“Günümüz kentleri, kompakt formda ve kentsel yayılmaya engel olacak şekilde planlanmalı”

“Günümüz kentleri, kompakt formda ve kentsel yayılmaya engel olacak şekilde planlanmalı”

Doç. Dr. Hatice Ayataç: “Bugün gelinen noktada, mevcut kentleri ve altyapı sistemlerini kompakt, çoklu kullanımın olduğu ve çok merkezli kentler olarak yeniden tanımlamak, ona göre organize etmek öncelikli ve önemli hale gelmiştir.”

unnamedİTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Hatice Ayataç’la enerji güvenliği, ekolojik kentlerin tarihi, kentsel yaşanabilirlik, kentsel tasarım, ekolojik kentlerin tarihi ve günümüzdeki uygulamaları, şehirlerin ekolojik performansları ve Sürdürülebilir kentsel enerjinin planlanması konularıyla ilgili olarak görüştük.

Dünyada enerjinin üretilmesinde ve kullanılmasında ne tür gelişmeler yaşanıyor?

Dünyanın 21. yüzyılda karşı karşıya bulunduğu en büyük sorunlardan biri, güvenli enerjinin sağlanmasıdır. Günümüzde ise, ülkelerin enerjiyi üretme ve kullanma biçimi sürdürülebilir değildir. Bunun en açık kanıtı, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. IRENA (International Renewable Energy Agency)’nın verilerine göre; enerji tüketiminin 1990-2008 yılları arasında yüzde 40 arttığı dünyada, enerjinin yüzde 80’i fosil kaynaklıdır. WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından yayınlanan “Enerji Raporu; 2050’de yüzde 100 Yenilenebilir Enerji” basılı dokümana göre, 2050 yılına kadar küresel enerji arzının tamamının yenilenebilir enerjiyle karşılanabileceği öngörülmektedir. Mevcut kentsel verilere göre ise, teknik, yasal, toplumsal ve ekonomik anlamda gerçekleştirilecek küresel dönüşümlerle önümüzdeki 40 yıl içerisinde artan enerji gereksiniminin tamamının yenilenebilir enerjiden karşılanması mümkün görülmektedir. Bunun için yalnız hükümetlerin değil, özel sektörün ve hatta bireylerin üstlenmesi gereken çok önemli roller bulunmaktadır.

Kentsel yaşanabilirlik ve sürdürülebilir kentsel tasarım kavramları ve uygulamaları nasıl ortaya çıktı?

Geç 19’uncu yüzyıl ve erken 20’inci yüzyılda fosil yakıtların kullanımı, kentleşmiş şehirlerde üçte bir oranındaydı. Kentsel enerjinin üretiminde petrol ve kömürün kullanımı iklim değişimi, yakıt artıkları ve çevre sorunlarını beraberinde getirdi. Güneş enerjisi yanı sıra, yenilenebilir enerjinin kullanımı kentlerin ulaşımını, arazi kullanım sistemlerini, altyapısını ve kentsel tasarım ilkelerini yeniden geliştirmeyi ve kentsel dokuyu yenilemeyi gerektirdi.

Ekolojik kentleşme ve sürdürülebilir tasarım literatürü kentsel mekanın organizasyonuyla kentsel enerji arasında ilgi kurmaktadır. Ekolojik kentleşmenin kökleri Hipokrat’a kadar uzanmaktadır. Hipokrat MÖ.400 yılında yazdığı “Hava, Su ve Yer” adlı kitabı çevresel etkenlerin insanların fiziksel görünümü ve ırkların etnik özellikleri üzerindeki etkilerini incelediği ilk yazılı eserdir. Romalı Mimar Vitruvius (MÖ 1.yy) “Mimarlık Üzerine 10 Kitap” isimli kitaplarında kendisinden önceki kitaplarda da hakim olan doğayla uyum ve doğanın referans alınması konusunda, kentlerin planlanması ve tasarımında, arazide yer seçiminde ve binaların yapımında iklimsel verilerin öneminden bahsetmiştir. Ekolojik kentleşmenin teorisi ve uygulamaları konusunda yapılan tüm çalışmalarda “doğal çevrenin özgün değerleri”, “doğaya uyumlu tasarım”, “kentsel elemanların-sokakların, meydanların, binaların- çevreyle uyumlu tasarımı” gibi hedeflere odaklanılmıştır

Ekolojik kentleşme teorileri günümüzde kent tasarımlarına nasıl yansıdı?

20.yy başlarında Ebenezer Howard (1902) Geleceğin Bahçe Şehirleri Ütopyasını önerdiğinde kentsel büyümeyi ve gelişmeyi yönlendirmekle kalmayıp, günümüzde halen geçerliliğini koruyan doğaya uyumlu ve saygılı yaşam biçimini de uygulamaya dönüştürmüştür. Savaş sonrası kentlerin tarihsel gelişim süreçlerinde iki temel dönüm noktası bulunmaktadır. Birincisi, otomobilin insan hayatına girmesidir ki; dağınık şehir modellerinin gelişimine neden olmuştur. İkinci önemli etken ise, küresel iklim değişikliğidir. Özellikle kompakt formlu yeni şehir modeli ve tipolojisini ortaya çıkarmıştır. Ekolojik kentleşme, kentsel planlama ve tasarımda geniş kapsamlı bir yaklaşımdır. Beraberinde birçok kavram ve akımla anılır. Yeşil kentleşme, Ekolojik tasarım, çevresel sanat, sürdürülebilir planlama ve tasarım, yeşil mimarlık, yeşil altyapı, yeşil şehircilik, eko-şehirler bunlardan bazılarıdır. Adı her ne olursa olsun bugün gelinen noktada, mevcut kentleri ve altyapı sistemlerini kompakt, çoklu kullanımın olduğu ve çok merkezli kentler olarak yeniden tanımlamak, ona göre organize etmek öncelikli ve önemli hale gelmiştir. Yürünebilir kentsel alanlar planlanmalıdır. Ulaşımın kolaylığının sağlanmasını da unutmamak gerekir. Araba kullanımı mümkün olduğunca minimuma indirilmeli, bisiklet kullanımı, toplu ulaşım özendirilmelidir.

İklim değişimi kentlerde enerji planlamasını nasıl şekillendiriyor?

İklim değişimi ve küresel ısınmaya karşı ilk resmi çabaların 1992 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde Rio’da başladığı bilinmektedir. Ancak sera etkisi olarak bilinen ”atmosferik gazların güneş enerjisinin etkisini sıkıştırmasıyla dünya yüzeyindeki ısının artması” tehdidini ilk düşünen Fransız bilim adamı; Jean-Baptiste Fourier (1827)’dir.

20’inci yüzyıl sonlarına doğru kentsel enerjinin planlaması ve var olan enerjinin değerlendirilmesi konusunda çalışmalar yapıldı. Avrupa Birliği’nin daha temiz yeşil konut, enerji ve kentsel emisyon uygulamaları, Sera Etkisi Gaz Emisyonu hesapları (GHG), mekan temelli birçok uygulama ve teknik geliştirildi;

İklim değişimini önleyici nitelikteki kurumsal örgütlenmelerden söz eder misiniz?

1992’de kurulan ve ilgili ulusal ve uluslararası birçok kuruluşu şemsiyesi altında toplayan “Eco City Builders” yaklaşık 20 yıldır bu alanda çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kuruluş tarafından hazırlanan ‘Uluslararası Eko-kent Çerçevesi ve Standartları’ dokümanı (IEFS) eko-kent standartları üzerinde durmaktadır. Günümüzdeki resmi çabalar 1997 Kyoto Protokolü, 2008 Bali yol haritası ve 2009 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı ya da yaygın olarak kullanılan adıyla Kopenhag Zirvesi, Küresel ısınma ve sera gazı salınım oranlarını azaltma amacıyla 192 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonlardır. Büyük Coğrafi yerleşmeleri hedef alan Amerikan Coğrafyacılar Kuruluşu tarafından geliştirilen program Yerel mekanlarda Global değişimler (Global Change in Local Places) bunlardan bazılarıdır.

Şehirlerin ekolojik performansları nasıl ölçülür?

Yeşil Şehir Endeksi; Siemens tarafından iklim değişikliğinde sorumluluğun şehirlerde olduğu görüşünden hareketle, Economist Intelligence Unit (EIU) ile birlikte hazırlanan Avrupa Yeşil Şehir Endeksi (Green City Index)’dir. Bu endeks bir kentin hem mevcut çevre performansını hem de sürdürmekte olduğu girişimler ve hedefler yoluyla gelecekteki çevresel etkisini azaltmaya verdiği önemi ölçmeye yönelik bir ölçektir.

Yeşil Şehir Endeksi, bir ülkeyi ya da bölgeyi enerji verimliliği başta olmak üzere çeşitli kriterlerle değerlendirerek gerek kendi bölgesinde gerekse dünya genelindeki sıralamasını belirlemeye yönelik olarak hazırlanmıştır. Araştırmada kullanılan kriterler arasında karbondioksit salımı, enerji ve su kullanımı, binaların verimliliği, toplu ulaşım çözümleri, atık yönetimi ve geri dönüşüm çalışmaları, solunan havanın kalitesi ve kirlilik oranları ile çevreci yönetim uygulamaları bulunmaktadır. Her şehir için sekiz kategoriye ayrılan, 16 adet niteliksel ve 14 adet niceliksel olmak üzere 30 ayrı gösterge göz önüne alınmaktadır. Şehirler, şeffaf, tutarlı ve yeniden üretilebilir bir puanlama süreciyle derecelendirilmektedir.

Yeşil Şehir Endeksi’nin sonuçları ne oldu?

Bugüne kadar Avrupa, Latin Amerika, Asya, Kuzey Amerika ve Afrika da 120 kadar kentte yapılan bir seri araştırma projesidir. 2012 de Avustralya ve Yeni Zelanda dahil edilmiştir. 30 kenti karşılaştıran genel değerlendirmede Kopenhag’ın 87.31 puanla birinci sırada yer aldığı değerlendirmede, İstanbul 45.20 puanla 25. sıradadır. Nüfusun yüzde 54.02’sinin toplu ulaşım, bisiklet kullanarak veya yürüyerek işe gittiği İstanbul CO2 emisyonunda 16’ıncı sıradadır. Bina kalitesi yönünde 28’inci sıradaki kentin bina standartları etkin enerji kullanımından uzaktır. Yenilenebilir enerji kullanımında teşvikler yasal olarak yapılmaktadır.

Binalar küresel enerji tüketiminin yüzde 40’dan sorumludur. Binalara yönelik çözümler, özellikle enerji tüketimi açısından önem kazanıyor. Bugün, Türkiye’de tüketilen toplam enerjinin yüzde 30’undan fazlası binalarda tüketiliyor. Şehirlerin ihtiyaçları ortak olsa da her şehri kendi içinde ayrı ele almak gerekiyor. Çünkü her şehir, nüfusu, yerleşim planı, ulaşım sistemleri gibi konularda farklılaşıyor. Bir şehri daha modern hale getirmeden önce, detaylı bir analize tabii tutmalısınız.

Sürdürülebilir kentsel enerjinin planlanması neden önem taşır?

Enerjinin kullanımı ve türü, yeterli enerji kaynağının olmaması kentlerin ekonomik gelişmesi ve çevresel sağlık ile doğrudan ilişkilidir. Sürdürülebilir kentsel enerjinin planlanması ve eylem planlarının yapılması enerjiye yapılan yatırımı azaltacağı gibi daha az araç kullanımını, daha temiz havaya erişmeyi, küresel ve yerel ekonomiye katkıyı getirecektir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planları mutlaka düşünülmeli ve uygulanmalıdır.

Sürdürülebilir kentsel enerjinin planlanması nasıl sağlanabilir?

Sürdürülebilir kentsel enerjinin geliştirilmesi için yapılması gerekli koşullar şu şekilde sıralanmaktadır: Karbon salınımını azaltmak, Fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak, temiz yakıt üretmek, yenilenebilir enerji kullanımını arttırmak, enerji kaynaklarını dengeli dağıtmak, yerel ve merkezi güçlerin desteğini almak, etkin enerji konusuna odaklanmak, toplumun her bireyinin katılımını ve katkısını sağlamak, enerjiyi kullanma yöntemlerini öğrenmek ve öğretmek, kentlerin gelecek vizyonlarını doğru yapılandırmaktır.
Bu ilkelerin kentsel planlama sistemine uygulanmasında ise ekibi oluşturmak, ortak ve katılımcıları tanımlamak, uzun ve kısa vadeli stratejik hedefleri belirlemek, sera gazı emisyon ölçümlerini yapmak, verileri analiz etmek ve taslak planları hazırlamak, planları uygulamak, çıktılarını değerlendirmek en temel adımları oluşturmaktır.

Sürdürülebilir kentsel enerjinin planlanmasının uygulaması nasıl gerçekleşiyor?

Günümüzde “sürdürülebilir kentsel enerjinin planlanması” sürecinde ülkelere, kentlere özgü hedefler farklılaşmakta ve uygulamalar yapılmaktadır. Uygulama örnekleri açısından ilk sırayı “enerji etkin binaların geliştirilmesi” ya da diğer bir deyişle “yeşil bina tasarımı” almaktadır. Su ve su kaynaklarının korunması, atıkların yönetilmesi, kentsel aydınlatmanın tasarımı, toplu taşıma temelli ulaşımın planlanması, bisiklet kullanımının teşvik edilmesi, hava kirliliğinin kontrolü, yeşil ve yenilenebilir enerjiyi kullanmak, alternatif enerji kaynaklarına yönelmek, kentsel yeşili geliştirmek eylemleri planlanmaktadır.

Bu süreçte yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının rolü nedir?

Tüm bu eylemlerin yanı sıra, yenilenebilir enerjinin geleceği için farklı disiplinler arasında kent planlamasının geliştirilmesi gereklidir. Enerji ve yapılaşmış çevre ilişkisi mutlak düşünülmelidir. Çevresel değerlendirmeler yapılmalıdır. Enerji talebi ve kapasiteleri doğru tespit edilmeli, kentsel alanların özgün dinamikleri, potansiyelleri doğru analiz edilmelidir. Özellikle kentin morfolojisi, dokusu, binaların yer seçim düzeni rüzgar, güneş analizleri yapılmalıdır. Doğal çevre potansiyellerinin yapılaşmış çevreyi biçimlendirmesi dikkate alınmalıdır. Kentsel Tasarım bu süreçte etkin bir araç olarak kullanılmalıdır.

Hüseyin B. Ekmekçi

huseyin.ekmekci@alternatifenerji.com

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

RÖPORTAJLAR

Rüzgar, Hidroelektrik Enerjiden Sonra, En Çok İlgi Çeken Yenilenebilir Enerjidir

“Diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kıyaslandığında rüzgar hidroelektrik enerjiden sonra ülkemizde en yoğun ilgi çeken yenilenebilir enerji alanıdır. 2007 yılında gerçekleşen 78.000 Megawatt’lık olağanüstü katılımlı lisans başvuru sürecinden beri takip edildiği

RÖPORTAJLAR

“Güneş Enerjisi Sektörü Yedi Yılda 10.000 Megawatt’a Ulaşacak”

GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu: “Türkiye’nin güneş enerjisi sektöründe önümüzdeki altı, yedi yıllık süreçte 10.000 megawatt’lık kurulu güce ulaşılacağını düşünüyorum. Bu açıdan, Enerji Bakanlığı’nın sektöre yönelik 2023 yılı için belirlediği

Sektörel Röportajlar

“Güneşten Elektrik Üreten Yatırımcıları RENSEF 2014’e Bekliyoruz”

Agoras Fuarcılık Genel Müdürü Mehmet Dükkancı: “Bildiğiniz gibi özellikle Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın teşvikiyle kurulmuş 850’ye yakın 5 yıldızlı otel ve tatil köyü otel var. Bunların aralarında güneşten elektrik