“Hidroelektrik Enerjisi Üretimiyle Güneş Enerjisi Üretimi Arasında Denge Kurulmalı”

“Hidroelektrik Enerjisi Üretimiyle Güneş Enerjisi Üretimi Arasında Denge Kurulmalı”

Smart Solar’ın CEO’su Halil Demirdağ: Hidro elektrik enerjisiyle güneş enerjisi arasındaki bu bağlantıyı iyi değerlendirmemiz gerekiyor.  Hidro elektrik santrallerinde kesilen elektriğe aynı oranda ihtiyacımız olduğu için, bu açığı güneş enerjisiyle kapatmamız gerekiyor. Bu iki enerjinin birbirini tamamlaması çok önemli. 

ae_smartsolar1Dünyanın enerji kaynaklarını azaltmadan, ürünleriyle birlikte çevreye duyarlı enerji üretimi gerçekleştiren firmalardan biri de Smart Enerji Grubu’na bağlı Smart Solar. Firmanın ana faaliyet kolu fotovoltaik parklar üretmek. Güneş enerjisi projelerinin geliştirilmesi, tasarımı ve inşaatı alanında da uzman olan şirket, güneş enerjisi alanına yatırım yapanlarla iş ortaklıkları gerçekleştiriyor. Aynı zamanda projelerinde de kullandığı Smart markalı güneş panel ürünlerini sektöre sunuyor. Smart Solar, özellikle Avrupa ülkelerinde ürettiği projelerle öne çıkıyor,  aynı zamanda Balkanlar’daki projelerine de ağırlık veriyor. Güneş enerjisiyle ilgili çalışmaların yavaş seyrettiği Türkiye de bu düşük büyüme grafiği nedeniyle firmanın yeni projeler üreteceği hedef pazarları arasında bulunuyor. Smart Solar’ın CEO’su Halil Demirdağ ile firmaları, güneş enerjisi sektörü ve Türkiye’deki durum üzerine konuştuk.

Güneş enerjisi projeleri, ülkeler bazında ne tür farklılıklar gösteriyor?

Her ülkenin yenilenebilir enerji politikalarını desteklemek amacıyla, belirlediği kendine özgü Fiyat alım Garantisi (Feed in Tariff) bulunuyor. Ayrıca, her ülke ihtiyacı doğrultusunda, kurulu güç limiti belirliyor. Bu doğrultuda oluşan piyasalar çerçevesinde hareket ediyoruz.

Türkiye 600 megawatt olarak bu kurulu gücü açıklarken, bazı ülkeler de dönemsel olarak limit ortaya koyuyorlar. Romanya’da olduğu gibi, bu yılın sonuna kadar yapılan projelerde belli bir teşvik uygulaması olabiliyor. Avrupa Birliği’nin 2020 yılına kadar saptadığı kurulu gücün yüzde 20’sinin yenilenebilir enerjiden oluşması hedefi çerçevesinde, ülkeler yenilenebilir enerji sistemleri için teşvik mekanizmasını yürürlüğe koydu. Avrupa’da 40 eurocent’lerin üstünde teşvikler verildi. Ama son dönemdeki gelişmeler üzerine, 20 eurocent’in altına düştüğü görülüyor. Avrupa devletleri  feed in tariffleri daha da düşürecek. Buna ek olarak, Avrupa’da artık 10 megawatt’ın üzerindeki santrallere izin verilmeyecek. Dolayısıyla, yalnızca küçük çaplı hidro elektrik santralleri, güneş ve rüzgar enerjisi santrallerine ağırlık verilecek.

Gün içi enerji tüketiminde, güneş enerji santrallerinin diğer kaynaklarından farkı ne olabilir?

Dünyada ve Türkiye’de enerji sıkıntısı yaşanıyor. Türkiye’nin enerji sıkıntısından yola çıkarsak, öğle saatlerinden başlayarak akşam 22.00’a kadar gün içindeki en fazla enerji tüketiliyor. Enerjinin çok yoğun harcandığı bu saatlerde enerji yetersizliği, sıkıntıları yaşanabiliyor. Bu en yoğun saatlerde ise yalnızca güneş enerjisi santralleri yüzde yüz elektrik üretiyor ve üretilen elektriğin yüzde yüzü piyasaya satılabiliyor. Güneş enerjisi santralleri, elektrik hatlarına yük oluşturmadan temiz elektrik sunabiliyor.

Türkiye’de hidro elektrik santralleri de önemli bir yer tutuyor, bununla birlikte güneş enerjisi bir arada verimli bir şekilde kullanılabilir mi?

Türkiye’nin enerji yapısına bakıldığında, kurulu gücün yüzde 30’un üzerinde hidro elektrik enerjisine dayalı olduğu görülüyor. Yağmurlu dönemlerde bu oranlar artıyor, kurak havalarda azalıyor. Elektrik tüketim rakamları incelendiğinde, güneş enerjisinin zirve yaptığı haziran, temmuz ve ağustos aylarında hidro elektrik enerjisinin dibe vurduğu anlaşılıyor. Bu aylarda hatta hatta bazen ekim ayına kadar yağmur yağmıyor,  karlar eridiği için dereden kar suyu gelmiyor. Eylül’ün 15’inden sonra bir hidro enerjide bir canlanma  oluyor ve su salınımı yeniden başlıyor.  Hidro elektrik enerjisiyle güneş enerjisi arasındaki bu bağlantıyı iyi değerlendirmemiz gerekiyor.  Hidro elektrik santrallerinde kesilen elektriğe aynı oranda ihtiyacımız olduğu için, bu açığı güneş enerjisiyle kapatmamız gerekiyor. Bu iki enerjinin birbirini tamamlaması çok önemli.

Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücünde güneş enerjisinin payı ne olmalı? 

Türkiye’nin Hidro elektrik enerjisini, güneş enerjisiyle dengelemesi gerekiyor.  Hidro elektrik enerjisiyle güneş enerjisini dengelemek için yapabileceğimiz en çabuk şey, hidro elektrik kapasitesinin yaz aylarında dibe vurduğu, güneş enerjisinin ise en yüksek seviyeye ulaştığı,  kış aylarında ise, hidro elektrik enerjisinin en tepe noktada olduğu ama güneş enerjisinin en düşük seviyede bulunduğunu göz önüne alarak hesaplama yapmaktır. Bu durumda, Türkiye’nin çok hızlı bir hesapla çok rahat 10 bin megawatı kaldıracak bir düzeni olduğunu ortaya koymak gerekiyor.

Dünyada güneş enerjisi pazarının oluşumu ve gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güneş enerjisi alanında bir endüstri oluşması için İtalya, ispanya’da dahil olmak üzere birçok ülkede yapılan kötü örnekler var. Örneğin Avrupa’da bir anda 10 bin megawatt kuruldu. Çin’den ne var ne yok toplantı getirildi. Kalitesine bakılmadan santraller kuruldu. Nasılsa devletin teşviği vardı. Teşvik o kadar yüksekti ki hiç ciddi mühendislik çalışmaları yapılmadan kalitesiz santraller kuruldu. Sonuçta devletler bununla ilgili çok ciddi ithalatlar yaptılar. Türkiye de bunu endüstriye çevirmeyi başarmalı ve kaliteli santraller kurulmalı.

Yeni projeleriniz var mı?

Güneş santralleri alanında dünyada çok ciddi bir müteahhitlik potansiyeli var. Smart Enerji, bunu değerlendiren nadir  şirketlerden biri. Doğu Avrupa’da, Balkan Bölgesi’nde ciddi projeler gerçekleştirdik.   Şu anda elimizde 100 megawata yakın bir proje var.  Bunlar doğru ortaklıklarla ve finansmanının sağlanmasıyla bir yıl içerisinde hayata geçecek projeler.  Proje geliştiriyoruz. Mühendislik konusunda çok iddialı bir firmayız. Malzeme satın alırken kendi standartlarımızı ortaya koyuyoruz. Bütün dünyayı takip ediyoruz. Bulgaristan’da  yaptığımız santrallerle 1600 megawat saati geçtik.

Mühendislik ve bilimsel bir yaklaşımınızı ne tür şartlara bağlı olarak oluşturuyorsunuz?

Bir santral kurulurken mevzuatları, ömrünün ne olacağı ve buna bağlı olarak hangi coğrafi şartlara bağlı bölgede kurulacağı gibi bilgiler çok önemli. Örneğin; Rodos adasına en büyük elektrik sağlayan firmalardan biriyiz. Rodos’ta 100 kilowatın üzerinde  santral kurulması yasak, biz de  Rodos’a 19 tane 100 kilowatsaatlik santral kurduk. Bu küçük bir ada için bu büyük bir rakam. Rodas’ta Korezyon çok yüksek, dolayısıyla metal konstrüksiyonunun tuza dayanıklı olması gerekiyor. Bölgenin üst kısımlarında kurulacaksa orada çok ciddi bri rüzgar görüldüğünden önleminizi buna göre almalısınız.  Romanya’ya baktığınızda kar ve rüzgarın beraber olduğu noktalar var. Dolayısıyla tesisi kurmadan önce muhakkak çok ciddi jeo fizik incelemeleri de yaparak uzun vadeli santraller kurulmasına çalışıyoruz.

Fotovoltaik hücreler uzun ömürlü. Dünyada 40 yıldır çalışan fotovoltaik paneli var. 40 yıldır elektrik üretiyor. 25 yıllık tesisler de var. Bunların üzerine ömür eklemek ise bizim elimizde. 25 yıl sonrasında en azından tüm sistemi değil, panelleri değiştirebiliriz ya da belki yeni bir teknoloji gelişmiş olacak.

Sektörün gelişmesini olumsuz etkilediğini düşündüğünüz yönler var mı?

Santral çalıştırmayan firmalar, bazı yatırımcıları yanlış yönlendiriyor. Bu konuda dikkatli olunması gerekiyor; çünkü sektörde bazı yanlış bilgiler var. Yatırımcıların tecrübe sahibi kişilerden doğru ve net bilgi alması gerekiyor. Bu nedenden dolayı fabrika sahipleri güneş enerjisine geçme konusunda tereddüt ediyor. Güneiş enerjisinin kaç yılda yatırım maliyetini dönüştüreceğini soruyorlar. Biz de onlara; “10, 15 yıl elektrik faturası ödeyeceksiniz; peki bu sğre sonunda neyiniz olacak, yine ödemeye devam edeceksiniz” diyoruz. Güneş enerjisinin işletmeye getireceği katma değerleri aktarmaya çalışıyoruz. Buradaki tema yalnızca çevreci enerji enerji, ekonomik verimlilik de önemli bir unsuru oluşturuyor. Şu anda piyasaya çıkıp daha kısa ödeme süreleri söyleyen firmalara  8 veya 10 yıl bir ödeme süresi bile olsa yapılan yatırımla o fabrika değerli bir yapıya sahip olacaklar ve benzer fabrikalara göre rekabette üstünlük sağlayacaklar.

Türkiye’de güneş enerjisinden daha çok yararlanmak için neler yapılabilir?

Almanya güneş santrallerine destek veren yeşilci bir ülke Almanya bunun maliyetine katlanıyor; ama 10 sene sonra bedava  elektrik üreteceğini de biliyor.  Bugün Almanya’nın en güneyinde üretilen enerji gücü,   Türkiye’nin en kötü bölgesinden daha düşük enerjiye sahip. Dolayısıyla biz Türiye’de hep güneye gidiyoruz ama kuzey kısımlarımız da kötü değil. Biz bu potansiyelimizi kullanmalıyız. Lisanslı projelerde devletin belki kendine göre bir mantığı var.  Güney kısımlarda lisansta için böyle bir sınırlama olması güzel. Ama  yine güneş enerjisinde olması gereken enerjinin Türkiye’de dağılımı da dengeli olmalı.   Bütün güneşi,  sadece Türkiye’nin güney bölgelerinde dağıtmak yerine, belki daha yüksek katılım bedelleriyle proje almak yerine, kuzey bölgelerin daha düşük bedellerle enerji üretilebilir, bölgesellikten  kurtulmamız lazım.

 Alternatif Enerji özel röportajı.

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

RÖPORTAJLAR

“Jeotermal Kaynakların Yerini Radyestezi Yöntemiyle Tespit Ediyorum”

Jeoloji Yüksek Mühendisi/Radyestezist Dr. Ali Seydi Gültekin, jeotermal sahaları arama ve tespit etme konusunda binlerce yıllık “Radyestezi” yöntemini jeolojik ve jeofizik araştırmalar ile birleştiren, geliştiren ve başarıyla uygulayan kişi. Türkiye’de

RÖPORTAJLAR

“Rüzgar Enerjisinde 20 Bin Megawatt’lık Hedef, İyi Niyet Beyanı Olmalı”

ELTEM-TEK Genel Müdürü Sinan Coşkun: “Türkiye rüzgar endüstrisi için Hükümet tarafından ortaya konulan 20 bin megawatt’lık kurulu güç hedefi aslında bir iyi niyet beyanı olarak algılanmalı. Aksi halde, sektörle ilgili

RÖPORTAJLAR

“Güneş Enerjisi Geleceğimizdir”

SolarTürk Enerji Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve GÜNDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Özberk: “Enerjinin sürdürülebilir olması çok önemli. Güneş enerjisinde yatırım makul düzeylere geldi ve amorti süresi 6 yıla