İşletme Aşamasında Jeotermal Enerji Santrallerinin Performansına Etki Eden Faktörler *

Füsun S. Tut Haklıdır
İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi,

Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Santral Kampüsü, Eyüp-İstanbul
(fusun.tut@bilgi.edu.tr)

Günümüzde dünya genelinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına artan ilgiye paralel  olarak, ülkemizde de son yıllarda özellikle rüzgar gücü ve jeotermal kaynaklardan enerji üretilmesi konusundaki çalışmalar ciddi oranda hız kazanmıştır. 2009 yılına dek 20 MW civarında olan jeotermal kurulu güç kapasitesi, bu tarihten sadece 5 yıl sonra 400 Mwe’a çıkmış 2020’de ise 1000 Mwe’a ulaşılması beklenmektedir.

Jeotermal enerji santralleri %80-90 arasındaki yüksek kapasite faktörleri ile diğer yenilebilir enerji kaynakları arasında ciddi bir öneme sahiptir. Ancak yüksek kapasite faktör değerlerine ulaşmak ancak jeotermal santrallerin optimum düzeyde ve uygun koşullarda çalıştırılabilmesiyle mümkün olabilmektedir. Özellikle ülkemizde gözlenen su baskın jeotermal sistemlerde jeotermal akışkanın yerin derinliklerinden sondajla yüzeye kadar ulaştırılması, ardından santralde yüzey ekipmanları vasıtasıyla basınç ve sıcaklığın değiştirildiği koşullarda, akışkanın fiziksel ve kimyasal özellikleri de değişmekte ve bu değişimlere dikkat edilmediği, gerekli şartlandırmalarının yapılmadığı durumlarda bu canlı sistemin kısa vadede kapasitesinin düşmesine, daha uzun vadede ise sistemin tamamen çalışamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Bu nedenle akışkanın jeotermal rezervuardan yüzeye çıkarılmasından, buhar üretimine kadar ilerleyen süreçte kabuklaşma ve korozyon oluşumunun engellenmesi, türbin ömrünün uzaması ve performansı için buhar kalitesi ve yoğuşmayan gazların sistemden uzaklaştırılması, türbinden gelen yoğuşmayan gazların soğutma kulesine aktarımı ve soğutma kulesinin performansının zamanla değişmemesi, jeotermal rezervuarlardan optimum akışkan üretimi yapılması, sistemin sürdürülebilirliğinin sağlanması, rezervuar basınçlarının korunnması için reenjeksiyon uygulamasına önem verilmesi, jeotermal rezervuarlarda rezervuar ölçüm ve akışkanın jeokimyasal açıdan özelliklerinin izlenmesi gerekmektedir.

1. GİRİŞ
Enerji santralleri belirli kurulu güce sahip, elektrik üreten sistemler olup, yakıtlarına göre çalışma prensipleri değişmektedir. Ancak santraller için telaffuz edilen kurulu güç değerleri, santrallerin işletme döneminde o kapasiteye ulaşabileceklerini ifade eden değerler olmayıp, olası tam kapasitede üretebileceği değerleri işaret etmektedir. Santrallerde işletme döneminde tam kapasite değerlerine ulaşılmasındaki güçlükler enerji kaynağına, çevresel etkilere, işletme koşullarına direkt olarak bağlı olup genel olarak kapasite faktörü ve verimlilik
terimleriyle açıklanabilmektedir.

Devamı için tıklayınız.

* 4-6 Kasım 2015, ODTÜ 3. Jeotermal Kaynaklar Sempozyumu bildirileri arasındadır.

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

Enerji Kütüphanesi

Elektrikli Araç Teknolojisi

Yazar: James Larminie, John Lowr EMO Yayınları, 2013 ISBN: 978-605-01-04443-1 Günümüzün çevreyle özellikle gürültü ve egzoz emisyonlarıyla ilgili sorunları pil ve yakıt hücrelerindeki yeni gelişmelerin eşliğinde dengeyi elektrikli taşıtların tarafına doğru

AKADEMİK

Türkiye’de Yeşil Ekonomi Açısından Yenilenebilir Bir Enerji Kaynağı: Rüzgar Enerjisi

Özet Günümüz toplumlarının gereksinimlerini, gelecek nesilleri olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurmadan, karşılamayı hedeflemeleri sürdürülebilir kalkınma şeklinde nitelendirilmektedir. Bu tür kalkınma yeşil ekonomi şeklinde bir ekonomik modeli ifade etmekte olup, bu tür

Tasarımlar

Kelt Denizinin Sırrı C-Enduro İle Çözülecek

Uzun yıllardır araştırmacılar ve bilim adamları tarafından en çok merak edilen coğrafyadır Kelt Denizi. Coğrafyanın ıssızlığı nedeni ile yakıt ve malzeme tedariki konusunda yaşanan sıkıntı; kesintisiz uzun süreli araştırmaların gerçekleştirilmesine de

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply