Güneşin Önünde 10 Büyük Engel

Güneş enerjisi, hiç olmadığı kadar basının gündeminde son aylarda, Enerji Bakanımız Sn. Taner Yıldız bile artık konuşmalarının bir bölümünde mutlaka güneş enerjisinden bahsediyor, hatta geçen hafta Enerji Verimliliği fuarında dernek standımızı ziyaret ederek:”Güneş enerjisini desteklemek için bir reklam filminde bile oynamaya hazırım” dedi. Umarım bakanımız sözünde durur, ve kamu spotu şeklinde yayınlanacak güneş enerjisi tanıtımlarında kendisini görme şansımız olur. Peki tablo bu kadar toz pembe mi? Pek tabii ki değil, ben de klasik ve sıkıcı “2011 yılı nasıl geçti, 2012 nasıl olacak, eklemek istedikleriniz” başlıklı bir yazı yazmak yerine oturdum, Türkiye’nin güneş enerjisi konusunda neden bir türlü gerekli atılımı yapamadığını ve bu sektörün önündeki 10 temel engeli sizler için özetlemeye çalıştım.

(1) Diğer tüm enerji türleri
Ülkemizde ve dünyada tüm enerji kaynakları birbiri ile rekabet halindedir. Enerji çeşitliliğinin Türkiye ve dünya için gerekliliği tartışılan bir konu değil artık. Ancak bu enerji havuzu içinde her kaynak kendi miktarını arttırmak ve diğer enerji türlerinin daha az talep görmesi için legal veya illegal her tür eylemi yapmaktadır. Bunun en ilginç örnekleri akademi ve bilim dünyasında görülmektedir, örneğin 30 yıldır nükleer enerji karşıtı yüzlerce makale yazmış kişiler, inanılmaz bir dönüşle birdenbire nükleer enerjinin en büyük destekçisi konumuna gelmektedirler. Türkiye’de güneş enerjisinin önündeki en büyük engellerden biri doğalgaz sektörü ve termik santrallerdir. Petrol, doğalgaz ve kömürle hayatlarını idame eden tüm kişi ve şirketler, güneş enerjisine engel olmak için ellerinden gelen her tür çabayı göstereceklerdir.Bu Türkiye’ye özel bir durum da değildir pek.

(2) Ankara
Güneş enerjisi aslında hem bürokrasi tarafında, hem de tüm partiler tarafından heterojen bir şekilde desteklenmekte, yani Ankara’da görüştüğüm her tüzel kişilik içinde bu enerji türüne hem destek veren var, hem köstek olan. Var olan bilgi kirliliği bu ayrışmayı iki yönde de körüklemekte.

Daha önceki yazılarımı takip eden okurlar artık biliyorlar ki, Türkiye’de 3 farklı güneş enerjisi uygulaması olacak
a) Hiç elektriği olmayan yerlerde güneş enerjisinden elektrik üretimi (bu seçenek zaten şu anda herhangi bir şekilde kanunlara, yönetmeliklere tabi değil)
b) Elektriği olan, ama lisans başvurusu yapmak istemeyen, büyük yatırımcı olmayan şahısların/kurumların kendi elektriğini sağlamak veya mikro ölçekte satış yapmak için lisanssız elektrik üretim yönetmeliğinden yararlanarak (500kW altı kurulu güç) uygulama yapması
c) 4-5MW ve üstü kurulu güce sahip sistemler kurmak isteyen enerji şirketlerinin arazi geliştirip, akabinde güneş ölçümlerini yapıp, ve en sonunda da yapılacak muhtemel yarışma sonucunda eğer kazanırlarsa lisanslarını almaları sonucu yapılacak büyük güneş enerjisi santralleri

Bu yasal metinleri bir boş zamanınızda okursanız korkarsınız, “neme lazım güneş yatırımı, ben paramı bankaya yatırayım ay sonu faizimi alırım temiz temiz” dersiniz pek muhtemelen. Pek de haksız değilsiniz, Türkiye’de ilk defa bir enerji kaynağına 600MW yatırım limiti getirildi, dünyada hiçbir ülkede olmayan bir uygulama ile de güneş enerjisi potansiyelinin ölçüm zorunluluğu kanuna eklendi. Bu da yetmedi, bir de başvuranların yarışmaya tabi tutulacağı açıklandı. Devletimizin hemen çıkmasını istediği bir kanun için ne kadar süre harcadığını, gönüllü olmadan çıkardığı bir kanun için ne kadar süre harcandığı ile karşılaştıran değerli okurlar gerekli mesajı kendileri alacaktır. Bu konuyu sayfalarca uzatmam mümkün, ama tek bir örnek yeterli olacaktır sanırım.Temiz enerjiye destek vermek isteyen bir hükümetin en rahat yapacağı eylem bakanlar kurulunun tek bir toplantısı kapsamında olan (en azından bir süreliğine geçerli olacak) KDV indirimidir, Ülkemizde dondurulmuş hayvan spermasının KDV’si %1, güneş panelinin KDV’si %18’dir.

(3) Türk girişimciler
Türk işadamının tüm başarısında sadece kendisi, tüm başarısızlıklarında ise sadece devlet sorumludur. Yakın bir geçmişte adını sanını bilmediğimiz güneş paneli üreticileri ile beş yıldızlı otellerde şatafatlı “Ben güneş enerjisi işine girdim” kutlamaları yapan şuursuz girişimcilerin pek çoğu aynı hızla ortadan kayboldu. Bu sözde-girişimciler o dönemde enerji bakanlığından fahiş denilebilecek miktarlarda teşvik oranları talep ediyorlardı, ne bir vizyonları vardı, ne yerli üretim çabaları ne de uzun vadeli bir güneş enerjisi stratejileri. Tek istedikleri en kısa zamanda köşe dönmekti. Neyse bu kişi ve kurumların çoğu bir süre sonra ortadan kayboldu, çünkü artık mevcut güneş enerjisi sistem maliyetleri ile verilen teşvikler ancak uzun vadeli düşünen yatırımcıların bu sektörde barınmasını mümkün kılabilecek. Şimdi benzer formatta yatırımcılar, bir süre sonra verilecek güneş enerjisi santrali lisanslari öncesinde yine peyda oldular, bu sefer hedef Konya’daki tüm tarım arazilerini kapatmak.

(4) Sektörün kötü adamları
Yukarıda kısaca değindiğim girişimci arkadaşların bir bölümü sektörde iş yapmaya devam ediyor ve maalesef hem sektörün kendisine, hem de potansiyel güneş enerjisi müşterilerine büyük zararlar veriyorlar. Bunlara müdahil olmak da kolay değil, çok rahatlıkla uluslararası konferanslarda bile boy gösterip “Artık güneş enerjisi kömürden daha ucuzdur” şeklinde saçma sapan, gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan sunumları çok büyük rahatlıkla yapabilmektedirler. Burada konferans-fuar yetkililerine, organizasyon komitelerine büyük görevler düşmektedir, bu tip kişi ve kurumları en azından sunum yapmalarını, bildiri sunmalarını
engellemeleri hepimizin yararına olacaktır.

Uygulama tarafı ise çok daha vahimdir, güneş panelinin bir kağıt üzerine fotokopi görselini alıp KOSGEB’den “Ben yerli güneş paneli üretiyorum” diyerek ArGe desteği almaya çalışanlar, müşteriye “Güneş sisteminiz 3 yılda amorti eder, 33 yıl bedava elektrik üretirsiniz fazlasını komşunuza satarsınız” diyenler, panellerden çıkan kabloları yara bandı ile yapıştıranlar,yanına fazla yaklaştığınızda tetanoz olabileceğiniz paslı ayak sistemleri üzerine güneş paneli takmaya çalışanlar bu trajikomik tablonun ufak bir bölümünü oluşturuyor. Fiyatların bir süredir düşmesi ve düşecek olması bu vahim tabloyu daha da tehlikeli hale getirecektir. Uygulama standartlarının belirlenmesi, denetlenmesi ve müşteri tarafından da kontrol edilmesi 2012 ve sonraki yılların en acil eylemlerinden biri olmalıdır sektörde.

(5) Yetersiz sivil toplum örgütlenmeleri
Türkiye’de temiz enerji konusunda birçok sivil toplum örgütü kurulmuş ve kurulmaktadır. Ancak bizlerin klasik hastalığı olan “koltuk yapışması” burada da hemen karşımıza çıkmaktadır, vereceğiniz en ufak bir kimliğe şaşılacak şekilde bağlanan bu kişi ve kurumlar sektörün önünü tıkamaktadır. Üstelik “title” arzettiğiniz bu kişiler hiç de sorumluluk almak istemezler. Birileri en sonunda görev alır, işini gücünü bırakıp zaman harcar, para harcar sektörün gelişimi için. Ancak bu göreve başladıktan kısa bir süre sonra sorumluluk almayanların hemen hemen hepsi sorumluluk alan kişiyi eleştirmeye başlar. “Peki o zaman gel, bu görevi sen yap” dersiniz, aldığınız cevap çok klasiktir: “Yok sen yap ama ben sorumluluk almadan seni eleştireyim, ama sahip olduğum koltuk ile de hava basayım sektörde”.

Bu tablo herhalde çok tanıdık gelmiştir size.Sosyal medyanın en çok kullanıldığı, dünyada en çok genel müdürün olduğu ülkenin Türkiye olması şaşırtıcı değil, tüm sosyal yükümlülüklerimizi twitter’da 140 karakter ile yerine getirip rahatlıyoruz. Elini taşın altına sok, hadi biraz sokağa çıkalım dediğinizde arkanızda kimseyi göremiyorsunuz.

Halbuki temiz enerji konusunda Türkiye’de faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin nihai hedefi, başta üyelerinin sürdürülebilir gelir seviyelerine ulaşacağı bir sektör yaratmak olmalıdır. Kurumsallıktan henüz çok uzak olan bu dernekler, acilen bünyelerine büyük,tecrübeli, ulusal ve uluslararası yenilenebilir enerji şirketlerini ve STK’larını katarak onların ekonomik gücünden ve deneyimlerinden yararlanıp, istenilen güce ve etkiye ulaşmak için gerekli eylem planlarını hayata geçirmelidir.

2-3 kişinin çalıştığı şirketlerin oluşturacakları örgütlenmeler,Türkiye güneş enerjisi sektörünün istenilen yere gelmesinde maalesef önemli bir rol oynayamazlar. Bir de galiba bu derneklere pek ihtiyaç kalmadı günümüzde, artık örgütlenmeler çok daha hızlı ve güçlü bir şekilde sanal platformlarda yapılabiliyor, bana kalsa ben dernekler masasına bağlı bir kurum kurmaktansa,tüm bu sivil toplum örgütlenmesini bir facebook/linkedin/twitter profilinden çok daha etkin olarak yapardım. (Yaptım bile hatta)

(6) Bilgisiz ve öyle kalmakta ısrarlı müşteri
Bir başka sorun da güneş enerjisi sistemini çatısına, bahçesine, arsasına kuracak olan otel, alışveriş merkezi, ev, fabrika vs. sahibi son kullanıcı ve yatırımcıdır. Eğer bir şirket size 25 yıl boyunca kesintisiz elektrik sağlamayı taahhüt ediyorsa, hem o şirket hem de önerdiği teknoloji hakkında biraz araştırma yapmakta sonsuz fayda vardır. 2-3 saatlik bir google mesaisi bile oldukça fayda sağlar. 17 yıllık güneş enerjisi maceramda aynı güçteki ve özellikteki bir sistem için A firmasının 20 bin Euro, B firmasının 40 bin Euro, C firmasının 80 bin Euro teklif verdiğine çok kez şahit oldum. Bu durum hala devam ediyor, dolayısı ile bu sektördeki bilgi sahibi bir avuç insan bilgilendirme çalışmalarına devam ederken, en azından kurumsal müşterilerin de bu konuda bir ön çalışma-araştırma yapmasında büyük fayda olacaktır. Zincirin zayıf halkalarını elemekte müşterilere de büyük görev düşmektedir önümüzdeki 2-3 yıl içinde.

(7) Finans sektörü
Türkiye’deki hala birçok finans kurumu bir güneş paneli gördüğünde “Bu ne kadar su ısıtıyor, ben de geçen yıl yazlığıma taktım çok memnunum, bize ne ihtiyacınız var ki?” şeklinde tepki verebilmekte. Dolayısı ile güneşten elektrik üretildiğini bilmeyen ve acilen eğitilmesi gereken bir kesim de uygulayıcı firma ile müşteri arasında uzun vadeli finans (5-10 yıl arası) sağlayacak kurumlar.

Pek tabii ki hiç bir finansçı, anlamadığı bilmediği bir sistemi risk alarak finanse etmek istemeyecektir, bu da ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü yurtdışı birçok fonun Türkiye’de kullanımını Türk bankaları ve finans kurumları aracı olarak sağlamakta, ve bu kurumların konuya vakıf olmamaları yine güneş enerjisi sektörünün istenilen büyüme oranlarına ulaşamaması için bir engel oluşturmaktadır. Bunun üzerine şu anda tüm dünyada yaşanan finans krizi de, hem bu tip yatırımların azalmasına hem de faizlerin artması nedeniyle müşteri tarafında güneş enerjisinin cazibesini bir miktar yitirmesine yol açabilir.

(8) Dağıtım şirketleri
Düşünüyorum, düşünüyorum bulamıyorum. Bir türlü mevcut kanun ve yönetmeliklerle bir dağıtım şirketinin neden güneş enerjisini desteklemesi yönünde bir istek duyması gerektiğini bulamıyorum. Şu anda 500kW altı yönetmelikle (bence devrim niteliği taşıyor, EPDK’da kim buna destek vermişse alnından öpmek lazım) bir sürü yatırımcı 600MW limiti olan güneş enerjisi santrallerini beklerken, bu yönetmelikle çok rahat (sadece teorik olarak çok rahat tabii ki) 1.200 MW mertebesine ulaşmak mümkün.

Ancak kurulacak her bir güneş paneli dağıtım şirketinin, o kadar daha az elektrik satması anlamına gelmektedir. Üstelik de denetim, başvuru gibi bir sürü idari konunun sorumluluğu da bu işten en ufak bir maddi çıkarı olmayan, ancak bir süre sonra ciddi bir maddi zararı olacak dağıtım şirketlerinin üzerinde tamamen. Ben dağıtım şirketi olsam, kendi bölgemde kendi elektriğini temiz enerji kaynaklarından elde etmek isteyenlerin işini hiç kolaylaştırmam , bir sürü de bürokratik engel çıkarırım karşılarına.

(9) Fiyatlar
Güneş enerjisinin önündeki en büyük engel olarak hep yüksek fiyatlar gösterildi uzun seneler boyunca. Halbuki sistem ömrünün çok uzun olması, sosyal maliyetinin ve bakım-işletme maliyetlerinin yine sıfıra yakın olması hesaplandığında, birçok enerji türünden ucuz olduğu gözükmekteydi, ancak ilk yatırım maliyetinin yüksekliği bu faktörleri sürekli gölgeledi. Ocak 2012 itibariyle ulaştığımız ortalama 1.5 EUR/W’lık sistem maliyetleri ise yepyeni bir döneme girdiğimizi göstermekte. Zaten bu fiyatlara erişildikten sonra birden bire dünya ölçeğinde de büyük oyuncular sahneye girmeye başladı, GE dünyanın en büyük güneş paneli üretim tesislerinden birini kuracağını açıkladı, Fransız petrol devi TOTAL Sunpower şirketini satın aldı, Samsung firmasının ise şu andaki dünya lideri Suntech firmasını satın almak için girişimlere başladığı konuşulmakta. Pek muhtemelen 3-4 yıl içinde cep telefonu-bilgisayar-elektronik sektöründeki dev firmalar pazarın büyük bölümünü domine ediyor olacak.

(10) Çarpık yapılaşma
Hiç kimse farkında değil, çatılar büyük bir potansiyel oluşturuyor güneş enerjisi için diyoruz, ancak hem çatıların hem de binaların genel durumu içler acısı Türkiye’de. Küçük ve orta ölçekteki tüm uygulamaların yapılacağı yer olan bir binanın güneşe en yakın bu kesimi, genelde müteahhitin parasının bittiği veya azaldığı döneme denk geldiği için burada çok büyük sorunlar bizi beklemekte. İzolasyonu olmayan, statik olarak üzerine bir kedinin bile çıkmaktan korkacağı, bazen de üstü soğutma ekipmanları, güneş kollektörleri ve onlarca çanak uydu anteni ile kaplı çatılarda, güneş elektriği sektörü kendisine nasıl bir uygulama ve montaj alanı bulacak çok merak ediyorum. Galiba bu durumda esas hedef, kentsel dönüşüme tabii tutulacak ve yeni yapılacak binalar olacak. Yeter ki bu binaların mimarları gerekli çalışmaları önceden yapsınlar. Binaların çatıları güneş paneli montajına uygun yönlendirme ve eğimle yapılsın, ve güneşlenme hakkı mutlaka imar planlarında kendisine yer bulsun. (Daha sonra yapılacak bir binanın daha önce yapılmış bir binayı güneşten mahrum etmemesi)

Ateş Uğurel, SolarBaba Platformu
solar@solarbaba.org
[dcwsb size=”vertical” align=”right” style=”toolbar” inline=”true”]

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

Köşe Yazıları

Rüzgar enerjisinde lisans iptalleri nereden çıktı?

    İlerleyen teknoloji ve hayat standartlarındaki artışla birlikte, kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da her geçen gün artış içerisindedir. Elektrik enerjisi üretiminde yoğun olarak kullanılan fosil kaynakların sınırlı olması,

HABERLER

Mehveş Evin: “Akıllı şehir olur muyuz?”

İstanbul, CITY SDK projesine dahil olarak, trafik ve ulaşıma dair bilgileri daha sofistike bir biçimde halka sunacak. Peki anlık verilere ulaşan sistemler, bir şehirde neleri değiştirebilir? Doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin

Köşe Yazıları

Elektrikli Oto, Yeni Yetme Teknoloji Değil !

Her ne kadar günlük muhabbetlerimize son birkaç yılda girmeye başlasa da, aslında elektrikli otomobil dediğimiz şeyler “yeni yetme” bir tekonoloji değil. Neredeyse otomobil tarihinin başlangıcı! Son dönemde, belki biraz da “yerli marka