Serdar Ataseven:”Rüzgar Sektörünün İvme Kazanması Lazım”

 

İSTANBUL – 2011 yılında Yenilenebilir Enerji Kanunu’ndaki değişiklikler, tarife sisteminin uygulamaya konması başta olmak üzere sektörde önemli adımlar atıldığını belirten Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, 2023 hedeflerinden olan rüzgârda 20 bin MW’a ulaşmanın da mümkün olduğunu dile getirdi. Ataseven yatırımcının radar ve bürokratik işlemlerle ilgili yaşadıkları sıkıntıların bir an evvel çözülmesi gerektiğine de değinirken, ‘çantacılar’ın ortadan kaldırılabilmesi için kamu kuruluşlarının özel sektör gibi hareket etmesi gerektiğini söyledi. 2012 yılında yatırımcıların masa başı işlerle zaman kaybetmeye devam edeceğini ve yatırım beklentisinin 600 ila 800 MW arası olduğunu dile getiren Ataseven, sektördeki asıl patlamanın 2013 ve 2014 yıllarında yaşanacağına dikkat çekti.

Avrupa’nın en büyük rüzgâr pazarı olan Türkiye’de sektörünün artık bir ivme kazanması gerektiğini söyleyen TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven ile sektörün dünü, bugünü ve yarını ile yatırımcıların yaşadığı sıkıntıları, ‘çantacıları’ ve piyasanın devletten beklentilerini konuştuk:

Rüzgâr 2011’de hiç dinmedi

2011 yılı rüzgâr enerjisi için nasıl geçti?

Yenilenebilir Enerji Kanunu’nda Ocak ayının ilk haftasında resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren bir değişiklik oldu. Bunu rüzgâr enerjisi açısından değerlendirdiğimizde piyasaya büyük bir hareketlilik kazandırdı. Burada iki ana değişiklik vardı. Bir tanesi bizim daha önce olmayan tarife sistemiz ile ilgili. Yani rüzgârdan ürettiğimiz enerjinin artık bir alım fiyatı var. İkinci ve en önemli değişiklik ise yerli katkı payı oldu. Bu durumda, dış borcumuzun fazla olduğu bir ülke olduğumuzu düşünürsek, baktığınızda ona çözüm getirebilecek bir öneri. Bunun yalnız bir an evvel ikincil mevzuatlarla uygulamaya geçmesi lazım. Bir diğer önemli gelişme ise 1 Kasım 2007 yılından bu yana bekleyen rüzgâr müraacatlarının 2011 Eylül ortası itibariyle TEİAŞ tarafından sonuçlandırılması ve bunların lisanslandırılmaya başlaması oldu.

Bunun dışında 500 KW’ya kadar lisansız elektrik üretimiyle ilgili de gelişmeler yaşandı. Bunların yönetmeliği çıktı ve gördüğümüz kadarıyla 2012 içerisinde uygulamaya geçecek. Diğer bir gelişmede Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) tarafından rüzgâr ve güneşle ilgili ölçüm tebliği taslağı yayınlandı. Bu da şunu gösteriyor ki önümüzdeki günlerde yani 1 Kasım 2007 defteri kapanmış, sonuçlandırılmış oluyor. Bunun ölçüm tebliği yayımlanacak. 2013 yılından itibaren de rüzgâr müraacatları yeniden alınmaya başlanacak.

Ataseven: 20 bin MW hedefine ulaşmak mümkün

20 bin MW rüzgârda 2023 hedefi olarak konulmuş durumda. Kolay bir hedef değil ancak mümkün mü?

Bugünkü koşullarda bakıldığında 2023 yılında 20 bin MW’lık rüzgâr hedefi çok kolay ulaşılamaz görünüyor. ancak kamu, üniversiteler, sanayi, türbin üreticileri, yatırımcılar bir takım şeyler ortaya konarak bazı önlemler alınırsa bu hedefe ulaşmak mümkün. Bununla ilgili olarak da TÜREB’in bir yol haritası çalışması var. Bunun da Şubat sonunda taslağını tamamlayıp Mart’ın başında sektöre sunup geri dönüşleri alarak o doğrultuda bütüm sektörle paylaşmayı düşünüyoruz. Mart’ın sonu itibariyle bu yol haritasını sonuçlandırdığımızda net bir şekilde kimine ne yapması gerektiğini, kimler ne yaparsa 20 bin MW hedefine ulaşılabileceğini ortaya koyacağız.

Ataseven: Radar süreci, gün öncesi piyasalar ve bürokrasi yatırımcıyı zorluyor

Rüzgâr santrali yapımında yatırımcılar ne gibi zorluklarla karşılaşıyor?

Yatırımcıların işletmeye girerken bir kere pek çok sıkıntısı var. Hem işletmedekiler hem de işletmeye girenler için geçerli olan bu sıkıntıların başında radarla ilgili değerlendirme sürecinin uzaması geliyor. 10 aya kadar varan uzamalar söz konusu. Bu çok büyük bir zaman yatırımcı için. Radarla ilgili sorunların bir an önce çözümlenmesi gerekiyor. Sorun değil aslında bu bir süreç. Sürecin hızlandırılması gerekiyor.

Diğer önemli unsurlardan bir tanesi gün öncesi piyasalar. İşletmede olan rüzgar santrallerinin sorunlarından biri bu durum. gün öncesi tahmin yaparak siz ertesi gün üreteceğinizi elektrik üretimini bildiriyorsunuz. Ancak ülkemizde rüzgâr tahmin sistemleri Avurpa’daki kadar gelişmediği için bunu bildirebilmek ya da yapabilmek çok da kolay değil. Bunun için de biz rüzgâr santrallerinin belli bir süre, en azından 3 yıllık ya da 5 yıllık bir geçiş sürecinde gün öncesi piyasalardan muaf tutulması gerektiğini söylüyoruz.

Santal inşa halindeyken de çevre değerlendirmesi yaparken 14 farklı kurumdan heyet götürülüyor. Buradaki süreçler çok uzun. Bu süreçlerin kısaltılması ya da tek bir pencereden bu işlerin halledilebilmesi lazım ki yabancı yatırımcıları da ülkemize çekebilelim.

Ataseven: Çantacı ve proje geliştiren mühendislik firmalarını iyi ayırmak lazım

Lisans alım sürecinde çantacı tabiriyle anılan aracılar mevcut. Yeni yasal adımlar atıldığı takdirde çantacılar aradan çıkartılabiliecek mi? Ya da bu durumun ortadan kaldırılabilmesi için ne yapılabilir?

Gerek Enerji Bakanlığı gerek EPDK mevzuatta bir takım düzenlemelere giderek bu durumun önüne geçmeye çalışıyor. Bu da sonuçta Türkiye’nin bir gerçeği. Bir tek rüzgâr sektöründe de yok. Ancak burada şunu açık bir şekilde ortaya koymak lazım. Avrupa’da bir olgu var. Bir yanda proje geliştiren mühendislik firmaları diğer yanda da yatırımcı firmalar. Bu ayrımı iyi yapmak lazım çünkü Türkiye’de de proje geliştiren uluslararası firmalar oluşmaya başladı. Bunları çantacı gibi görmemek lazım. Çzzellikle uluslararası firmaların ciddi anlamda proje geliştirmek için de yatırımları var. Daha sonrasında da bunu bir yatırımcıyla paylaşabiliyorlar, içinde ortak kalabiliyorlar. Bu proje geliştiren firmalarla çantcı firmalar arasında bir çizgi koymak lazım bunu ayrıdetmek lazım.

Bir diğer yandan bakıldığında da bu tür yapıları ortadan kaldırabilmek için bizim kamu kurluşlarımızın, özellikle mühendislik hizmeti veren kamu kuruluşlarımızın biraz daha özel sektör gibi hareket etmesi lazım. Ve bu çantacıların aldığı marjın da kamu da kalması lazım. Bunun alt yapı desteği olarak gelmesi lazım. Eğer orada bir marj varsa o kamuda kalsın ve kamu bunu, yenilenebilir projenin alt yapısının geliştirilmesinde harcasın diye düşünüyoruz.

Ataseven: Ar-Ge desteği mantıklı ancak ticari argümanlar gerekli

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 2.5 MW’lık türbinin Türkiye’de üretimi ile ilgili bir proje olduğunu söyledi. Projeyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Sabancı üniversitesi ile TÜBİTAK, Enerji Bakanlığı’ndan Ar-Ge kapsamında bir destek aldılar. Şu anda prototip olarak 500 KW’lık türbin üretiyorlar. İkinci aşamada da 2.5 MW’lık bir türbin üretecekler. Bu millileştirilmeye çalışılıyor. Bu çok mantıklı bir proje. Ar-Ge kapsamında desteklenmesi de çok güzel. Ancak bunun ticari argümanlarının da olması lazım. Eğer siz bir ürünü ticarileştiremezseniz bu bir labratuvar çalışmasından öteye gitmez. Ne demek ticarileştirmek? Yani bu türbini ürettiğimiz zaman piyasadaki diğer türbin üreticileriyle rekabet edebilir olması lazım. Bu türbini ürettiğimiz zaman uluslararası finans piyasalarında bu türbini finanse edebiliyor olmanız lazım. Almanya, Danimarka, Amerika, Çin bunu hep böyle yapıyor. Yani türbini satıyor; ama beraberinde finansman modelini de getiriyor. Bizim de bunu böyle yapabiliyor olmamız lazım. Bu üretimi destekleyici EXIM Bank gibi devlet mekanizmalarının da oluşması lazım.

‘En azından doğalgaza daha bağımlı hale gelmemek için nükleer olmalı’

Bakan Yıldız 3. Enerji Verimliliği Forum ve Fuarı’nda yaptığı konuşmada nükleer enerjinin gerekliliğine dikkat çekti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da yine konuşmasında nükleer enerji için Türkiye’nin geç kaldığını dile getirdi. Siz bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Enerji Bakanlığı’nın 2023 hedefi ile ilgili bir çalışması var. Burada 2023 yılına kadar mevcut rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, güneş potansiyellerinin tamamının hayata geçtiğini kabul ediyorlar. Tabii bunların belli çalışma dönemleri var. Yani konvansiyonel üretim tesisleri gibi sürekli enerji üretmiyorlar. YaniKapasite faktörü dediğimiz kavram rüzgâr için ‘bir yılın % 30 ila % 35’inde enerji üretimi’ demektir. Bu değerleri de tüm potansiyel değerlendirmeleriyle harmanladığınızda bütün kaynaklarımızı kullansak dahi 2023’te şu anda mevcut enerji tüketiminin iki kat olacağı öngörülüyor ve bunu karşılayamıyorsunuz. Bunun için de kaynak çeşitlendirmesine gitmeniz lazım. Bu nedenledir ki nükleer enerjinin de kurulması şart öngörülüyor. Ben bu görüşe bir rüzgârcı olarak katılmak durumundayım. Çünkü şu an enerjinin % 54’ünü doğalgazdan üretiyoruz. Eğer nükleer enerji kullanmazsak doğalgaza daha fazla bağımlı hale geleceğiz. En azından doğalgaza daha fazla bağımlı hale gelmemek için gerekli nükleer enerjinin olması gerektiğini düşünüyorum.

Ataseven: Sektör asıl patlamayı 2013 ve 2014’te yaşayacak

Oldukça verimli ve hareketli geçen 2011 yılı ardından 2012 için beklentileriz ne durumda?

2012’nin ilk çeyreğinin sonuna kadar, 1 Kasım’a kadar yapılan rüzgâr müracatlarının tamamının lisanslandırılacağını öngörüyoruz. Bu, rüzgâr sektörüne hareketlilik kazandıracak. Ama genelde hep masabaşı işleri ve izin almalar ile uğraşacak rüzgâr yatırımcıları. Asıl patlamayı ise 2013 ve 2014’te yaşayacağız. Bizim 2012 için tahminimiz 600 ila 800 MW arası rüzgâr santralinin işletmeye girmesi ancak 2013’te en az 1000 MW, 2014’te de en az 1000 MW rüzgâr santralinin hayata geçeceğini öngörüyoruz.

Röportaj: Kağan Konçak, www.alternatifenerji.com

About author

Ahu Binici
Ahu Binici 1369 posts

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olan Ahu Binici, Alternatif Enerji Platformu’nun kurucu ortaklarından olup, aynı zamanda Alternatifenerji.com’un sosyal medya yöneticiliğini yapmaktadır. TemizDünya Ekolojik Yatırımlar Ltd. Şti.’de 4 yıl boyunca çeşitli Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajansı gibi çeşitli kurumların işbirliğinde gerçekleştirilen ekoloji, temiz enerji ve farkındalık projelerinde proje koordinatörlüğü yapmıştır. Bugüne kadar çevre alanında çalışan farklı STK’larda gerçekleştirilen projelerde görev almıştır. Genç Çevre Girişimi Platformu’nun ve Denge Ekoloji Derneği kurucu üyesi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Genç Delege’sidir. Silikon Vadisi kurumu Founder Institute tarafından desteklenen Ecotrend Yaşam Stili Platformu’nun ve Ecoana'nın kurucu ortağıdır.

You might also like

Şirket Haberleri

“Solar Sektörün Çıtasını Yükseltmeyi Hedefliyoruz” ”

DMY Elektronik Yatırımlar grubu Yatırım ve Üretimlerden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Levent Gülbahar: “Yüzde 100 yerli inverter üretimi ve sunduğumuz mühendislik katma değerli EPC çözümleri ile sektörün çıtasını yükseltmeyi hedefliyoruz.”

Güneş EnerjisiB 0 Comments

Zenit Enerji, Yatırımcıya Tam Destek Kapsamında Çalışmalarını Sürdürüyor

Zenit Enerji ve Çevre Teknolojileri Ltd. Şti. Teknik işlerden Sorumlu Genel Müdürü Can Camcı: “Müşterilerimizin yatırım ve projelerine en uygun olan FV Panel, inverter, kablo, konnektör ile izleme ve test

RÖPORTAJLAR

“Enerji Politikaları, Sağlıklı Dengeler Kurulmasını Gerektiriyor”

Yenilenebilir enerji alanında biyokütlenin önemi giderek artarken, bu gelişmeye paralel olarak kamu ve özel sektör yöneticileri atık yönetimi konusunda çalışmalarını hızlandırıyor. Biz de İZAYDAŞ Genel Müdürü Muhammet Saraç’la İZAYDAŞ’ı, atık

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply