Biyogaz ve Biyokütlede Hayal Kırıklığı

Biyogaz ve Biyokütlede Hayal Kırıklığı

ufuk ünalTürkiye’de oldukça fazla olan organik atıklardan yapılabilecek Biyogaz ve Biyokütle tesisleri umulanın aksine hiçbir ilerleme kaydetmiyor. Bir kaç cesur girişimcinin dışında sektörde istenilen ivme sağlanamıyor. Derneğimizin yapmış olduğu çalışmalar ve araştırmalar göstermiştir ki, bu sektörün daha uzun süre Türkiye’nin enerji açığını kapatmaya katkısı olamayacaktır. Atıktan enerji üretimi ve geri dönüşüm oldukça zahmetli ve maliyetli bir iştir. Enerji sektöründe yatırım yapanlar genellikle böyle zahmetli bir sektörde yer almak istemezler. Kaynağa kolay ulaşım,uzun vadeli devlet kontratları imkanını bulan sermaye bir disiplin işi olana geri dönüşüm sektöründe faaliyet göstermek istemez. Geri dönüşüm bir zorunluluktur ve devlet tarafından kuralları konulmalıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde sanayici atıkları için para harcamak istemez fakat insanına,doğasına ve çevresine önem veren ülkeler bu işi bir kurala bağlamıştır. Sanayiciye ve yatırımcıya gerekli maddi ve manevi desteği vermektedir.

Atık yönetimi çok iyi planlanmalıdır ve her atık için geri dönüşümü en uygun yöntem tespit edilmelidir. Atık sahipleri  “Atık altındır” zannetmekten vazgeçmeli, kendi katkılarını koymalı ve uzman firmalarla işbirliğine gitmeli ve gerekirse ki tavsiyemizde ortak olmaları yönündedir. Geri dönüşüm yatırımcısının en büyük korkusu büyük maddi külfetlerin altına girerek yapacağı yatırımın ileride hammadde bulamamasıdır.

Yapılan kontratların içinde cezai müeyyideler olması yatırımcının işini çözmemektedir. Tesise gelen hammadde olmadığı sürece yatırımcı tazminat alsa da işi çözülmemekte ve aldığı krediyi geriye ödeyememe korkusu oluşmakta ve devlete elektrik üretim ve diğer türev ürünler için 3ncü şahıslara vereceği sözlerini tutamamakta ve lisansının iptal riski olmaktadır.

Biyogaz ve biyokütle tesislerinin bilinen en önemli çıktısının elektrik olduğu sanılmakta ve diğer Bakanlıklar bu konuda pek aktif olmamaktadırlar. Nasılsa YEK tarifesinden iyi fiyat alırlar işi de yapsınlar diye bakmaktadırlar.

Tarım Bakanlığı ne zaman fermente edilmiş  ve sıvı olarak kullanılması gereken, organik atık gübresinin önemi anlarsa işte o zaman biyogaz tesisleri Türkiye’de bir gübre üretim tesislerine dönüşecektir. Ülkemiz topraklarına Her gün 12.000.000 ineğin ortalama 30-50 kilo arası atığı düşmektedir. En kaba hesapla 480.000 ton atık toprağa ve suya bir şekilde karışmakta,çevreyi,suyu ve metan nedeniyle havayı kirletmekte. Gene her gün 250.000.000 tavuktan 35.000 ton atık ülkemiz topraklarına düşmekte çevreyi, suyu ve amonyak nedeniyle havayı kirletmekte ve havadaki amonyak yağmurla geri gelerek bitkileri öldürmekte. Tüm bu atıkların ortaya çıkardığı “zoonist” hastalıkları ve “kontaminasyon” ları hesaplamaya bizim bilgimiz şu anda yetmemektedir. “Fermente” edilmiş bu organik atıkların Türkiye topraklarının ihtiyacı olan organik maddeyi hemen karşılayamayacağı bir gerçektir. Fakat bu günden başlanırsa 10 sene içinde ülke topraklarında üretim ve verimlilik artar, gıda ithalatını kesecek hale gelir, erozyon azalır, arıtma tesisi kurma ihtiyacı azalır, binlerce ziraat mühendisi iş imkanına kırsalda kavuşur.

Kimyevi gübre ihtiyacı azalır.

Koku problemleri azalır ve her yer daha yaşanır hale gelir. “Fermente” gübrenin muhtelif alanlarda kullanımı için üniversitelerin gerekli çalışmaları yapmaları için her şeyden önce bu ürünü ortaya çıkaran tesislerin yapılması gerekmektedir.

Ayrıca şu anda Dünya’nın en önem verdiği konulardan biri ise Biyokütle tesislerinden çıkan BİYOCHAR karbon gübresinin tarımda ve hayvancılıkta nasıl daha verimli kullanılacağıdır.

Atıkların hem karbon izi takip edilecek ve tamamen tabii yollardan insan sağlığına zarar vermeden üretim arttırılacaktır.

Çevre bakanlığı atıkların yerinde yok edilmesi veya daha değerli bir hale dönmesi için gerekli çalışmaları yapmaktadır fakat nedense hayvansal atıklar veya organik atıklar için, sektörde Biyogaz konusunda tek Sivil Toplum Kuruluşu olan Biyogazder ile tarafsız ve cesaretli uygulamalara geçememektedir.

Yatırımcıları en çok ÇED süreci rahatsız etmektedir. Atıkları üretenler cesurca üretime devam etmekteler, toprağı,suyu ve havayı kirletmekteler. Atık yatırımcısı bu atıkları yok etmek yada değerli bir hale getirmek için tesis kurmaya kalktıklarında ne kendilerine bir yer, ne de bir yol gösterilmekte. Organik gübre yapıyoruz diye piyasada bir çok firma sadece hayvansal atıkları toplayarak “aerobik fermentasyon” yapıyorlar ve kokuda ne yanlarına yaklaşılıyor ne de ortaya çıkardıkları özellikle tavuk gübresi tarıma bir yarar sağlıyor. Amonyak, “pelet”in yada “kompost”un içinde kaldığı için  suyla temas edince ortaya çıkıp hem etrafa kokusal zarar veriyor hem de yağmurla geri dönüp bitkilere ve insanlara zarar veriyor. Yarasa ve Güvercin gübresinden sonra en değerli gübre tavuk gübresidir fakat fermente olmadığı için verimli kullanılamamaktadır. İşin enteresan tarafı işe bu gübrenin topraklarımıza işlemden geçmeden atılması yasak olmasına rağmen senede 12.700.000 ton bilinçsiz bir şekilde özellikle çeltik kabuğu ihtiva eden bir şekilde kullanılmaktadır.

Dernek olarak birçok defalar bu konuların üzerinde durduk ve elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık. Nedense bu konuların Türkiye’de uzmanlaşmış kişilerce takip edilmesi yerine yurt dışından gelen kimselerin veya derneklerin bize neyi nasıl yapacağımızı bizim şartlarımıza uygun olarak değil, kendi bildikleri ve kendi ülkelerine uygun olan şartları emrivaki yöntemi ile yaptırmaya çalışmalarıdır.  Atık yönetimi için kullanılacak yeni yöntemler veya teknolojiler geliştirmek için çaba sarf etmenin öneminin farkındayız ama bazı teknolojiler var ki, hemen uygulamaya geçmek için ülkemizde gerekli alt yapı mevcut. Sadece doğru kullanılması ve doğru desteklenmesi gerekmektedir.

Sektörün gelişmesi için önerilerimiz

1-fermente edilmiş gübrenin KDV sini 18 den 1 e indirilmesi.

2-organik atık teslim uygulamasının acilen başlaması.

3-Hibe ve krediye ulaşım imkânlarının arttırılması

4- Ç.E.D. uygulamaları için muafiyet tanınması

5-birlikler ve kooperatiflerin yatırım finansmanı yönünden desteklenmesi

6-sıvı gübre kullanımının arttırılması amaçlı, belediye ve orman idarelerinin ve erezyonla mücadelede devlet tarafından kullanımının sağlanması.

Derneğimiz bu sektöre yatırım yapacaklara yol gösterme çabalarına elinden geldiğince destek vermeye devam edecektir.

 

Ufuk Ünal

Biyogaz Y.G. Derneği , Yönetim Kurulu Başkanı

ufuk.unal@biyogazder.org

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

Köşe Yazıları

Pelin Cengiz: “İklim Dostu Belediyeciliğe Var mısınız?

Varşova’daki iklim zirvesi yine gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin anlaşmazlıklarına sahne olurken, az gelişmişlerle sivil toplum kuruluşlarının da hayal kırıklığıyla evlerine dönmesiyle sonlandı. Kritik konular yine ileri tarihlere ötelendi. İklim

Köşe Yazıları

Mehveş Evin: “Akıllı şehir olur muyuz?”

İstanbul, CITY SDK projesine dahil olarak, trafik ve ulaşıma dair bilgileri daha sofistike bir biçimde halka sunacak. Peki anlık verilere ulaşan sistemler, bir şehirde neleri değiştirebilir? Doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin

Köşe Yazıları

SolarGuide for Dummies

Öncelikle başlığın Türkçe’ye tam çevrilmesi pek mümkün olmadığı için (Aptallar için Güneş Rehberi çok da hoş ve doğru bir tercüme olmayacaktı) İngilizce bırakmaya karar verdim. Belki daha usturuplu bir açılımı