“Enerji Sistemi Müthiş Bir Dönüşüme Uğrayacak”

“Enerji Sistemi Müthiş Bir Dönüşüme Uğrayacak”

SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Etem Karakaya: “Gelişmiş ülkelerde küresel iklim değişikliğiyle ilgili çok ciddi bir inisiyatif var. Gelişmekte olan ülkeler ise, bu durumdan en çok etkilenen ülkeler konumunda yer alıyor. Dolayısıyla Paris’te düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı’nda 187 ülkenin birden ‘Biz sera gazı emisyonları azaltımı yapacağız. Düşük karbonlu ekonomiye geçeceğiz’ şeklinde ortak karar alması, enerji sistemi üzerinde müthiş bir dönüşüme neden olacak.”

Sürdürülebilir Üretim Ve Tüketim Derneği (SÜT-D)Başkanı Prof. Dr. Etem Karakaya’yla Paris İklim Değişikliği Konferansı’ndan sonra enerji sektörünün geleceği konusunda görüştük.

Paris İklim Konferans’ından sonra iklim değişikliğine bakışta ne yönde değişiklikler oluştu?

Dünya artık iklim değişikliğinin çok ciddi bir sorun olduğunu kabul ediyor. Binlerce uzman küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri alanında çalışıyor. Bu sorunun insan kaynaklı sera gazlarından mı fosil yakıt kullanımından mı kaynaklandığı artık çok net bir şekilde ifade ediliyor. Dolayısıyla bir önlem alınmazsa, dünyayı geri dönülmez bir tehlikenin beklediği uzmanlar tarafından açıkça dile getiriliyor. Bu gerçeği artık ülkeler de kabul etmiş durumdalar. Paris’te düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı’nda, “İklim değişikliğine karşı önlem almalıyız” şeklinde ortak bir karar alındı.

İklim değişikliğiyle mücadelede daha önce direnç gösteren ülkelerin tutumu nasıl değişti?

İklim müzakerelerinde sera gazı azaltımı konusunda en dirençli ülke AB’dir. AB ülkeleri artık iklim değişikliğiyle mücadelede ortak karar almış durumda. Amerika Birleşik Devletleri Kyoto Protokolü’ne dahil değildi çünkü, önceki dönemlerde fosil lobisi oldukça güçlüydü. Obama Hükümeti artık müthiş bir inisiyatif aldı ve iklim değişikliği konusunda gerçekten de temiz enerjiye dönüşümü sağlayıp, sera gazı emisyonlarını azaltma kararı aldı. Gelişmekte olan ülkeler ise, bir yükümlülük almamışlardı. Sözgelimi Çin en büyük kirleticilerden olduğu halde gelişmekte olan ülkeler grubunda olduğu için bir yükümlülük almamıştı. Ama artık bu ülkeler de bilimsel gelişmelerin gerisinde kalamıyorlar. Nitekim Çin’de sera gazı emisyonlarını azaltma kararı aldı.
Gelişmekte olan ülkelerin pozisyonu burada ne olacak?
Gelişmiş ülkelerde küresel iklim değişikliğiyle ilgili çok ciddi bir inisiyatif var. Gelişmekte olan ülkeler ise, bu durumdan en çok etkilenen ülkeler konumunda yer alıyor. Dolayısıyla, Paris’te düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı’nda 187 ülkenin birden “Biz sera gazı emisyonları azaltımı yapacağız. Düşük karbonlu ekonomiye geçeceğiz” şeklinde ortak karar alması, enerji sistemi üzerinde müthiş bir dönüşüme neden olacak.

Bu dönüşümün sonuçları ne olacak?

Yıllardır enerji sisteminde yüzde 80 payıyla dominant olan fosil yakıtlarının azaltılması gerekiyor. 1990’lı yılların başında, Suudi Arabistan ve OPEC ülkeleri ile petrol ve kömür şirketleri küresel ısınmanın varlığını yadsıyor ya da insan kaynaklı olduğunu kabul etmiyor, doğal bir süreç olduğunu öne sürüyordu. Günümüzde artık bu iddia dile getirilemiyor. Çünkü artık, küresel ısınma aleyhinde çalışmalar yapanlar ve lobi oluşturanlar mahkemeye veriliyor. Dolayısıyla dünya ekonomisinin en önemli yapı taşları değişiyor.

Fosil yakıtları kullanımı gündemden kalkacak mı?

Fosil yakıtları bizim için çok önemli. Ama bunları radikal ve hızlı bir şekilde azaltmamız gerekiyor. Artık iş dünyası ve yatırımcılar kömür şirketlerine yatırım yapma konusunda endişe duyuyorlar. Çünkü birçok otoriter kurum kömür ve petrol tüketiminin biteceğini söylüyor. Kömür ve petrol yerin altında kalacak. Olduğu halde biz kullanamayacağız.

Enerji sisteminde köklü bir değişim mi yaşanacak?

Fosil yakıtlarının daha az kullanılması, büyük bir dönüşümü, paradigma değişikliğini ortaya getiriyor. Bu dönüşümde herkesin daha az enerji kullanması gerekecek. O bağlamda enerji verimliliği hayati derecede önemde bir konu. Daha az enerji kullanıldığında enerji ihtiyacı da azalacak. Bu durum bizim gibi özellikle enerji ithalatçısı olan ülkeler için çok daha önemli. Daha az enerji tüketmek daha az ithalat bağımlısı olunması gerekiyor. Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların azaltılarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine önem verilmeli. Yenilenebilir enerji kaynaklarının payı yüksek miktarlarda artırılmalı.

Türkiye açısından nasıl bir tablo var?

Dünyada büyük miktarlarda iklim finansmanı sağlanıyor. Artık bu dönüşüm başladı. Türkiye bunun arkasında kalamaz. Çünkü Türkiye fosil yakıtı üretimi yaptığında, ihracatını kolay bir şekilde gerçekleştiremeyecek. Türkiye bu düzenlemelere uyum sağlamak zorunda kalacak, yükümlülük alacak. Dolayısıyla Türkiye’nin buna hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye bu konuda dünyanın gelişmiş ülkelerinin geçirdiği radikal dönüşümü erken algılayıp, erken hareket ederse, ekonomisi açısından da önemli avantajlar sağlar.

Türkiye’de enerji politikası açısından bu yönde bir eğilim gözlemliyor musunuz?

Enerji Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere, sektörde herkes sera gazından ve sürdürülebilirlikten söz ediyor. Fakat bu kavramı bir moda kavram olarak kullanılmalı ve içselleştirilmeli. Enerji Bakanlığı’nın da bu gerçeğin farkında olduğunu tahmin ediyorum. Buna karşın, Türkiye’de bazı bakanlıklarda eski sistemi devam ettirme yönünde çok ciddi bir muhafazakarlık vardır. 10 yıl önce dile getirilen “Zengin ülkeler kömürle ve petrolle zenginleşti ve küresel ısınmaya neden oldu. Bizim de gelişmemiz gerekiyor. Bırakın biz de gelişelim. Tarihi sorumluluk bizde değil” söylemi artık sürdürülebilir değil. Çünkü, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler de sera gazı emisyonlarını artırmaya devam ettikleri sürece hepimiz bu suyun altında boğulacağız. O yüzden Türkiye’nin önlem alması çok önemli.

Türkiye için yenilenebilir enerjiye yatırım yapılması çözüm yollarından biri mi?

Türkiye bu bağlamda, dönüşümün bir parçası olarak, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak zorunda. Güneş, rüzgar, biyokütle ve su kaynakları bağlamında Türkiye’nin çok önemli avantajları var. Türkiye bu dönüşümü sağlarsa, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi bağlamında yükümlülükleri çok rahat bir şekilde yerine getirir. Böylece, bu konuda söz sahibi olan ülke ve lider konumuna gelebilir.

Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye geçişe yönelik bir hazırlık içinde olduğunu görüyor musunuz?

Türkiye ilave güç kapasitelerini yenilenebilir enerji üzerinden yapması gerekir. Aslında bunu yapıyor. 2015 yılında Türkiye’nin ilave güç kapasitesinde artış görülüyor. Türkiye 2015 yılında yeni yapmış olduğu 4200 megawattlık elektrik üretimi için ilave güç kapasitesinin yüzde 77’sini yenilenebilir enerji oluşturuyor. Bu çok önemli bir adımdır. Türkiye bunun pazarlamasını çok iyi bir şekilde yapmalı. 2016 yılı için Türkiye’nin ilave güç kapasitesinin yüzde 55’i yenilenebilir enerjiden olacak. Dolayısıyla Türkiye’nin endişe edeceği bir tablo yok. Bu tabloya güneş enerjisi de eklendiğinde, Türkiye ilave güç kapasitesinin önemli bir kısmını yenilenebilir enerjiden sağlamayı sürdürecek.

About author

Huseyin Bumin Ekmekci
Huseyin Bumin Ekmekci 2122 posts

İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun H. Bumin Ekmekçi. 15 yılı aşkın süredir ağırlıklı olarak, sektörel ve kurumsal yayıncılık alanında yazı işleri, editör, yayın direktörlüğü ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü pozisyonlarında görev yapmaktadır. Kendisi platformumuzda muhabir olarak görev yapmaktadır.

You might also like

ENERJİ YÖNETİMİ 0 Comments

Hollanda 1.000 Çiftliği Kapsayacak Dev Bir Biyogaz Projesine Başladı

Hollanda’nın sera gazı emisyonlarının yüzde 10’undan sorumlu olan tarım endüstrisi, telafi yoluna gidiyor. Süt çiftliklerinden sızan metan, bu emisyonların en önemli nedeni. Ekonomi Bakanlığı tarafından açıklanan bilgilere göre, Hollandalı çiftçiler

HABERLER

KKTC’de Jojobodan Biyodizel Üretimi Çalışmaları

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Makine Mühendisliği Öğretim Görevlisi Metin Bilir KKTC’nin stratejik bitkisi olan Jojoba’dan biodizel üreticeleğini ifade etti. YDÜ’den yapılan yazılı açıklamada görüşüne yer verilen Bilir, enerjinin her şeyin

TARIM

Jeotermal Seralarda Ürün Çeşitliliğinde Artış Görülüyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nce Jeotermal kaynakların bulunduğu Buldan, Pamukkale ve Sarayköy ilçelerinde kurulu seralarda yetiştirilen ürünlerde çeşitlilik artmaya devam ediyor. Türkiye’de jeotermal kaynaklara dayalı tarım üretiminde çeşitlilik artıyor.

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply