini ne şekilde puanlandırıyor, ona bir göz atalım.

Söz konusu yenilenebilir enerji üretimi LEED nezdinde, “On-site Renewable Energy” (Tüketim Noktasında Yenilenebilir Enerji) kredisi altında inceleniyor. Krediden faydalanabilmek için önce enerjiyi tüketecek binanın normal şartlarda ne kadar elektrik enerjisi tüketeceği belirleniyor. Bunu belirlemek için binanın enerji modellemesi yapılabiliyor veya ASHRAE Advanced Energy Design Guide (Amerikan Isıtma Soğutma ve İklimlendirme Mühendisleri Birliği, İleri Enerji Tasarımı El Kitabı) kriterlerine göre tasarım yapılıyor.
Ardından, kurulan yenilenebilir enerji sisteminin, bu tüketimi hangi oranda karşıladığı hesaplanıyor.

Tüketimin en az %1’ini karşılayacak yenilenebilir enerji kaynağı olması durumunda puan alınabiliyor. En fazla puan, tüketimin %13’üne ulaşıldığında alınıyor. Bu durumda alınabilecek puan sayısı 7.

Mevcut binalara LEED sertifikası alınması söz konusu olduğunda puan alabilmek için tüketimin en az %3’ünü karşılayacak yenilenebilir enerji kaynağı olması gerekiyor. En fazla puan, tüketimin %12’sine ulaşıldığında alınıyor. Bu durumda alınabilecek puan sayısı 6.

Özel bir sertifikasyon türü olan Core and Shell (Çekirdek ve Kabuk) sertifikasyon söz konusu olduğunda, göreceli olarak az miktarda kurulumla yüksek puan almak mümkün LEED nezdinde. Öncelikle Çekirdek ve Kabuk sertifikasyonunun ne olduğunu açıklayalım: Proje geliştirme firmasının binayı tümüyle inşa etmediği, binanın yapısal öğeleriyle birlikte sadece ortak alanlarını inşa ettiği projelere çekirdek ve kabuk proje adı veriliyor. Buna örnek olarak alışveriş merkezleri ve ofis binaları verilebilir. Bu tür binalarda, kiralanabilir alanlar genellikle bitmemiş (kaba) inşaat halinde teslim edilir ve müşteri kendi kurumsal kimliği doğrultusunda iç mekan tasarımı yaptırır. Çekirdek ve Kabuk sertifikasyon için tek bir yenilenebilir enerji seçeneği var: Tüketimin %1’ini karşılamak. Bu durumda 4 puan alınıyor. Yenilenebilir enerji üretimini daha artırmak size daha fazla puan kazandırmıyor.

Son olarak, konutlarda LEED’in yenilenebilir enerji kaynaklarına ne kadar puan verdiğine bakalım. Aslında puan bakımından burada potansiyel en yüksek değerde denebilir. Çünkü toplamda 10 puan almak mümkün. Çok kaba bir hesapla, elektrik tüketiminin her %3’lük kısmı için LEED 1 puan veriyor.

LEED sertifikasyon sistemine göre, 40 puan alan her bina “sertifikalı” sayılıyor. En üst seviye olan LEED Platinum sınıfına ulaşabilmek için en az 80 puan toplamak gerekiyor.

BREEAM sertifikasyon sistemi konuya biraz farklı yaklaşıyor. Üretilen enerji miktarı bazında puan vermek yerine, karbon salımındaki azalma miktarına göre puan veriyor. Aslında amaç aynı, sadece ölçütler (daha doğrusu neyin ölçüldüğü) farklı. Konu BREEAM’in Enerji kategorisindeki “Energy Efficiency” (Enerji Verimliliği) ve “Low or Zero Carbon Technologies” (Düşük veya Sıfır Karbon Teknolojileri) kredileri altında inceleniyor.

Birinci kategori çok daha genel. Binanın enerji performansını artıracak her tür önlem (ki buna yenilenebilir enerji kullanımı da dahil), projeye BREEAM nezdinde 15 puan kazandırabiliyor. Ancak 15 puan almak öyle kolay değil. Binanın enerji performansı, yönetmeliklerce öngörülen en düşük performansın iki katı olması gerekiyor. Buna ek olarak, eğer bina karbon emisyonsuz bir binaysa 2 kredi daha alınabiliyor.

Bu genel değerlendirme dışında, binanın karbon emisyonunun azaltılmasına yönelik yenilenebilir enerji sistemlerinin kullanılması durumunda, 3 puan daha alınabiliyor.

BREEAM’de yenilenebilir enerji kredilerinin düşük olduğu izlenimi oluşabilir. Ancak durum pek de öyle değil. Çünkü BREEAM, her kategoride alının puanları ayrıca bir ağırlık sayısıyla çarpıyor. Bu ağırlık sayıları bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor Örneğin su tasarrufu kategorisine ait puanlar, Avrupa’da göreceli olarak düşük bir katsayıyla çarpılırken, BREEAM Gulf sertifikasyon sisteminde su tasarrufu daha yüksek bir katsayıya sahip. Böylece BREEAM bölgesel olarak adapte edilebilen bir sistem oluyor.

Konumuza geri dönecek olursak, enerji kategorisi genellikle yüksek bir katsayıya sahip. Avrupa’daki sertifikasyonlar söz konusu olduğunda (ki bu Türkiye’yi de kapsıyor), enerji kategorisinin katsayısı %19. Bu, tüm kategoriler içindeki en yüksek katsayı.

BREEAM sertifikasyon sistemine göre, 30 puan alan her bina “sertifikalı” sayılıyor. En üst seviye olan BREEAM Outstanding sınıfına ulaşabilmek için en az 85 puan toplamak gerekiyor.

İşin Türkiye tarafındaki kanuni boyutlarına dönecek olursak, bilindiği üzere tümüyle öz tüketim için 500 kW’a kadar sistem kurulumlarına Türkiye’de hiçbir kamu kuruluşu karışmıyor. En fazla, bağlı olunan belediyeden tadilat ruhsatı alınması gerekebilir. Bunun dışında, enerji piyasasını denetleyen veya bu piyasaya hizmet veren (örneğin dağıtım şirketi) hiç bir kamu veya özel kuruluşla muhatap olmuyorsunuz.

Yeşil bina sertifikasyon sistemlerine baktığımızda, LEED nezdinde en yüksek enerji kredisini almak için dahi, bina elektrik tüketiminin %13’ünü karşılamak yetiyor. Hal böyle olunca, LEED’den puan almak amacıyla kurulan yenilenebilir enerji sistemlerinin büyük çoğunlukla %100 öz tüketim modeline oturacağı görülebilir. Çünkü bina yükünün sadece %13’ünü karşılayacak bir sistem, çok büyük ihtimalle günün hiçbir saatinde binanın elektrik tüketiminden fazlasını üretmeyecektir.

Ancak BREEAM nezdindeki Düşük veya Sıfır Karbon Teknolojileri kredisi söz konusu olduğunda salt öz tüketim seviyelerinde kalmak mümkün olmuyor. Bir yenilenebilir enerji sisteminin tüketimin %100’ünü karşılayacak şekilde boyutlandırılması, günün bazı saatlerinde üretimin tüketimden fazla olacağı anlamına gelir (çok istisnai durumlar dışında). Hal böyle olunca (bir akü sistemi kullanılmayacaksa), elektrik dağıtım şirketiyle anlaşmaktan başka çare yoktur. İşte bu noktada Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ büyük önem kazanmaktadır. Çünkü bu tebliğ olmadan, resmi olarak şebekeye elektrik basmak ve bunun karşılığında ödenek almak mümkün değildi.

Görüldüğü gibi, aslında yeşil bina sertifikasyonu adına, salt öz tüketim için kurulacak yenilenebilir ernerji sistemlerinde bir kısıtlama söz konusu değildi. Ancak iddialı projelerde, yani enerjisinin büyük kısmını yenilenebilir kaynaklardan elde eden projelerde, söz konusu tebliğ hayati önem taşıyor.

Doç. Dr. Bengü Uluengin, Bahçeşehir Üniversitesi
buluengin@gmail.com
[dcwsb size=”vertical” align=”right” style=”toolbar” inline=”true”]

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

Köşe Yazıları

Mehveş Evin: “Akıllı şehir olur muyuz?”

İstanbul, CITY SDK projesine dahil olarak, trafik ve ulaşıma dair bilgileri daha sofistike bir biçimde halka sunacak. Peki anlık verilere ulaşan sistemler, bir şehirde neleri değiştirebilir? Doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin

Köşe Yazıları

Elektrikli Oto, Yeni Yetme Teknoloji Değil !

Her ne kadar günlük muhabbetlerimize son birkaç yılda girmeye başlasa da, aslında elektrikli otomobil dediğimiz şeyler “yeni yetme” bir tekonoloji değil. Neredeyse otomobil tarihinin başlangıcı! Son dönemde, belki biraz da “yerli marka

Köşe Yazıları

Bir Termik Alana Doğa Bedava

Geçici her şey beni korkutur. Bir işe başlarsınız, size en düşük olanından bir “geçici” maaş verirler; daha sonra o para kalıcı maaşa dönüşür. Geçici işleriniz olur, tam alışıp hayatınızı yola