Arif Künar:”Enerji Verimliliği Tükenmez Enerji”

Arif Künar:”Enerji Verimliliği Tükenmez Enerji”

İSTANBUL – Elektrik talebinin arzı zorladığı bu sıcak yaz günlerinde bile, her daim klimalardan dem vuruyoruz ama “enerji verimliliği” demeye dilimiz varmıyor. Enerji verimliliği dendiğinde hepimizin aklına ilk gelen değerli isim: Arif Künar

Enerjide dışa bağımlılığımızın azaltılabilmesi için en büyük enerji kaynağımız  verimlilik ve tasarruf. Konunun teorisini bir yana bırakıp, enerji verimliliğinin uzun ve yorucu serüveninde mühim detayların altını bir kez daha çizmek adına, ESER ENERJİ YÖNETİM A.Ş. Genel Müdürü Arif Bey’ e sorduk…

Arif Bey, enerji verimliliğinin uzun ve yorucu macerasında yaptığınız çalışmaları hepimiz takip ettik, etmeye de devam edeceğiz. Bu konuda sektör olarak henüz hedeflediğiniz noktada olmadığınız aşikar. O nedenle ilk olarak sormak isterim bu serüvenin size hissettirdikleri nedir?

Enerji verimliliği konularında ve özellikle uygulamalarında, bu ülke insanlarının, alışkanlıklarının, hasletlerinin, davranışlarının başka hiçbir ülke insanına benzemediğini, çoğu zaman anlaşılamaz olduğunu anlamış oldum. Enerji verimliliği konusunda yıllardır hala emeklemeye devam ettiğimizi; nasıl ülkenin, doğanın, bizlerin kaynaklarını-paralarını hızla tüketmeye devam ettiğimizi, 2 ileri 5 geri gittiğimizi, üzülerek, kahrolarak görme-yaşama şanssızlığına nail oldum.  Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konusunda 21 yıllık teorik (yazıp-çizerek-konuşarak-ahkam keserek), 6 yıl pratik-uygulama süreci sonunda, bu “güzel ve yalnız ülkede” neler yapmam ve neler yapmamam konusunu artık çok iyi öğrenmiş bulunuyorum.

Ancak, ışığı ve muazzam potansiyeli de görüyorum-biliyorum. Bizler eğer doğru yapıları ve adımları hızla oluşturabilirsek, ramak kalan eşiği aşabileceğiz ve ben de kendi adıma bu yorgunluğu kolayca unutacağım.

Kaynakları ve enerjiyi hoyratça harcıyoruz

Enerji verimliliği konusunda da aşina olduğumuz bir tablo var. Hedefler, yapıldığı öne sürülen projeler ve özellikle metodoloji kağıt üzerinde çok farklı. Peki sizce teori ne kadar pratiğe geçti? 

Maalesef, teori pratiğe geçmedi, geçemedi, geçirilemedi… Hem kadim “Anadolu Yaşam Geleneğinde” hem de geçmiş “İslam Kültüründe” israf, doğaya zarar verme, aşırı tüketme-yoketme davranışı-anlayışı olmayan bir coğrafyada, şimdi tam tersine; tüketme-yok etme-gereğinden-ihtiyacından- doğal olandan fazlasına sahip olma çılgınlığını-pratiğini yaşıyoruz. Kaynakları ve enerjiyi hoyratça harcıyoruz.

Bu doğrultuda sizce bireylerin, kurumların ve otoritelerin “enerji verimliliği bilinci”  ne durumda?

Özellikle karar vericilerin ve otoritelerin bilinci bu konuda henüz tam oluşmadı ve olgunlaşamadı maalesef. Atılacak adımlar, alınacak kararlar, yapılacaklar belli olmasına rağmen, özellikle enerji verimliliği konusunda Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok iken, hala dümeninin kimde olduğu bilinmeyen küçük teknelerle, ABD’yi keşfetmeye çalışıyoruz, koca okyanusun üzerinde, dönüp dönüp hep aynı yere gelerek.

Ülkemizde enerji verimliliği ve tasarrufu artık “lafla” bile konuşulmaz oldu 

Oysa yurtdışında bu konu daha ciddi ele alınıyor, bizler örneklerini basından takip ediyoruz. Siz yurtdışı seyahatlerinizde bire bir tanık oldunuz. Peki ülkemizde eksik olan nedir?

Ülkemizde enerji verimliliği ve tasarrufu; bırakın uygulamalarını, artık ‘lafla” bile pek konuşulmaz oldu. Ülkemizde eksik olan; ortak iş yapma kültürü, mekanizma ve metodoloji oluşturmak, organizasyon yapmak becerimizdir.

Yurtdışındaki örneklere bakıldığında, Japonya, FUKUŞİMA Nükleer Santral felaketinden sonra, biliyorsunuz tüm nükleer santrallarını kapattı. Ortaya çıkan elektrik darboğazını da, elektrik tasarrufu yaparak (zaten enerji verimliliğinde sineğin yağını çıkarıyorlar) aştılar. Tüm ülkede kamu, özel ve bireysel tüm mekanlarda; konfor derecelerini yazın 28 derece klima ayarını-kullanımını ve kışın da 20 derece klima ayar ve kullanımını belirlediler ve uyguladılar. Buna herkes uydu ve bir yıl içinde toplam: %15 elektrik tasarrufu yaptılar. Hem de sadece konfor değerlerini düşürerek ve düzenleyerek. Yani bu pekala mümkünmüş… İngiltere’de de kışın 19 derece olarak belirlenmiş; konfor derecesi.. Kışın kalın giysilerle oturuyorlar ve kaloriferi-klimayı bizdeki gibi kışın 24-26 derece, hatta 28 derece yapıp, sonra da ince giysilerle oturup, hem de sıcak oldu deyip, kapı-pencere açmıyorlar.

Bizim ülkemizde de hem Başbakanlık tasarruf genelgelerinde hem de çok önceden EİE’nin belirlemiş olduğu ve çok da bilimsel verilere ve sosyal davranışlarımıza, alışkanlıklarımıza bakmayan, insan biyolojisi-fizyolojine uygun olmayan bir “konfor” değerimiz var.

Bunun hem insanlara anlatılması hem de yavaş yavaş “konfor” derecelerinin, günümüz iklim değişikliği, enerji fiyatlarının, sağlık sorunlarının giderek can yakmasının da önüne geçilmesi için bir fırsat olmalı. 10 Temmuz 2012 tarihi, elektrik tüketiminde -klimalardan kaynaklı-; rekorumuz olarak kaydedildi. Biz de sosyolojik araştırmalar, bilimsel araştırmalar, iklimsel araştırmalar yapıp; konfor derecelerimizi, en azından kamu binaları, okullarda kontrol altına alabiliriz, gönüllü olarak ta tüm yurttaşlara uymaları tavsiye edebiliriz. Enerji Talep tarafı yönetimini (DSM) gerçekleştirebiliriz, günışığı uygulamasını maksimum kullacak yeni düzenlemeler yapabiliriz, çalışma saatlerimizi değiştirebiliriz, “home ofis”leri artırabiliriz vb.

ABD ve AB de, 2020 yılında, artık pasif evler zorunlu olacak. Bizler hala, “binalarda enerji performans yönetmeliği”ni delmeye, ötelemeye çalışıyoruz.

Peki bu bahsettiklerinizi kim ya da hangi kurum yapacak?

Enerji verimliliği özelinde, tek bir merkezden ulusal çapta bütün binaları, sanayi ve ulaşımı bütüncül olarak değerlendiren, finansal kaynakları ve öncelikleri belirleyen, yönlendiren, model-mekanizmlar öneren-üreten-oluşturan, uygulayan bir merkez ihtiyacı var; ENERJİ VERİMLİLİĞİ MERKEZİ (EVEM).

Hem bu tür hayati-güncel-pratik konuların ulusal çapta çözümü hem de enerji verimliliğinin ülkenin; en öncelikli-acil ve önemli konusu olduğunu öne çıkaracak yeni bir mekanizma-kurum-kuruluş gereksinimi olduğu konusunda; artık tüm sektör temsilcileri ve kamunun konuya vakıf teknokrat-bürokrat-uzmanları hemfikir durumda. Bu mekanizma-kurum-kuruluş, aslında Türkiye dışında tüm dünyada mevcut… Adı: “Enerji Verimliliği Merkezi” ya da “Enerji Verimliliği Ajansı” ya da başka, başka isimlerde…

Bir çok ülkede ağırlıklı kamu ve özel sektör olarak kurulmuş, hem de tamamen özerk ve bağımsız (tüm sektör, Meslek Kuruluşları, Üniversiteler vb.).. Hem ulaşım hem de sanayi ve binalarda enerji verimliliği konularını koordine eden, uygulayan-uygulatan, ülkenin, sektörün önceliklerine göre tüm kaynakları (yerli-yabancı) organize eden ENERJİ VERİMLİLİĞİ MERKEZİ (EVEM); bizde de acilen oluşturulmalıdır. Şimdilik kamu, “özerk-bağımsız” yapılara mevcut Hükümet henüz sıcak bakmadığı için sonradan yer alabilir, ancak özel sektör ve diğer tüm bileşenler ( sektörel dernekler; İMSAD, TTMD, İSKAV, İZODER, DOSİDER, İSKİD, ÇEDBİK, EYODER, ENVERDER vb., meslek odaları;TMMOB, TOBB, sanayi temsilcileri; MÜSİAD, TÜSİAD, TUSKON, OSB vb., finans temsilcileri; EBRD-TURSEFF, KfW, DB, EIB, JICA, BM, Yerli Bankalar vb., ürün ve danışmanlık şirketleri vb., üniversiteler vb.) yer almalıdır.

Enerjiyi akıllı yönetemeyen bütün işletmeler ve sektörler yok olmaya mahkumdur 

Uygulama tarafına baktığımızda, hem bundan önce sizinle yürüttüğümüz bir proje ve hem de benim  koordine ettiğim bazı otellerde enerji verimliliği projelerinde gördüm ki: bu konu sadece ampul değiştirmek ya da lüzumsuzsa söndür kalıbına sığmayacak kadar bambaşka bir alan ve gerçekten bir çok elektrik tüketim noktasında tasarruf potansiyeli var. Kısa bir periyot sonrasında enerji tüketiminde başlangıç dönemi arasında ciddi bir bir fark ortaya çıkıyor. Sizin ifadelerinizle de duymak isteriz, bir tesis sahibi böyle bir projeye neden dahil olsun? Enerji verimliliği etüdünün faydaları nelerdir?

Tesis sahibi, eğer tesisini işletmeye devam etmek istiyorsa, enerji verimliliği-etkinliğini, sürdürülebilir, rekabet edebilir bir zorunluluk olarak zaten sağlamalıdır. Hep yazıp-konuştuğumuz gibi çevre, doğa, iklim değişikliği, sosyal sorumluluk, gelecek kuşaklardan öte, tamamen “kazan-kazan” olarak enerji verimliliği etüdü yaptırmak ve uygulatmak zorundadıır. Enerjiyi etkin, verimli ve tasarrflu, akıllı yönetemeyen, kullanamayan bütün işltemeler, sektörler yok olmaya mahkum olacaklardır.

Artık, enerji verimliliği etütleri ve uygulamaları için ülkemizde de birçok teşvik, hibe, destek, kredi ve teknik yardım var. Hem etütler hem de enerji verimliliği uygulamaları (cihaz, sistem iyileştirmeleri, değişimleri, yenilenmeleri); elde edilen tasarruf üzerinden ödenebilir, işletmenin-tesisin cebinden ektra 1 TL para çıkmadan; 2-5 yılda yap-işlet-devret modeline benzer, enerji performans anlaşmaları (EPC) ile yapılabiliyor. Tesisin, işletmenin her hangi bir teknik ve finansal riski, sorumluluğu olmadan gerekli olan enerji verimliliği çalışmaları-iyileştirmeleri kolaylıkla-rahatlıkla yapılabiliyor. Yani bir tesisin-işletmenin; enerji verimliliği etüdü ve uygulamalarını yaptırmamasının artık tek bir nedeni ve mantığı olabilir, o da tesisin-işletmenin artık devam etmeyeceği, kapatılacağı olmasıdır. Bunun dışında başka bir anlaşılabilir “açıklama-neden” mümkün olamaz…

Yeşil binalara ilişkin tarafınızca yapılan çalışmaları takip ediyoruz. Son durum itibariyle bu konudaki talep durumu nasıl ve son projeleriniz nelerdir?

Yeşil Binaların danışmanlığı, uygulaması ve işletilmesindeki tecrübemizi, bizatihi kendi LEED PLATİN Sertifkalı” ESER Yeşil Bina ve ESER Yeşil Enerji Parkı”nda sürekli iyileştirip, geliştirip, uyguladığımız için, ülkemizde her konuda olduğu gibi, 2 günlük ÇEDBİK kursları sonunda LEED AP sınavını kazanan, ancak hayatında bina yapmamış, işletmemiş “yeşil bina uzmanları!” tarafından, yalnızca “kağıt üzerinde”, uzaktan “check list” doldurularak alınan “yeşil sertifikalı” binalar yerine, “sürdürülebilir, işletilebilir, maliyet esaslı” gerçek enerji verimli-etkin yüksek performanslı bina” danışmanlığında iddialıyız.

Yeni kurmuş olduğumuz ESER ESCO Enerji Yönetim A.Ş.; öncelikle Türkiye’de ilk LEED Platin Sertifikası’na sahip ESER Holding Yeşil Binası’nın enerji ve çevre danışmanlığını Arif Künar, Dr. İbrahim Çakmanus ve Prof. Dr. Birol Kılkış ve ODTÜ-MATPUM Prof. Dr. Haluk Pamir ile birlikte yapmış olan ekibe katılan; LEED, BREEAM, DGNB ve pasif bina uzmanları, yeşil bina uygulamaları konusunda deneyimli ESER Holding Şirketleri mühendisleri ile;

ODTÜ-MATPUM Enerji ve Çevre Danışmanı olarak;  ODTÜ-MATPUM Sıfır Enerjili Bina, ODTÜ-TÜKAM Yeşil Bina, ODTÜ İklim Dostu Kampus, GAP Urfa Yeşil Konukevi, TOKİ Toplukonut Standartlarının Hazırlanması Kapsamında projelerde yer alınmışdır.

Mevcut durumda da  GAMA Holding Mevcut Genel Müdürlük Binası (LEED-EB), GAMA TOWERS (LEED-CS), PROKON A.Ş. Yeni Genel Müdürlük Binası (LEED-NC), PARAGON Residans (LEED-NC), OSTİM EKOPARK, OSTİM Yeşil Yönetim Binası (LEED-EB), ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu “yeşil  kampus ve LEED süreci” çevre ve enerji danışmanlık hizmetleri ile  ESER Yeşil Binası (TS EN 50001 Enerji Yönetim sistemi, TS EN 14064 Karbon hesaplama ve Yönetim Sistemi, AB yeni yeşil bina değerlendirme sistemi “Open House” Projesi, TÜBİTAK Enerji Verimli, Yüksek Performanslı Ekserji Yönetimi Projesi, EPC yapılarak Yeşil Bina Enerji İzleme ve Yönetim Sistemi kurulması vb.) çalışmalarına devam edilmektedir.

Özellikle yüksek performanslı-sürdürülebilir-enerji verimli-yeşil binalar konusunda uzmanlaşan ESER ESCO Enerji Yönetim A.Ş.; bina enerji kimlik belgesi (EKB), enerji etüt, verimlilik arttırıcı proje, enerji verimli “yeşil” mimari ve “yeşil” mekanik tesisat projesi, bina otomasyon ve enerji izleme sistemi, bina enerji simulasyonu (energy plus, carrier HAP, energy star portfolyo manager), pasif ev planlama paketi (PHPP), bina CFD simulasyonu, aydınlatma simulasyonu, günışığı bacası aydınlatma simulasyonu, ekserji ve hibrid enerji modellemesi, devreye alma (commissioning), test, ayar ve balanslama (TAB), kojen-trijen fizibilitesi, yaşam boyu maliyet analizi (LCCA), “TS EN 50001 Enerji Yönetim Sistemi”, “TS EN 14064 Karbon Yönetim Sistemi”, “TS EN 14001 Çevre Yönetim Sistemi”, “Yeşil Satınalma”, “Yeşil Yönetim Sistemi” vb. konularında da ayrıca mühendislik, danışmanlık, müşavirlik, kontrolörlük, eğitim ve “garantili enerji performans anlaşmalı” uygulama, anahtar teslim “yeşil bina” ve “yeşil enerji sağlama anlaşması” hizmetleri vermektedir.

Arif Bey bu keyifli sohbet için içten teşekkürlerimi sunarak son sözlerinizi almak isterim.

Kendi adıma ve nacizane sektör adına, hem size hem de Alternatif Enerji’ye çok teşekkür ediyor ve başarılar diliyorum. Bu konuda hepimize görev düşmektedir, ancak bunu öncelikle başlatmak-organize ve koordine etmek; sanırım “Sektörel Dernekler Platformu”na düşmektedir. Kendilerini bu vesile ile EVEM kurulması için “göreve” çağırıyorum.

Röportaj: Figen Özer, alternatifenerji.com 

About author

Senem Gençer
Senem Gençer 761 posts

Alternatifenerji.com’un kurucu ortaklarından biri ve CEO’su olan Gençer, 1971 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1993 yılında ODTÜ İşletmeyi bitirdikten sonra, Johnson & Johnson Medical ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği gibi farklı kurumlarda çalıştı. 2007 yılında güneş enerjisi ve LED aydınlatma konularında halen çalışmakta olan Ekogüneş’i ve Türkiye’nin ilk online solar ürün satış sitesi olan www.ekogunes.com’u kurdu. Gençer, aynı zamanda Güneş Enerjisi ve Sanayicileri Derneği GENSED’in kurucu üyelerindendir.

You might also like

Sektörel Röportajlar

“Lisanssız Kapsamdaki Öz Tüketim Şekli, Aslında Bir Finans Modelidir”

Upsolar Türkiye Satış Müdürü Esra Canpolat:  “Lisanssız güneş elektriği üretimi kapsamında öztüketim uygulamasına çok inanıyoruz. Lisanssız kapsamdaki öz tüketim şekli, aslında mevcut bir bütçeyi yönetmeye dair bir finans modelidir. Upsolar olarak biz de

HABERLER

“Bizim Elektrikli Araçlarımızda Şarj İstasyonuna Değil, Sadece Bir Prize İhtiyaç Var”

DMA Yönetim Kurulu Başkanı Önder Yol: “Gelecek 10 yıl inovasyon yılı olacak, yeni bir teknoloji geliştirmedikçe şirketlerin yaşama şansı olmayacak. Şirketimiz de bunun bilincinde ve dünyada hiçbir firmanın yapmadıklarını başarmaya

Sektörel Röportajlar

“Yenilenebilir Enerji Kullanımı Arttıkça, Çift Yönlü Sayaçlar Yaygınlaşacak”

Makel Genel Müdürü Hakan Öztürk: “Önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı daha da artacaktır. Bu da monofaze sayaçlar dahil olmak üzere tüketimi ve üretimi ölçen iki yönlü sayaçların hızla yaygınlaşacağı

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply