İlker Bilbil: ” Mis Kokulu Enerji”

İlker Bilbil: ” Mis Kokulu Enerji”

Şu anda ağırlıklı doğalgaz ile ısınıyoruz. Arabalarımız hâlâ fosil yakıtlar ile çalışıyor. Beraberinde gelsin karbon salınımı ve iklim değişikliği.

sibTürkiye’de bir restoran sahibi yaşarmış. Karakış günü, restoranın bahçesindeki her masanın üzerine elektrikli ısıtıcılar takmış. Görenler “Aman yahu, hiç sokak ısınır mı?” demişler. Restoran sahibi de boş durur mu, cevabı patlatıvermiş: “Ya ısınırsa?”
Fıkra olsa keşke. Maalesef gerçek. Hele sigara yasaklarından sonra restoranlar yaz-kış terastalar. Ne israf! Açık havada ısıyı tutmak mümkün değil, uçup gidiyor. Resmen parayı sokağa döküyoruz. Bir tek parayla kalsa yine iyi. Elektrik enerjisi üretirken doğayı harap ediyoruz. Hava kirliliğini arttırıyoruz.

Elektrik önemli. Gelecek yıllarda daha da önemli olacak. Şu anda ağırlıklı doğalgaz ile ısınıyoruz. Arabalarımız hâlâ fosil yakıtlar ile çalışıyor. Beraberinde gelsin karbon salınımı ve iklim değişikliği. Ancak ilerde elektrikle ısınır, arabalarımızı da akşamdan şarja koyarsak sabahları temiz bir havaya uyanabiliriz. Bir de artan elektrik talebini, yenilenebilir ve doğa dostu kaynaklarla yani rüzgâr, su ve güneş enerjisi ile karşılayabilirsek değmeyin keyfimize.

İyi ama bugün ısınma ve ulaşım elektrikle değil. Yine de elektrik ihtiyacımızı temiz enerji kaynakları ile sağlayamıyoruz. Nasıl olacak bu işler? Kademeli olarak fosil yakıtlara veda edip, sürdürülebilir kaynaklara yönelmek bir çıkış yolu. Belli ki uzun vadeli bir plana ve kararlı bir iradeye ihtiyaç var.

İstikamet, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı internet sayfası…

2020

Türkiye’deki elektrik ihtiyacının 2020’ye kadar en fazla 96 bin megavat (MW) olacağı tahmin ediliyor. Planlardaki yenilenebilir kaynaklara bakalım. Rüzgâr enerjisi 15 bin MW’a çıkarılacakmış. Memleket bol güneş alıyor, şanslıyız. Bakanlık da bu kaynağın önemini teslim etmiş. Özendirileceğini söylüyorlar. Yine de planlarda kayda değer bir rol biçmemişler. İlginç.

Ağırlık yine hidroelektrik santrallarda. Bu santraller, inşaat süreci hariç, havayı kirletmiyor olabilirler. Ancak doğal hayatı hırpalıyorlar. Bunu sadece ben söylesem neyse, bakanın kendisi söylüyor. Ve tabii nükleer. 2020’ye kadar elektrik enerjisinin en az yüzde beşi nükleer santrallardan karşılanacakmış.

Konu nükleer olunca her zaman durmalı. Reaktör inşaatı, ulaştırma ve uranyum zenginleştirmeyi hesaba katarsanız bir nükleer santral, rüzgâr enerjisine göre 25 misline kadar daha çok karbon salınımına neden oluyor. Ayrıca nükleere gerçekten ihtiyacımız var mı? Türkiye’nin temiz enerji kaynakları potansiyeli hiç fena değil. Rüzgârda, 8 bini çok verimli olmak üzere potansiyel 48 bin MW. Güneşte ise yaklaşık 44 bin MW. Üzerine 1.500 MW’lık jeotermal enerji kapasitemizi de eklerseniz, neredeyse 2020 yılı talebine denk düşüyor.
Şu anda güneş enerjisi pek ekonomik değil. Kabul. İyi ama nükleer ucuz mu? Milyarlarca dolarlık yatırım. Bilgi birikimi de bizde henüz yok. Başkalarının eline bakıyoruz. Daha risklerinden bahsetmedim. Nükleerin riski az olabilir ama etkisi çok büyük. Olmaz olmaz diyemeyiz. Bakın Ruslara, bakın Japonlara.

Rüzgâr yok, hava bulutlu. O zaman ne yapacağız? Halihazırda kurulmuş hidroelektrik santrallar devreye girerler. Biraz da jeotermal destek atar. Ya da güneşli ve rüzgârlı günlerde üretilen enerji fazlası hidrojene dönüştürülerek saklanabilir. Tasarrufu, yalıtımı, akıllı enerji sistemlerini ekleseniz neden olmasın? Kaldı ki uzun vadede teknoloji gelişecek. Enerjiyi daha verimli kullanacağız, hatta belki de saklamanın bir yolunu bulacağız.

Diyelim ki yine de yüzde 100 temiz enerjiye geçemedik. Olsun. Pek çok sürdürülebilir enerji kaynağımız olacak. Galiptir bu yolda mağlup.

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

Köşe Yazıları

Rüzgar enerjisinde lisans iptalleri nereden çıktı?

    İlerleyen teknoloji ve hayat standartlarındaki artışla birlikte, kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da her geçen gün artış içerisindedir. Elektrik enerjisi üretiminde yoğun olarak kullanılan fosil kaynakların sınırlı olması,

Köşe Yazıları

Cengiz Aktar: Anadolu’yu VERMEYOZ!

Cengiz Aktar Yazdı: Anadoluyu Vermeyoz Doğa ve tarım Türkiye’de yıllardır tasfiye sürecinde. Memleket çapında bir taarruz sözkonusu. 15-20 yıl öncesine kadar dünyada tarımda kendisine yetebilen yedi ülkeden biri olan Türkiye

Köşe Yazıları 0 Comments

Karbon Sertifikasyonu Konusunda Mevcut Durum Analizi

Karbon Trading: Son 1 senedir neden spot fiyatların baskı altında olduğu ve karbon piyasasının geleceğe yönelik vermeye çalıştığı mesaj hakkında bir analiz. Avrupa Enerji Borsasındaki spot karbon fiyatları küresel ekonomik gidişat ile ilgili