“Fiyata endeksli bir pazarda kaliteden ödün verilerek yapılan her uygulama, bir sorun olarak karşımıza çıkar”

“Fiyata endeksli bir pazarda kaliteden ödün verilerek yapılan her uygulama, bir sorun olarak karşımıza çıkar”

ufuk keser

Solar inverterleri masaya yatırdığımız Ayın Dosyasının sponsoru SMA Solar Technology’nin Türkiye Satış Müdürü Ufuk Keser‘i sektörün en hareketli günlerinde yakaladık ve kısa bir röportaj yapma imkanı bulduk. Türkiye fotovoltaik sektörüne sadece off-grid (şebeke destekli olmayan) panellerin satıldığı ve 10 kw kurulu gücün bile “büyük iş” olarak  görüldüğü günlerde giren Keser, hızla ve iştahla büyüyen bu pazara dair önemli gözlem ve uyarılarda bulundu.

SMA’nın Türkiye inverter pazarındaki hedefleri nelerdir?

SMA güneş sektörünün ilk yıllarından beri Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren bir şirkettir. Ülkemize ilgisi 2004 yılı ile başlayan şirket;  2012 yılı itibari ile ilk ofisini kurmuştur. Şu an ise Türkiye’de 4 merkezde güneş enerjisi şirketleri ve yatırımcılarına gerek servis gerekse satış konularında hizmet vermektedir. Tüm bunlar düşünüldüğünde tabi ki SMA dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pazar liderliğini hedeflemektedir. Şu ana kadarki veriler bu hedefe doğru başarı ile ilerlediğimizi gösteriyor. Bizim için esas başarı sadece sektör oluşmaya başladığınde değil; uzun vadeli olarak Türkiye pazarında lider olarak kalmaktır.

Türkiye güneş enerji pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektör temsilcileri pazarın oluşabilmesi adına çok uzun süredir bekliyorlardı. 2013 yılı itibari ile lisanssız Pazar ile başlayan hareketlilik geçtiğimiz ay sonu tüm GES üretim lisanslarının sahiplerini bulmasıyla farklı bir boyut kazandı. Lisanssız pazardaki kitle ağırlıklı olarak kurumsal olmayan yapılarken; lisanslı pazarda artık Türkiye’nin büyük enerji şirketleri aktif olarak oyuna dahil oldular. Bu bağlamda lisanssızın öğrenilmişliği ile lisansların güvencesi altında sektörün giderek büyüyeceğini düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda yeni lisans yarışmalarının yapılacağını tahmin ediyorum. Keza lisanssız süreçte de yeni açıklanan taslağa göre 10. Yıldan sonra lisans alma opsiyonunun  açık olması; “10 yıl sonra ne olacak?” endişesini taşıyan firmaların da lisanssız pazara sıcak bakmalarını sağlayacaktır.

Avrupa piyasasında güneş enerjisine verilen teşviklerin azalmasıyla beraber Almanya, İspanya, İtalya gibi öncü ülkelerde kurulumlar oldukça azaldı. Bununla beraber yeni pazarlar ortaya çıkmaya başladı. ABD, Güney Amerika, Çin ve Japonya bunların başında. Türkiye  gerek coğrafi koşulları gerekse yatırımın uygunluğu açısından oldukça büyük bir potansiyele sahip. Bu bağlamda bürokrasideki tecrübe eksikliğine bağlı sıkıntıların da yavaş yavaş sonlanmasıyla beraber Türkiye‘nin dünya ölçeğinde bir pazar olabileceğini düşünüyorum.

Türkiye’de en sık yaşadığınız sorunlar nelerdir?

Geçtiğimiz seneye kadar Türkiye’de çok fazla fotovoltaik kurulumu yapılmamıştı. Bu sebeple bilgi ve tecrübe eksikliği mevcuttu. İlk yapılan uygulamalarda doğal olarak projelendirme, kurulum ve devreye alma esnasında çeşitli sıkıntılarla karşılaşıldı. Servis ekibimiz gerekli organizasyon ve eğitimleri düzenleyerek bu sıkıntıları gidermek adına ellerinden geleni yaptılar. Hızlı öğrenen bir toplumuz. Tecrübe arttıkça yapılan hataların sayısında ciddi bir azalma olduğunu gözlemliyoruz.

Yatırımcı ve uygulayıcıların gözünde kimi zaman fotovoltaik santrallerin yapımı çok hafife alınmaktadır. Halbuki bütüne baktığınızda bir saat bile kesintiye tahammülün olmadığı bir enerji santralinden bahsediyoruz. Enerji üretememek, para kaybetmek demek. Bu sebeple güneş santralleri çok basite indirgenmemelidir. Birçok mühendislik dalının saha seçiminden sistem kurulumuna kadar bir çok süreçte birlikte hareket etme gerekliliği mevcut.

Sektör yeni olunca işin bürokratik taraflarında başlarda bazı problemler yaşanmıştı. Fakat şu an itibari ilgili kadroların nicelik ve nitelik olarak istenilen seviyeye gelmesiyle süreçlerde çok daha hızlı yol alınabilmektedir.

Güneş enerjisi pazarının Türkiye’deki ve dünyadaki geleceğiyle ilgili tahminleriniz nelerdir?

Sadece ülkemizde değil tüm dünyada bir enerji ihtiyacı olduğu aşikar ve her geçen gün bu ihtiyaç miktarı artmakta. Birincil yakıtların hammaddelerinin sınırlı sayıda olduğunu düşünürsek; alternatif olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi daha da artmakta. Dünyanın süper güçleri güneş enerjisi ve enerji depolama teknolojilerine yatırım yapmaktalar. Birçok ülkenin birincil önem verdiği konu da enerji konusu; özellikle de yenilenebilir enerjiler.

Bu bağlamda baktığınız zaman artık güneş enerjisinde teşviğin olmadığı ve üretilen enerjinin serbest piyasaya ya da ikili anlaşmalar ile satıldığı bir ortam yavaş yavaş oluşmaya başladı. Örneklerini öncelikle ABD’de görmeye başladık. Bunun devamı Orta Doğu ve Güney Avrupa başta olmak üzere birçok lokasyonda gelecektir.

Ülkemizde de 2013 yılında başlayan lisanssız pazar tüm hızıyla devam etmekte. Bu sene sonunda kurulumu tamamlanmış ve kabulü yapılmış 200MW’ın üzerinde bir santralin olmasını bekliyoruz. Lisanssız projeler için TEİAS tarafından tahsis edilen kapasite büyüklüğü ise yaklaşık 3GW.  Buna ek 600MW’lık GES önlisansı dağıtılmış durumda. Birçok firma vakit kaybetmeden hızlıca izinleri alıp kurulumları gerçekleştirme konusunda istekli. Ayrıca her sene bir miktar GES santralinin ihale edileceği de konuşuyor. Tüm bunları yanyana koyduğumuz zaman ülkemizde yüksek fotovoltaik potansiyelinin görmemek elde değil.

Türkiye güneş enerjisi pazarında gördüğünüz fırsatlar ve tehditler nelerdir?

Türkiye pazarının oldukça hareketli olacağını düşünüyorum. Özellikle artan elektrik fiyatlarına karşılık öztüketim amacı ile kurulacak GESler sayesinde işletmelerin dışa bağımlılığı oldukça azalacaktır. Sahaya kurulacak lisanssız güneş enerjisi santrallerinde (GESlerde) 1MW üst güce kadar üretilen enerjinin satılması imkanı birçok yatırımcı için yeni hedefler ve iş kolları oluşturmaktadır. GESler ile dağıtık enerji sistemleri kurulacak ve bu sayede elektrikteki kayıp miktarları üretilen enerjinin aynı bölgede tüketilmesi  ile azalacaktır. Birçok yabancı yatırımcının gözleri özellikle Türkiye’deki güneş potansiyeli nedeniyle üzerimizde. Bu ilgiyi olumlu şekilde kullanabileceğimizi düşünüyorum.

Türkiye pazarı son zamanlarda biraz fiyat endeksli bir pazar olma yoluna girdi. Bir çok yatırımcı için ilk seçim kriteri sistemin yatırım maliyeti olabiliyor. Bu santralin servis, bakım ve işletme hizmeti, ürünlerin kalitesi ya da EPClerin mühendislik, uygulama ve finansal yetenekleri fiyattan sonra konuşulabiliyor. Fiyata endeksli bir pazarda kaliteden ödün verilerek yapılacak her uygulamanın; sonrasında bir sorun olarak karşımıza çıkacağını düşünüyorum. Yapılan her kötü referans; bu işe girmek isteyen yatırımcılar için yatırımdan vazgeçme sebebi olabilir

Ufuk Keser solar sektöre nasıl girdi, hangi tercihler rol oynadı?

Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2007 yılında yenilenebilir enerji sektörüne girdim ve 8 yıldan beridir fotovoltaik teknolojileri ile ilgili çalışıyorum. Üniversite zamanında ilgili duyduğum alan enerji; özellikle de yenilenebilir enerjiydi. Yüksek lisansımı yaparken karşıma çıkan bir iş fırsatını değerlendirerek fotovoltaik sektöründeki macerama atıldım. Şu ana kadar eğitimimin getirdiği avantaj ile satış, muhendislik, iş geliştirme gibi çok çeşitli departmanlarda çalışma imkanı buldum. Güneş enerjisi sektörünü seçmemdeki temel sebep sektörde yeterince yetişmiş eleman olmaması, bakir olması ve potansiyelinin oldukça büyük olması idi. Şu an sektörde geçirdiğim 8 senenin meyvelerini fazlasıyla topluyorum.

Sektöre yönelik deneyimlerinizden yola çıkarak bu sektöre gitmek isteyenlere önerileri nelerdir?

Fotovoltaik sektörü hızlandı. Sektörde oldukça fazla istihdam ihtiyacı mevcut. Fotovoltaik içerisinde elektrik var, inşaat ve mekanik var, finans var, lojistik var; hukuk var. Ne arasanız içerisinde barındırıyor. Bu sebeple sadece teknik eğitime sahip kişilerin istihdam edebileceği algısının oluşmaması çok önemli.

Fotovoltaiğin geleceğin en önemli sektörlerinden bir tanesi olacağından hiç kuşkum yok.

Ufuk Keser  

SMA Türkiye

Barbaros Mah. Kardelen Sok. Palladium Tower No:2 Kat:10
Ataşehir, İstanbul
ufuk.keser@sma.com.tr
www.sma.com.tr
 tel: +90 212 366 5854

 

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

HABERLER

1 milyar 300 milyon Liralık Elektrik Rüzgar Enerjisinden Elde Edildi

Türkiye’de yılın ilk yarısında rüzgardan üretilen elektrik üretiminin ekonomik büyüklüğü yaklaşık 1 milyar 300 milyon lirayı buldu. Türkiye’de yılın ilk yarısında rüzgardan üretilen elektrik, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık

Köşe Yazıları

Çin’in Yeşil Ekonomisi ve Türkiye

Ekonomi camiası sık sık Türkiye ile Çin’in adlarını birlikte dillendiriyor. Avrupa Birliği (AB) ve ABD’deki duraksamaya rağmen büyümeye (klasik anlayışa göre) devam eden bu iki ekonominin benzer özelliklerine dikkat çekiliyor.

Genel

Elektrik Tüketiminde Rekor

Türkiye, dün elektrik tüketiminde yeni bir rekor kırdı. Günlük elektrik tüketimi 818 milyon kilovatsaat (kWh) ile tarihinin en yüksek seviyesini gördü. Türkiye dün itibarıyla elektrik tüketiminde yeni bir rekora imza